Türkiye, şifalı ve mineralli sular bakımından en zengin ülkeler arasında yer alıyor. Bunun sebebi ise Türkiye'nin dünyanın en önemli jeotermal kuşaklarından olan Alp-Himalaya hattında yer almasıdır. İnsanlar ilk çağlardan beri suyun şifalı gücü olduğuna inanmışlar ve bazı hastalıkları su ile tedavi etme yöntemlerini kullanmışlardır. Bazı suların şifalı sular olarak anılmasının sebepleri arasında suyun içinde bulunan minerallerin vücudu iyileştirme özelliğine sahip olması gösterilebilir. Türkiye, şifalı su potansiyelinin yüksek olduğu özel coğrafyalardan biri. Maden suları insanlara doğrudan mineral desteği sağlayan şifalı sular grubunda yer alıyor. Ülke topraklarımızdan doğan ve nesilden nesle aktarılan sular, tarih boyunca insanlar için şifa kaynağı olmuştur.

EMSALLERİNDEN KALİTELİ
Ülkemizin sahip olduğu maden suyu kaynakları, içerdiği mineraller açısından Avrupa'daki emsallerine ciddi fark atarak zengin mineralli içeriğiyle ayrışmaktadır. Avrupa'daki dünyada meşhur olmuş mineralli sular ise, 1000 mg mineralin altında mineral seviyesinde olup Türkiye gerçekten bu anlamda Avrupa'daki rakiplerine göre çok daha zengin mineral yapısına sahiptir. Litresinde 1000 mg üzerinde mineral olan sular doğal maden suyu kabul edilmekte olup, 1500 mg / lt üstünde olanlar ise zengin mineralli doğal maden suyu olarak Türkiye'de kabul edilmektedir. Avrupa'ya göre bu üstün farklılığımız Türkiye'nin yer altı zenginliklerinin en büyük göstergesidir. İçtiğimiz zengin mineralli doğal maden suları da kalp sağlığından, kan dolaşımına kadar genel sağlığımıza iyi gelmektedir. Ayrıca Türkiye'deki, doğal maden sularımızın yüzde 90'ı, Türk markaları tarafından işletilmekte olup, en sağlıklı kabul edilen cam ambalajda çoğunlukla tüketilmektedir. Yer kabuğunun çeşitli derinliklerinde uygun jeolojik şartlarda doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla kaynaktan yeryüzüne kendiliğinden çıkan veya teknik usullerle çıkartılan, mineral içeriği, kalıntı elementleri ve diğer bileşenleri ile tanımlanan, her türlü kirlenme riskine karşı korunmuş, mikrobiyolojik yönden uygun yönetmelikte belirtilen kimyasal parametrelere uygun su olarak tanımlanan maden suları insanlara doğrudan mineral desteği sağlayan şifalı sular grubunda yer almaktadır. Tüketiciler çoğu zaman maden suyu ve sodanın birbiriyle aynı olduğunu düşünüyor. Fakat bu iki içecek ile ilgili yapılan araştırmalar incelendiğinde bu içeceklerin yapı ve içerik olarak tamamen birbirinden farklı olduğu sonucuna ulaşılır. Bu konuda bugüne kadar yapılan araştırmalardan elde edilen ortak sonuçlara göre bu iki içecek arasındaki farklılıkları şöyle sıralayabiliriz. Maden suyuna dışarıdan müdahale edilemez. Soda ise dışarıdan müdahale ile yapısı değiştirilen yapay içecektir. Maden suyu yeraltında oluşur ve yeryüzüne kendiliğinden çıkar, çözünmüş karbondioksit içerir. Soda ise işlenmiş suya, sodyum bikarbonat ve karbondioksit gazı katılarak üretilir. Maden suyu toprakta bulunan bir takım element ve maddeleri çözünmüş hâlde içeren mineralli sulardır. Soda ise mineral içermez.
ÜRETİM VE TÜKETİM
Türkiye, şifalı ve mineralli sular bakımından en zengin ülkeler arasında yer alıyor. Bunun sebebi ise Türkiye'nin dünyanın en önemli jeotermal kuşaklarından olan Alp-Himalaya hattında yer almasıdır. Türkiye'de 1300 mineralli su kaynağı içinden tespit edilen maden suyu kaynağı 225 adet. Türkiye Maden Suyu Üreticileri Derneği (MESUDER) verilerine göre maden sularının bölgelere göre dağılımında ilk sırayı Kuzey Anadolu Bölgesi alıyor. Bu bölgeyi Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Ege Bölgesi takip ediyor. Kuzey Anadolu Bölgesi'nin fay hattı güzergâhının yoğun olduğu bölgede yer almasından dolayı en fazla maden suyu kaynağı bu bölgede yer alıyor. Dünyada üretilen bütün şişelenmiş sular birbirinin aynı gibi görünseler de aslında hepsinin kendine has özellikleri ve birbirinden farklı tadı vardır. Tüketici tercihleri, suların mineral içeriğine, kimyasal özelliklerine, içinde gaz bulundurup bulundurmamalarına göre değişiyor. Avrupa Şişelenmiş Sular Federasyonu (EFBW), Avrupa mevzuatı ve ulusal mevzuata göre suları; doğal maden suyu, kaynak suyu ve şişelenmiş içme suyu olarak üç kategoride değerlendiriyor. Yine EFBW verilerine göre Avrupa'da satılan tüm şişelenmiş suların yüzde 83'ü doğal maden suyundan, yüzde 14'ü kaynak suyundan, yüzde 3'ü ise şişelenmiş içme suyundan oluşuyor.
SADE OLANLAR DAHA MİNERALLİ
TÜİK verilerine göre dünya maden suyu tüketiminde yüzde 75 pay ile Avrupa ilk sırada yer alıyor. İtalya, bu bölgede en büyük ambalajlı su pazarı olarak göze çarpıyor. Kişi başına yıllık ambalajlı su tüketiminin 205 litre olduğu İtalya'da kişi başı 35 litrelik tüketimle bu ambalajlı suyun yüzde 17'sini maden suyu oluşturuyor. İkinci büyük ambalajlı su pazarı ise Almanya'da ve Almanya'nın ambalajlı su tüketiminin yüzde 57'sini maden suyu oluşturuyor. İspanya'da yıllık kişi başı tüketimi 77, Belçika'da 90, Türkiye'de ise yalnızca 13,5 litredir. Doğal mineralli maden sularının içine limon, elma, çilek, karpuz, mandalina vb. meyve aroması veya meyve katkısı ilave edilerek tüketicilere hem maden suyu hem de meşrubat lezzetini tattırmak amacıyla "Meyveli Doğal Mineralli Gazlı İçecek" veya "Aromalı Doğal Mineralli Gazlı İçecek" etiketleriyle tüketiciye sunulmaya başlandı. Meyve aromalı ve meyve katkılı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketiciler tarafından maden suyuna olan ilginin artmasını sağlamıştır. Araştırmalara göre göre bu ürünler sade maden suları ölçüsünde minerale sahip değildir. Meyve katkılı maden sularının anyon katyon değerleri bakımından sade maden sularına göre ilave edilen meyve ham maddesinden dolayı yüzde 5-10 daha az minerale sahip olduğu görülmüştür.

AŞIRIYA KAÇILMAMALI
ANCAK maden suyu tüketiminde aşırıya kaçılmamalı, uzmanların tüketim miktarı ile ilgili önerileri dikkate alınmalı. Uzmanlar fizyolojik beden fonksiyonları ve sağlıklı bir günlük yaşantı için vücuda günlük alınması gereken su miktarının genellikle 2,5-3 litre kadar olması gerektiği konusunda tavsiyede bulunuyorlar. Günlük tüketilmesi gereken bu miktarın da en az 1 litresinin maden suyu gibi doğal ve yararlı bir "sıvı" ile karşılanması öneriliyor. Maden sularının her birinin özelliği birbirinden farklı. Hepsi çıktığı farklı bölgelerin birbirinden farklı özelliklerini bünyesinde taşır. Birinde karbonat oranı yüksekken, diğerinde sodyum oranı, bir başkasında kalsiyum veya magnezyum oranı fazla ya da az olabiliyor. Bu oranlar piyasadaki bütün maden sularının etiketinde mevcut. Dolayısıyla maden sularından fayda sağlayabilmek için tüketimimizi vücudumuzun ihtiyaç duyduğu mineral ve vitamin varlığına göre belirlemeliyiz. Böbrek rahatsızlığı, tansiyon, kalp hastalıkları gibi bazı rahatsızlıkları bulunanların maden suyu tüketmeden önce kesinlikle doktor tavsiyesine başvurmaları bu kişilerin sağlıkları açısından önem arz ediyor.

FAYDALARI
MADEN suyu hem ekonomik hem kolay erişilebilen hem de insan vücuduna sayısız faydası olan bir içecek. İçeriğinde bulunan vücuda faydalı mineraller sebebiyle özellikle büyüme ve gelişme çağında olan çocuklar, sporla uğraşanlar, diyet yapmak isteyenler, hamilelik durumu olan anne adayları, emziren anneler, kadınlar, yaşlı bireyler tarafından tüketilmesi gereken içecekler arasında yer alıyor. Maden suyu insan vücudunda sentezlenemeyen ve dışardan alınması gereken yararlı mineralleri yüksek oranda bünyesinde bulunduran doğal bir gıda ürünü. Maden suyunda zengin olarak magnezyum, sodyum, bikarbonat, potasyum, kalsiyum, selenyum, iyot mineralleri bulunuyor. Bu mineraller cilt hücrelerimizi yenilemekten kalp ve damar sağlığımızı korumaya, sindirim sistemi düzenimizi sağlamaktan tiroit bezlerimizin fonksiyonunu düzenlenmeye ve ödem atmamıza yardımcı olmaya kadar vücudumuza çeşitli faydalar sağlıyor.