Kökleri ve tarihsel bağları açısından kardeş iki ülke sayılmasına rağmen, Rusya hava saldırılarıyla Ukrayna'nın başkenti Kiev başta olmak üzere en güzel şehirlerini, en eski binalarını, dolayısıyla toplumsal ve tarihsel mirasını bombalamayı sürdürüyor. Hem de emri veren Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ve halkının, Rusya'nın bir parçası olduğunu kendi ağzıyla söylediği halde...Oysa İkinci Dünya Savaşı'nda bir Alman kasabası, Ortaçağ ve sonrasında değişik Avrupa ülkelerinden soyluların evlenmek için tercih ettikleri bir yer olduğu gerekçesiyle, ittifak güçleri tarafından bombalanmamıştı! Bu kasaba, tepedeki olağanüstü kalesi, bakmaya kıyamayacağınız sarayı, köşkleri, şatoları ve meydanlarıyla Coburg idi...
TÜM KITADAN SAYGI
Hitler'in, tüm Almanya'yı ırkçı bir dünya istilasına hazırlamak için vahşi Nazi propagandalarını yürüttüğü Nürnberg savaşta yerle bir edilirken, sadece 100 kilometre uzaklıktaki Coburg kasabasına, müttefik devletlerin aralarında yaptığı anlaşma gereği tek kurşun atılmadı. Çünkü o Coburg, Ortaçağ'dan itibaren köşklerinde birçok Avrupa ülkesinden aristokratları, prensleri, düşesleri ağırlamış; onların en mutlu günlerine ilişkin anıların hatırına, tüm kıtada kuşaktan kuşağa baş tacı edilmişti. Coburg'da gotik mimariyi yansıtan oya gibi işlenmiş köşkler, tek katlı evler, tarihi kale ve kilise, tıpkı puzzle'ın parçaları gibi estetik bir özenle yerlerine oturtulmuş hissini uyandırıyor. Yollarda yürürken başınızı nereye çevireceğinizi, hangi güzelliği fotoğraf karesine sığdıracağınızı şaşırıyorsunuz. Etrafı rengarenk tarihi binalarla kaplı, haftada bir pazar kurulan kocaman meydanı tam bir şirinlik abidesi.
PRENSLİĞE DEVAM
Kentin ormanlarla kaplı tepeleri, prenslerin ve düklerin heykelleriyle donatılmış yemyeşil parkları, saat kulesi, ışıltı saçan butik, mağaza ve şık restoranlarıyla dikkat çeken Coburg'da temsili prenslik bugün de devam ediyor. Tepedeki 'Veste Coburg' kalesinde üç ayrı müze bulunuyor. Coburg Prensi ve ailesinin yaşadığı; zevkli tasarımı, duvarları ve tavanı görsel bir hayranlık uyandıran süslemelerle kaplı saray kale içindedir.

LUTHER'İN SIĞINAĞI
Protestanlığın lideri ünlü din adamı Martin Luther'in, canına kast etmek isteyen zalimlerden kaçarak 1530 yılında bu sarayın dairelerinden birine sığınması, 'Veste Coburg' kalesine dünya çapında bir ün kazandırmıştır. Luther bu saray dairesinde yaşadığı altı ayda İncil'in düzinelerce sayfa çevirisini yapmıştır. Sarayın içindekiler ve 'Luther Odası'ndaki yazmalar tarihsel bir değer taşır. Yine sarayda 1630 yılında tamamen ahşaptan inşa edilen bir 'Av Köşkü' yer alıyor. Burayı ilginç kılan özelliği ise o dönemdeki avlanma biçimlerinin 'kakma' tekniğiyle resmedilmiş olmasıdır.
SİLAH MÜZESİ VAR
İkinci müze, 'Silah Müzesi'dir. Burada 10 bini aşkın silah ve savaş araçları sergileniyor. O dönemin tabancaları, kılıçları, okları, yayları, zırhları, atlı ve mızraklı şövalye ile kızakla çekilen arabaları, insanı Ortaçağ'ın savaş meydanlarına götüren bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Diğer müzede ise Alman ve Avrupalı ünlü ressamların yağlıboya tabloları ile değişik dönemleri içeren binlerce eski para ile yine binlerce mektup ve el yazması koleksiyonları gösteriliyor. Aynı müzede, gayet etkileyici cam sanatı örneklerini incelemeniz de şiddetle tavsiye edilir.

VESTE COBURG KALESİ
Coburg'un günümüzdeki tarihsel-kültürel birikiminin temelinde, Avrupalı aristokratların aralarındaki evliliklerle ailelerini ve varlıklarını büyütmesi yatıyor. Buraya yerleşen soyluların, kente imzalarını attıkları yapılaşmanın ilk izlerine 1200'lü yıllarda, şu anda Almanya'nın en büyük tarihi kalelerinden biri olan 'Veste Coburg'un bulunduğu tepede rastlanmaktadır. O yıllarda soyluların tepelikte inşa ettikleri devasa yapılar, 150 yıl boyunca süren yeni eklemeler, mimari düzenlemeler ve kentin stratejik açıdan güçlenmesini amaçlayan bir kale kompleksi yaratma çabalarıyla, 1353 yılında ihtişam saçan bir kaleye dönüşmüştür.
BÜLENT GÜRLÜK

