
Tarihte, İngiltere'nin başını çektiği batılı dış mihrakların Çin gibi bir ülkenin halkını afyon kullanarak nasıl vurduğunu biliyorsunuzdur. Bugün ise asıl soru şu, "Günümüzde Türkiye'yi hangi yollarla vuruyorlar?" Sorunun yanıtı için çok detaylı analizler yapmaya gerek yok çünkü cevap vermek çok basit. Sanal bahis, kara para, kumar ve uyuşturucu. Oynanan oyun gerçekten çok tanıdık değil mi? 'Acaba tarih kendini mi tekrar ediyor?' diye düşünmeden edemiyoruz. Geçmişe dönüp bir bakalım, sahi Çin'de ne olmuştu? 19'uncu yüzyılın hemen başlarında İngiltere, Çin'den büyük miktarlarda çay, ipek ve porselen alıyordu. Çin ise aksine İngiliz mallarına çok ihtiyaç duymuyordu. Sonuç İngiltere için pek iç açıcı değildi. Çünkü 'gümüş' yani para Çin'e akıyordu. Bu ticaret dengesi bir an önce değişmeliydi. Yoksa Çin'i kimse tutamayacaktı. Planlar yapıldı, Hindistan'da üretilen Afyon Çin'e kaçak yoldan sokulacaktı. Plan başarılı oldu ve ticaret dengesi kısa sürede İngiltere lehine değişti. Kaçak yollarla Çin'e sokulan afyon yani uyuşturucu karşılığında Çin'den gümüş çıkıyordu. Çin daha ne olduğunu anlamadan ticaret kısa sürede İngiltere lehine değişmişti. Uyuşturucu da bir ticaret aracına dönüşmüştü.
YENİLGİNİN BEDELİ AĞIR OLDU
Ortada garip bir durum vardı. Afyon, Çin'de yasaktı ama ticareti büyüyordu. Bağımlılık yayıldıkça yayılıyor gümüş ise kontrolsüz şekilde ülke dışına çıkıyor ve devlet ne yaparsa yapsın bu ticaretin önüne bir türlü geçemiyordu. 1839'da Çinli Lin Zexu adlı bir yetkili afyona el koydurdu ve yaktırdı. Mesaj son derece açıktı, "Bu ticareti durduracağız"... Kısa süre sonra savaş çanları çalmaya başladı. 1839-42 yılları arasında 1. Afyon savaşları yaşandı. Çin ordusu yenildi ve antlaşma imzalamak zorunda kaldı. Antlaşmanın sonuçları Çin açısından çok ağırdı. Anlaşmaya göre, Hong Kong İngiltere'ye bırakıldı. Çin tazminat ödedi ve ticaret için yeni limanlar açıldı. İngiliz tüccarları ise imtiyazlar elde etti. Sonuç olarak, konu aslında sadece uyuşturucu değildi. Uyuşturucu ticareti siyasi bir güç mücadelesinin doğal parçası haline gelmişti.

KUMAR CEP TELEFONUNDA
Hemen soralım peki bugün Türkiye'de neler yaşanıyor? Tablo biraz farklı aslında. Afyon'un yerini bağımlılık ekonomisi almış durumda ve hızla büyüyor. Uyuşturucu, sanal bahis, kumar ve dijital bağımlılık... Bunların çevresinde, kara para, suç, para trafiği, borç gibi sistemler birbirine bağlanıyor. Düşünün bir kere kumar oynamak için artık kumarhaneye gitmeye gerek var mı? İşte asıl kırılma da burada yaşanıyor. Bunun için bir telefon, bir reklam, bir link, bir sosyal medya hesabı ve bir mesaj yeterli... Kumar artık ne yazık ki cebimizin içine kadar girdi. Mesele sadece bağımlılık değil tabi arka planında para unsuru var. Bahis oynanıyor, para kaybediliyor ve borç oluşuyor. Oluşan borç ise yeni bir karşı konulamaz döngüyü tetikliyor. Döngünün içinde ise kara para ve suç ağları ortaya çıkabiliyor. Karşımızda sadece kişisel alışkanlıklarımız durmuyor. Ne yazık ki kendi ekonomisini yaratan bir bağımlılık döngüsü şeklinde ortaya çıkıyor.
TÜRKİYE SALDIRI ALTINDA MI?
O zaman şu soruyu sormamız gerekiyor. Türkiye bir saldırı altında mı? Çok dikkatli olmalıyız. "Türkiye üzerinde bir operasyon yürütülüyor" iddiasını kanıt olmadığı için ortaya koyamayız. Bunu gerçekmiş gibi sunmak doğru olmaz ancak ortada bir sorun yokmuş gibi de davranmamalıyız. Çünkü bağımlılıkla ortaya çıkan suç ekonomileri sonuçta son derece karlı bir pazar yaratabiliyor. Yasa dışı bahis ve uyuşturucu ağları ülke sınırları ile çerçevelenmiyor. Para bir ülkeden çıkıp, başka bir ülkeye ve başka başka hesaplara aktarılıyor. Dijital dünya günümüzde suç ekonomilerinin görünüm ve sınırlarını da değiştirdi.
ARADA BENZERLİKLER VAR MI?
Gelelim tarihte Çin ile yaşanan benzerliklere. 19. yüzyılda karşımızda emperyalizm, uyuşturucu ticareti ve savaş vardı. Bugün ise dijital ağlar, yasa dışı bahis, kara para ve küresel suç ekonomisi var. Ancak ortak bir nokta dikkat çekiyor. Bağımlılık bireylerin sınırlarını aştığında ekonomik ve toplumsal bir soruna dönüşüyor. Çin'de afyon insanları sadece bağımlı hale getirmedi, ticaret sisteminin parçası haline geldi... Bugün de bağımlılık yalnızca tüketilen bir şey değil etrafında dönen para dönen bir sistem haline geldi. Unutulmamalı ki, bağımlılık sadece bağımlı olanı etkilemez. Onun ailesini ve sosyal çevresini de etkiler. Bağımlılık yaygınlaştıkça bundan refah ve üretkenlik de payını alır. Kartopu gibi büyüyen bu soruna eğer yeterince dikkat edilmezse kısa sürede toplumsal bir ekosisteme dönüşebilir.