KONUK YAZAR SELAHATTİN GEZER YAZDI...
Son dönemde yaşanan fon felaketi, kestirmeden zengin olma hırsının ve tamahkarlığın toplumu nasıl zehirlediğini bir kez daha gösterdi. Piyasa gerçeklerinden uzak fahiş getiri vaatleri ve denetimsiz, kapalı sistemler; kolay yoldan servet hayali kuran yüzlerce insanı felakete sürükledi. Bu hırs yalnızca cepleri boşaltmakla kalmadı; helal kazanç bilincini ve toplumdaki güven duygusunu da derinden yaraladı. Karınca, birkaç tane ile yetinebilecekken yaz boyunca topluyor da topluyor; kimi zaman da bir ayak altında çiğnenip gidiyor. İnsanoğlu öyle doyumsuz, öyle açgözlü ki dünyanın bütün servetini, hatta tamamını üzerine tapulasanız gözünü yine başka yerlere diker. Nitekim bugün uzay yarışının ve Ay'a gitme çabasının arkasında yatan temel etkenlerden biri de bu sahiplenme arzusudur. Dünyanın etrafı, yörüngeye gönderilen uyduların bıraktığı çöplüklerle dolmuş durumda. İnsan, şu fani dünyada göz göre göre bu aç gözlülüğü nasıl sergiler? "Bugün bir lira vereyim yarın yüz lira olsun, yüz lira ertesi gün bin lira olsun..." Bu hırsın ve ihtirasın sonu yoktur.

TATLI Bİ YARIŞ VARDI
Oysa bu güçlü arzu ve çaba doğru bir yere kanalize edilmelidir: Allah'ın rızasını kazanmaya, tamahkarlığı bırakmaya ve ebedî hayata aşkla, şevkle gayret etmeye... Madem son günlerde bu "fon" meselesi gündemimizi meşgul ediyor, meseleye farklı ve ulvi bir pencereden bakabiliriz. Misal: Hz. Ebubekir (r.a.) bence en büyük "foncu"ydu. Ne zaman ihtiyaç hasıl olsa bütün malını getirip Peygamber Efendimizin (s.a.v.) önüne sererdi. İslam ordusunun teçhizatı, askerin atı, kılıcı ve azığı için; kısacası Allah yolunda harcanması adına varını yoğunu gözünü kırpmadan bağışlardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Ey Ebubekir, geriye ne bıraktın?" diye sorduğunda; o büyük sahabi derin bir aşk ve sadakatle, "Geriye Allah ve Resulünün sevgisini bıraktım" cevabını verirdi. Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer (r.a.) arasında hayırda ve infakta tatlı bir yarış vardı. Hz. Ömer, her defasında muhabbet dolu bir ses tonuyla, "Ey Ebubekir, burada da mı beni geçtin?" diyerek ona olan hayranlığını dile getirirdi.
ÖTEKİ DÜNYAYA YATIRIM
İşte sahabe efendilerimiz adeta manevi bir fon yarışındaydılar. Allah'ı razı etme, ebedî kazanç elde etme ve ahireti imar etme derdindeydiler; dünya sevdasına gönüllerinde yer yoktu. Ecdadımız Selçuklu ve Osmanlı da aynı manevi yatırım anlayışına sahipti. Gittikleri her yeri imar ediyor; köprüler, hanlar, hamamlar inşa ediyorlardı. İbadetlerini özgürce yapabilmeleri için kilise ve havralar inşa ediyor, asla mabet yıkmıyorlardı. İşte gerçek fon budur; gerçek ahiret hissesi almak, ahiret borsasına maddi ve manevi yatırımlar yapıp öte dünyada Allah'ın rızasıyla ebedî saraylara talip olmaktır. İnsan hırsına yenik düşmeden önce tabiata bakıp biraz düşünmelidir. Belgesellerde veya kitaplarda görürüz: Bir tilki girdiği kümesten sadece yiyeceği kadarını alıp çıksa, gürültü çıkarmadan rızkını yiyip yoluna devam edecektir. Fakat hırsına yenilip kümesteki bütün hayvanları boğar. Çıkan şamataya çiftlik sahibi elinde tüfekle gelir ve tilkinin hayatına son verir. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin buyurduğu gibi: "Hırs, sebebi hasarettir (kayıptır)." Ağaçlarda hırs ve tamah yoktur; rızıkları ayaklarına gelir. Balinalarda hırs yoktur; devasa ağzını açar ve denizdeki planktonlar ile küçük balıklar adeta bir mağaraya girer gibi kendiliğinden içeri süzülür. Buna karşın bazı köpekbalıkları o kadar hırslıdır ki mideleri açıldığında içinden ne kadar alakasız, yabancı madde varsa çıkar; önüne ne geldiyse yutmuştur. Gözü dönmüş modern foncular da tam olarak böyledir. Kısa yoldan zengin olma ihtirasıyla saldırdıkça saldırıyorlar. Önlerindeki sofralar çeşit çeşit yemeklerle dolu olduğu halde, masada geğire geğire hâlâ "Hangi hisseyi alalım, hangi fona girelim?" diye konuşuyorlar. Sanki ceplerinde hiç ölmeyeceklerine dair bir garanti belgesi var! Dünya batsa, insanlık kırılsa umurlarında değil; tek dertleri kazanmak, kazanmak, yine kazanmak... Gidip göreceğiz ahirette hangi foncuların yüzü gülecek! Ahiret borsasına, Allah rızasına yatırım yapanların mı; yoksa dünyada büyük bir hırsla bir lirasını yüz lira, bin lira yapma peşinde koşup dünyaya sarılanların mı? Kabir fonuna, Sırat fonuna, ahiret fonuna; kısacası ebedî hayat borsasına, yüzümüzü ağartacak ve Peygamberimizi (s.a.v.) sevindirecek yatırımlar yapmak lazımdır. Yeri gelmişken, bir vefa gereği: Kendi partisinden veya en yakınından olsa bile hiçbir yanlışa müsamaha göstermeyip ne gerekiyorsa tereddütsüz yapan Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a bu dik ve adil duruşundan dolayı teşekkür etmek gerekir. Fon meselesinde gereken duruşu göstermiştir.

