"Terörsüz Türkiye" hedefini yalnızca bir güvenlik meselesi olarak değerlendirmemek gerekir. Bu, Türkiye'nin geleceğine ilişkin çok daha geniş bir perspektiftir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu yaklaşımın merkezinde, Türkiye'nin yıllardır enerjisini ve kaynaklarını meşgul eden terör meselesini kalıcı biçimde gündemden çıkarmak ve ülkemizin bütün gücünü kalkınmaya, üretime ve geleceğe yöneltmek bulunmaktadır. Bugün geldiğimiz noktada bu hedefin Türkiye açısından ne kadar önemli olduğunu daha açık biçimde görüyoruz. İzmir açısından baktığımızda ise meselenin anlamı daha da büyüyor. İzmir, Türkiye'nin batıya açılan kapısıdır. Limanları, sanayisi, ticareti, turizmi, tarımı, üniversiteleri ve genç nüfusuyla ülkemizin ekonomik ve sosyal açıdan en önemli şehirlerinden biridir. Dolayısıyla Türkiye'nin güvenlik ve istikrar bakımından güçlenmesi, İzmir'in ekonomik ve sosyal potansiyelinin de daha güçlü şekilde ortaya çıkması anlamına gelecektir. Biz İzmir'in geleceğini terörün, şiddetin ve güvenlik endişelerinin konuşulduğu bir gündem içerisinde değil; yatırımın, üretimin, turizmin, teknolojinin ve gençlerin geleceğinin konuşulduğu bir zeminde görmek istiyoruz. Burada çok önemli bir ayrım var. Terörsüz Türkiye demek yalnızca terör saldırılarının olmadığı bir Türkiye demek değildir. Terörsüz Türkiye; vatandaşın kendisini güvende hissettiği, yatırımcının önünü görebildiği, gençlerin geleceğe umutla bakabildiği, Türkiye'nin enerjisini çatışmalara değil kalkınmaya ayırdığı bir Türkiye hedefidir. İzmir'in de böyle bir Türkiye'den büyük kazanımlar elde edeceğine inanıyorum.
KALKINMA HIZLANACAK
Türkiye'nin terörle mücadeleye ayırdığı insan kaynağının, ekonomik kaynakların ve siyasi enerjinin zaman içerisinde daha fazla kalkınma alanlarına yönelmesi, ülkemizin tamamı açısından önemli bir kazanım olacaktır. Bunun İzmir'e yansıması da doğrudan olacaktır. İzmir'in güçlü bir sanayi altyapısı var. Büyük bir tarımsal üretim kapasitesi var. Limanları ve ticaret bağlantıları var. Dünyanın farklı bölgelerinden turist çekebilecek tarihi ve doğal zenginlikleri var. Çok güçlü üniversiteleri ve genç nüfusu var. Bütün bu alanlarda daha büyük bir sıçrama yapabilmek için güvenli ve istikrarlı bir ekonomik ortam gerekiyor. Türkiye'nin genel istikrarının güçlenmesi İzmir açısından önemli bir avantajdır. Ama bunun da ötesinde bir mesele var. O da gençlerimiz. Biz gençlerimizin Türkiye'nin geçmişte yaşadığı güvenlik sorunlarının gölgesinde bir gelecek kurmasını istemiyoruz. Gençlerimizin gündeminde terör değil eğitim olmalı. İşsizlik korkusu değil kariyer hedefleri olmalı. Şiddet değil spor, sanat, bilim ve teknoloji olmalı. Göç etmek zorunda hissetmek değil, kendi ülkesinde ve kendi şehrinde güçlü bir gelecek kurabilmek olmalı. "Terörsüz Türkiye" hedefinin toplumsal karşılığı da burada ortaya çıkıyor. Bu hedef, Türkiye'nin enerjisini geleceğe yöneltme iradesidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye Yüzyılı vizyonu içerisinde de Türkiye'nin kendi meselelerini çözerek daha güçlü bir ülke haline gelmesi anlayışı önemli bir yer tutuyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemi yalnızca güvenlik başlığı altında değil; ekonomi, demokrasi, sosyal refah, gençlik ve kalkınma perspektifleriyle birlikte değerlendirmek gerekiyor. İzmir'in de bu sürecin önemli şehirlerinden biri olması gerektiğini düşünüyoruz.
ORTAK GELECEK DUYGUSU
İzmir'de sahayı adım adım arşınlıyoruz. Vatandaşımızın görüşü, yaklaşımı ve durduğu siyasi noktayı şöyle görüyoruz: "Terörsüz Türkiye meselesini günlük siyasi tartışmaların dar çerçevesine sıkıştırmamak gerekir." Bu konu Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren bir meseledir. Şehitlerimizin yaşadığı acının sona ermesi, terör nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ailelerinin bir daha aynı acıları yaşamaması ve çocuklarımızın daha güvenli bir ülkede büyümesi İzmirlinin de ortak arzusu. Burada ortak bir sorumluluğumuz olduğuna inanıyorlar. Farklı siyasi görüşlerimiz olabilir. Farklı ekonomik ve sosyal önceliklerimiz olabilir. Türkiye'nin herhangi bir meselesi konusunda farklı düşünebiliriz. Ama Türkiye'nin huzuru konusunda ortak bir zeminde buluşabilmeliyi istiyor İzmirliler. İzmir'in de bu konuda çok önemli bir toplumsal tecrübeye sahip olduğunu düşünüyorum. İzmir'in önümüzdeki dönemde Türkiye'nin birlik, beraberlik ve toplumsal huzur tartışmasına da önemli bir katkı sunabileceğine inanıyorum. Bizim çocuklarımıza bırakmak istediğimiz Türkiye, terörle anılan bir Türkiye değildir. Dünyada ekonomisiyle, teknolojisiyle, üretimiyle, demokrasisiyle ve güçlü toplumsal yapısıyla konuşulan bir Türkiye'dir. Bunun için Türkiye'nin terör meselesini kalıcı olarak geride bırakması son derece önemlidir. Türkiye'nin huzuru İzmir'in huzurudur. Hedefimiz, Türkiye'nin terör başlığını geride bırakıp bütün enerjisini geleceğe yöneltmesidir. Çocuklarımıza bırakacağımız en kıymetli miras da budur: Güvenli bir ülke. Huzurlu bir toplum. İzmir'in de bu yeni dönemde kendi potansiyelini daha güçlü biçimde ortaya koyacağına inanıyoruz.

