
Çeşme'nin dünyaca ünlü Altınkum Halk Plajı, son dönemde artan özel işletme işgalleri nedeniyle adeta halka kapatıldı. Yaklaşık 50 yıldır vatandaşların ücretsiz olarak denize girebildiği sahil şeridi, deniz kıyısını işgal eden özel işletmelerce bambular, zincirler ya da tel örgülerle çevrilerek adeta vatandaşın kullanımına kapatıldı. İddiaya göre; Altınkum Halk Plajı yakınındaki Hazine arazilerinde ya da özel şahıslara ait parsellerde faaliyet gösteren bazı işletmeler kiraladıkları alanların sınırlarını genişleterek halkın kullanımındaki bölgeleri de sahiplenmeye başladı.
3 DÖNÜMÜ KİRALADILAR
Kıyı kenar çizgisine ve kanunlara aykırı hareket eden bu tür işletmelerin Hazine arazilerini ya da özel şahıslara ait parselleri usulsüzce genişlettiğini öne süren Dr. Güler, "Devletten 3'er dönüm olarak kiralanan alanlar, ecrimisil kılıfı altında neredeyse 30-40 bin metrekareye kadar çıkarıldı. Kanuna aykırı şekilde halkın içeri girmesini ve denize erişimini engelliyorlar. Girişte vatandaşa ya para vereceksin ya da giremezsin dayatması yapılıyor. Mahkeme kararları 5 yıldır uygulanmadığı için bunu örnek alan diğer işgalciler de sahili parça parça kapatmaya başladı. Sahil tamamen halkın erişimine kapatılmış durumda" diye konuştu.
HAPİS CEZASI VAR
Engellemeler yüzünden sahilde sık sık kavgaların çıktığını ve kolluk kuvvetlerinin müdahale etmek zorunda kaldığını vurgulayan Dr. Güler, "Kıyı Kanunu'na göre deniz suyunun bittiği yerden itibaren ilk 50 metre kesinlikle halka aittir, buralara yapı yapılamaz ve girişler engellenemez. Üstelik Yargıtay'ın 4 ay önce kesinleşen kararına göre halkın plaja girmesini engellemek hürriyeti tahdit suçudur ve 18 aya kadar hapis cezası bulunmaktadır" diye konuştu. Vatandaşları yasal haklarını kullanmaya ve işgallere karşı geri adım atmamaya davet eden Dr. Güler, "Halkımızın 'Bunlar mafya' diyerek çekinmemesi, hakkına sahip çıkması gerekiyor. Girişi engellenen vatandaşlarımız anında polisi, jandarmayı aramalı. Güvenlik güçleri geldiğinde bu işletmeler geri adım atmak zorunda kalıyor. Kendi topraklarımıza ve denizimize hep birlikte sahip çıkmalıyız" diye konuştu.

TEMMUZ AYINDA KAVGA ÇIKMIŞTI
Geçen Temmuz ayında kendi şemsiyesini açarak denize girmek isteyen bir vatandaş ile plajın bir bölümünü kiraladığını öne süren işletmenin çalışanları arasında tartışma yaşanmıştı. Olayda, vatandaşın işletmenin bulunduğu bölgeye kendi şemsiyesini kurmak için gitmesi üzerine çalışanların müdahale ettiği öne sürülmüştü. Sözlü tartışmanın kısa sürede büyüyerek fiziksel arbedeye dönüştüğü olayda, kavgayı ayırmak isteyen bir kadının da darbe aldığı iddia edilmişti.
YARGIYA TAŞINMIŞ BİR TARTIŞMA
Altınkum'da son dönemde yaşanan tartışmaların benzeri daha önce de yargıya taşındı. İzmir Çeşme Altınkum Plajı'nda 1 Eylül 2012 tarihinde yaşanan olayda, iki çocuğuyla plaja gelen bir doktor, havlusunu kumsala sererek ücretsiz alanda denize girmek istedi. İddiaya göre özel işletme çalışanı aileyi alandan uzaklaştırmaya çalışarak buranın özel işletme olduğunu ve insanların ücret ödediğini söyledi. Yerel mahkeme, işletme çalışanını TCK'nın 109. maddesi kapsamında "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. İşletme yetkilisine de çalışanı yönlendirdiği gerekçesiyle "azmettirme suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun önüne geldi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Karar Tarihi: 26 Şubat 2025 tarihli kararıyla yerel mahkemenin hükmünü onadı. Kararda, Anayasa'nın 43. maddesi ile 3621 sayılı Kıyı Kanunu'ndaki kıyıların kamu niteliğine ilişkin hükümler hatırlatıldı. Karar, kıyıdan yararlanma hakkının özel işletmeler tarafından engellenemeyeceğine ilişkin önemli bir emsal karar niteliği taşıyor.
VATANDAŞLAR ENGELLENEMEZ
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26 Şubat 2025 tarihli kararında, kıyıların Anayasa ve Kıyı Kanunu kapsamında toplumun ortak kullanımına açık niteliği vurgulandı. Bu çerçevede özel işletmenin faaliyet gösterdiği alanın kara tarafındaki mülkiyet veya kullanım durumu ile kıyı ve deniz alanının kamuya açık niteliğinin birbirinden ayrılması gerekiyor. Başka bir ifadeyle, işletmenin kiraladığı veya ecrimisil ödediği kara parselinin bulunması, tek başına vatandaşın kamuya açık kıyıdan yararlanma hakkını ortadan kaldırmıyor.