Balıkesir ile Çanakkale arasında yükselen Kaz Dağları, yalnızca eşsiz doğasıyla değil, binlerce yıldır dilden dile aktarılan hikâyeleriyle de Anadolu'nun en gizemli bölgelerinden biri. Bu görkemli coğrafya, Homeros'un binlerce yıl önce kaleme aldığı İlyada destanında "İda'nın en yüksek tepesiydi bu. Bulutları devşiren zeus onu gördü... Görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını..." şeklinde anlatılan İda'dan başkası değildi. Antik çağda Zeus'un kudretinin, Türk-İslam kültüründe Sarıkız'ın efsanesinin, yakın dönemde ise birbirine kavuşamayan Hasan ile Emine'nin aşkının anlatıldığı Kaz Dağları'nda neredeyse her patikanın, her taşın ve her tepenin ayrı bir hikâyesi bulunuyor.

ZEUS'UN TROYA'YI SEYRİ
Kaz Dağları'nın mitolojik geçmişindeki en önemli noktalardan biri Adatepe'nin üzerinde bulunan Zeus Altarı. Antik Yunan mitolojisine göre tanrıların kralı Zeus'un Troya Savaşı'nı buradan izlediğine inanılıyor. Edremit Körfezi'ne hâkim konumuyla bugün de ziyaretçilerini büyüleyen tepe, İda'nın mitolojik kimliğinin en güçlü simgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Troya Savaşı'nın fitilini ateşleyen ünlü güzellik yarışmasının da bu coğrafyada gerçekleştiği rivayet ediliyor. Efsaneye göre Paris; Hera, Athena ve Afrodit arasında seçim yaptı ve "en güzele" verilmesi gereken altın elmayı Afrodit'e sundu. Bu tercih ise sonunda Troya'yı tarihin en büyük destanlarından birinin merkezine taşıdı.
İKİ KÜLTÜRÜN İZİ
Mitolojinin izinden ilerleyen yolculuğun bir sonraki durağı Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Adatepe Köyü. Kaz Dağları'nın eteklerine kurulan köy, Osmanlı döneminde Türk ve Rum nüfusun bir arada yaşadığı yerleşimlerden biri olması nedeniyle iki farklı kültürün mimari izlerini bugün de taşıyor. Köyün üst kesimlerinde geleneksel Türk mimarisinin örnekleri ve cumbalı yapılar görülürken, alt mahallelerde taş Rum evleri dikkat çekiyor. Dar sokakları, taş duvarları ve korunmuş mimarisiyle Adatepe'de yürümek adeta geçmişe açılan bir kapıdan geçmek gibi. Köyün tarihi camisi de bölgenin önemli kültür varlıkları arasında bulunuyor. Yıllar içinde çeşitli restorasyonlardan geçen yapı, Adatepe'nin Türkİslam döneminden günümüze ulaşan hafızasını yaşatıyor.
SARIKIZ'IN EFSANESİ
Adatepe'den yaklaşık 15 kilometre sonra rota bu kez Yeşilyurt'a uzanıyor. Kaz Dağları'nın eteklerine yaslanan Yeşilyurt, taş evleri, çiçeklerle bezeli sokakları ve yemyeşil doğasıyla bölgenin en dikkat çekici köylerinden biri. Kaz Dağları denildiğinde anlatılan en önemli hikâyelerden biri olan Sarıkız efsanesi de bu coğrafyanın kültürel hafızasında yaşamaya devam ediyor. İftiraya uğradıktan sonra dağa gönderildiği ve burada ermiş olduğuna inanılan Sarıkız'ın hikâyesi, yüzyıllardır Kaz Dağları'nın köylerinde kuşaktan kuşağa aktarılıyor. DAĞIN ÜNLÜ ECZANESİ
Kaz Dağları'nın zengin bitki örtüsü Yeşilyurt'ta günlük hayatın da parçası. Dağlardan toplanan farklı adaçayı türleri, kekik ve aromatik bitkiler köy tezgâhlarında ziyaretçilerin karşısına çıkıyor. Yörede yetişen bitkiler hem mutfakta hem de geleneksel kullanım alanlarında değerlendiriliyor. Kaz Dağları'nın havası ve yemyeşil doğası da özellikle büyük kentlerin kalabalığından uzaklaşmak isteyenlerin bölgeyi tercih etmesinin başlıca nedenlerinden.

ZEYTİNİN ASIRLIK ÖYKÜSÜ
ADATEPE ile Yeşilyurt arasındaki yolculuğun en önemli duraklarından biri de zeytinyağı kültürünü anlatan müze. Kaz Dağları'nın eteklerinde yüzyıllardır devam eden zeytincilik geleneği burada eski üretim araçları ve yöntemleri üzerinden ziyaretçilere aktarılıyor. Zeytinin dalından toplanmasından yağ haline gelmesine kadar geçen süreç, geçmişte kullanılan taş baskı yöntemlerinden daha sonraki üretim sistemlerine kadar farklı örneklerle anlatılıyor. Bölgede zeytin yalnızca bir tarım ürünü değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam kültürü olarak varlığını sürdürüyor. Kaz Dağları'nın zenginliği sofraya da yansıyor. Balıkesir ve Çanakkale'nin hayvancılık kültürü, yöresel peynirleri ve zeytinyağlı yemekleri bölge mutfağının temelini oluşturuyor. Dağ kekikleriyle beslenen hayvanların etlerinden yöresel peynirlere kadar çok sayıda lezzet ziyaretçileri bekliyor. Zeytin ve zeytinyağı yalnızca yemeklerde değil; mezelerden reçellere, kurabiyelerden farklı yöresel tariflere kadar pek çok lezzette kullanılıyor.
İDA'DA GÜN BATIMI
KAZ Dağları'nda gün sona ererken güneş yavaş yavaş Homeros'un İda'sının ardında kayboluyor. Bir tarafta binlerce yıllık zeytin ağaçları, diğer tarafta Troya'ya uzanan mitolojik hikâyeler. Troya Savaşı'nın tanrılar tarafından izlendiğine inanılan bu dağlar, binlerce yıl geçmesine rağmen gizemini koruyor. Homeros'un dizelerinde tanrıların dağı olan İda, bugün Adatepe'nin taş sokaklarında, Yeşilyurt'un çiçeklerinde, zeytin ağaçlarının gölgesinde ve Edremit Körfezi'ne bakan tepelerinde hikâyesini anlatmayı sürdürüyor. Kaz Dağları'na yapılan bir yolculuk bu nedenle yalnızca bir doğa gezisi değil; mitolojiden Anadolu kültürüne uzanan binlerce yıllık bir zaman yolculuğu.