Denizli'nin Pamukkale ilçesinde yaşayan, ortaokul birinci sınıftan sonra okul hayatını sonlandıran Turan Çetin'in meslek yolculuğu sanayide çırak olarak başladı. Yıllarca demir doğrama ve kaynak işleriyle geçimini sağlayan Çetin, emekliliğin ardından kendisine yeni bir yön çizmeye karar verdi. Mütevazı atölyesini sadece bir çalışma alanı olarak değil, aynı zamanda geçmişin izlerini taşıyan metal parçaların yeniden hayat bulduğu bir sanat merkezine dönüştürdü. Kimi zaman bir araba yayını, kimi zaman eski bir dikiş makinesinin masurasını sanat eserine dönüştüren Çetin, hayal gücüyle şekillendirdiği figürlerle dikkat çekiyor. Helezon yaylar, tel örgüler, çatal-kaşık takımları ve daha birçok hurda parça onun ellerinde adeta yeniden can buluyor.

ANKARA'YA ULAŞTI
Bugüne dek robot figürleri, kartallar, geyikler ve çeşitli hayvan heykelleri yapan usta sanatçı, her bir eserine bir hikâye de yüklüyor. Yaklaşık üç ay süren çalışmanın ardından tamamladığı ve kendi yaşam yolculuğunu anlatan "Demir Döven Adam" adlı heykel, Ankara'ya gönderilen ilk eseri oldu. Bu heykel, yalnızca demir işçiliğiyle değil, aynı zamanda taşıdığı anlamla da sanatseverlerin ilgisini çekti. "Demirin hafızasını işliyorum" diyen Çetin, hurdaların aslında ilham verici bir potansiyele sahip olduğuna inanıyor. Ona göre her parça, geçmişe dair bir iz ve geleceğe dair bir fikir taşıyor. Turan Çetin, sanata olan yaklaşımını şu sözlerle anlatıyor:

"İşe ilk başladığımda ne yapacağımı bilmiyordum. Ama hurdalıkta gezdikçe bazı parçaları kafamda birleştirmeye başladım. Dikiş makinesinin masurası göz oldu, araba yayı ayak. Hiçbir çizim yapmıyorum. Plan yok. Her şey kafamda başlıyor ve şekilleniyor. Bu tamamen hayal gücüne ve eldeki malzemeye dayanıyor. Önceleri sadece hobi olarak yapıyordum ama zamanla farklı yerlerden talep gelmeye başladı. Ancak benim derdim satmak değil. Asıl amacım cocuklara, gençlere bu işin değerini göstermek." Çetin'in atölyesi yalnızca demir heykellerle değil, aynı zamanda geçmişten bugüne uzanan antika objelerle de dolu. Bu parçaları da bir kültürel miras olarak gören usta, "Geçmişimizi bilmeden geleceği inşa edemeyiz" diyerek nostaljinin önemine vurgu yapıyor.

