Merve Arkas, İzmir'de filizlenen restoran hayalini otelcilikten gastronomiye, bağcılıktan bütüncül yaşam alanlarına uzanan bir markaya dönüştürdü. Memleket sevgisini, toprağa duyduğu saygıyı ve estetik bakışını yatırımlarının merkezine alan Arkas, Monreve'in Alaçatı'da başlayan yolculuğunu, Ege turizmine ilişkin hedeflerini ve Toskana'daki yeni projesini Yeni Asır'a anlattı.

Monreve Group Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Merve Arkas, projeleri ve yatırımlarını Yeni Asır Haber Müdürü Burcu Ilgın'a anlattı.
● Monreve'in çıkış noktası neydi? Adı nasıl doğdu?
Monreve, memleketim İzmir'de bir sahil kasabasında restoran açma hayalimle doğdu. Bu hayali Monreve Alaçatı ile gerçeğe dönüştürdük. Fransızca "hayalim" anlamına gelen ve ismim Merve ile fonetik uyum yakalayan Mon Reve, bugün otelcilikten gastronomiye uzanan tüm Monreve Group yatırımlarımızın ilham kaynağı oldu.
● Bir İzmirli ve TÜRSAB İzmir Bölge Temsil Kurulu üyesi olarak bölgenin turizm potansiyelini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye'de turizmin kalbi Ege, Ege'nin gözbebeği ise İzmir'dir. Bölge, doğası, tarihi, gastronomisi ve yaşam kültürüyle dünya ölçeğinde bir potansiyele sahip. Ancak İzmir ve Ege, deniz-güneş-kum odağının ötesine geçerek bağcılık, gastronomi, kültür-sanat ve sürdürülebilir turizmle dört mevsim yaşayan bir deneyim destinasyonu olarak konumlanmalı.
● Ege'nin dünya ölçeğinde bir çekim merkezine dönüşmesi için öncelik ne?
Doğal kaynaklarımız kadar altyapı ve yetişmiş insan gücü de belirleyici. Bu amaçla Millî Eğitim Bakanlığı ile Arkas Holding arasında imzalanan protokol kapsamında Urla'da gastronomi ve mutfak sanatları alanında eğitim verecek 24 derslikli mesleki ve teknik Anadolu lisesi, uygulama tesisi ve 200 kişilik öğrenci pansiyonu kurulacak. Özel sektör, kamu ve üniversite iş birlikleri turizm ve hizmet sektörlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü güçlendirecektir.

AYRINTI BÜTÜNÜN PARÇASI
● Bir projedeki "Merve Arkas dokunuşunu" belirleyen kırmızı çizgileriniz neler? Sanat ve gastronomi bu bütünün neresinde buluşuyor?
Hizmet kalitesi ve misafir memnuniyeti temel önceliğimiz. Bir mekânın ruhu ve enerjisi olmalı, sunumdan ışığa, renkten dokuya her ayrıntıyı bütünün parçası olarak tasarlıyoruz. Sanat ve gastronomiyi bu deneyimin birbirini besleyen iki unsuru olarak görüyorum. Bu anlayışın sanat ayağını Arkas Sanat rotası oluşturuyor. İzmir'deki 7 sanat merkezimizde Anadolu halılarından Türk resmine, modern ve çağdaş sanata uzanan geniş bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturuyoruz. Art Monreve Travel ile sanat duraklarını Metropolis Antik Kenti, Lucien Arkas Bağları ve Ege mutfağıyla aynı rotalarda buluşturuyoruz. Monreve'de bu bakış, yerel ürün seçiminden tabağın estetiğine, mekânın atmosferinden sunuma kadar gastronomi deneyiminin her aşamasına yansıyor. Yüksek standartları korumak için operasyonun içinde kalıyor, sahayı bizzat takip ediyorum.
● Bağ otelciliğinde misafirlerinize hangi duyguyu yaşatmak istiyorsunuz?
Bağ otelciliğini, insanın doğayla ve kökleriyle yeniden bağ kurduğu bir deneyim olarak görüyorum. Şehirde büyümüş biri olarak sonradan keşfettiğim toprağa tutkuyla bağlandım. Ona dokunmanın ve yavaşlamanın değerini de zamanla anladım. Lucien Arkas Bağları'nda yarattığımız atmosferin merkezinde doğallık ve aidiyet var. Les Bungalows'ta misafirlerimiz Monreve Bahçe'den topladıkları ürünlerin tabağa uzanan hikâyesine katılıyor. Bağ yürüyüşleri, bisiklet rotaları ve yoga alanları bu deneyimi tamamlıyor. LA Mahzen'de Ege mutfağını yerel ürünlerle, Montiano'da ise İtalyan mutfağını sıcak paylaşım kültürüyle sunuyoruz.
TORBALI'DAN TOSKANA'YA
● Toskana'da da aynı deneyim mi şekilleniyor?
Evet, Tenuta Aliotti ile Torbalı ve Toskana arasında bir turizm köprüsü kuruyoruz. Yaklaşık 1.000 dönümlük arazide, toplam 58 odalık kapasiteye karşılık gelen sekiz villa bulunuyor. İlk etapta, en eskisi 1500'lü yıllardan kalan freskli dört villayı titiz bir restorasyonla hizmete açacağız. Şato bağcılığı, yerinde üretim, zeytinyağı yapımı ve ana villadaki şef restoranıyla bütüncül bir agro-turizm deneyimi sunacağız. Hedefimiz bağcılığı, gastronomiyi ve kültürel mirası buluşturan özgün bir destinasyon yaratmak.

●Yerel üretici ve sürdürülebilirlik bu anlayışın neresinde duruyor?
Bulunduğumuz coğrafyaya değer katmayı ve kaynakları gelecek nesillere aktarmayı önceliklendiriyoruz. Tesislerimizde güneş enerjisinden yararlanıyor; bağlarımızda ve Alaçatı otelimizde su tasarruflu sistemler kullanıyoruz. Sebze ihtiyacımızı Monreve Bahçe'den karşılıyor, Tire ve Torbalı başta olmak üzere Egeli üreticileri tedarik zincirimize katıyoruz. Coğrafi işaretli ve izlenebilir ürünlerle Ege'nin tarımsal ve kültürel mirasını korurken yerel ekonomiyi destekliyoruz.
İŞİ A'DAN Z'YE BİLMEK
● Kendi işini kurmak veya bu sektörlerde büyümek isteyen kadınlara en önemli tavsiyeniz ne olurdu?
İlk tavsiyem, işin mutfağını öğrenmeleri olurdu. Sağlam bir temel her zaman en büyük avantaj. Sektörü, insanları ve işin dinamiklerini yakından tanıdıklarında kariyerlerinin yönünü daha net görebilirler. Başarılı kurumları yalnızca girişimciler veya yöneticiler değil; üreten, katkı sağlayan ve işini tutkuyla yapan ekipler ayakta tutar. Bir diğer önemli konu ise cesaret. Zorluklar karşısında "yapabilirim" duygusunu kaybetmemek gerekiyor.
LUCİEN ARKAS'IN VİZYONU
● Lucien Arkas'ın vizyonu ve deneyimi, Monreve Group'u kurarken kendi yolunuzu bulma konusunda sizi nasıl etkiledi?
Lucien Bey'in vizyonu ve iş deneyimi benim için güçlü bir rehber oldu. Birlikte çalışırken çok şey öğrendim; en kıymetlisi ise kendi yolumu çizmeme ve özgün kimliğimi kurmama verdiği destekti. Monreve Group'ta kendi bakış açımı ve değerlerimi ortaya koydum. Başarıyı, birlikte üretme ve değer yaratma becerisi olarak görüyorum.
FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI DOSTOĞLU