Muğla'nın Fethiye ilçesi Çalış Plajı'ndaki kıl çadır içerisinde oluşturulan Özel Yörük Müzesi büyük ilgi görüyor. Toroslar ve çevresindeki köylerde yaşayan Yörüklerin eski kültür objelerini içinde barındıran çadırda düvenden yaba ve dirgene, tarım aletlerinden çıkrık, kalbur, holus gibi ev eşyalarına, kazandan leğen, haranı, çanak, çömlek gibi mutfak gereçlerine, eski orak ve ellikler ile kilim, halı, heybe ve torbalara kadar 15-20 bin parça eşya sergileniyor.

38 YIL ÖNCE KURULDU
300 metrekarelik alanda kurulan kıl çadırdaki Özel Yörük Müzesi, yerli ve yabancı tatilciler tarafından büyük ilgi görüyor. Müze yanındaki işletmede ise köy kahvaltısının yanı sıra saç böreğinden yayık ayranına gıda hizmeti sunulurken, zaman zaman türkülü eğlenceler de düzenleniyor.

Özel Yörük Müzesi'nin sahibi İsmail Uzunoğlu, Seydikemer Yörük Türkmen Derneği başkanlığının yanı sıra Türkiye'de ilk kurulan Toroslar Yörük Türkmen Federasyonu'nun Genel Başkanı, Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği ve Türk Boyları Konfederasyonu gibi platformlarda da genel başkan yardımcılığı görevlerini sürdürüyor. Yörük müzesini yaklaşık 38 yıl önce kurduğunu ifade eden turizmci İsmail Uzunoğlu, "Bizim bu hikayemiz 1987 yılında Ölüdeniz yolu üzerinde kurduğumuz çadırlarla başladı. Daha sonra üç yıl boyunca Fethiye şehir merkezinde devam ettik. 1999 yılında ise burada, 40 yıllık birikimimizi ve topladığımız eserleri bir Yörük Müzesi'ne dönüştürdük. 40 yıl boyunca topladığımız atalarımıza ait tüm malzemelerle bu müzeyi oluşturduk. Yıllık ziyaretçi sayımız 100 binin üzerinde" dedi.

Yörük Türkmen kültürünün en önemli özelliği olan kıl çadırda kendisinin de çocukluğunda yaşadığını halen de bu kültürü yaşatmak için büyük çaba gösterdiğini anlatan İsmail Uzunoğlu, "Bu kıl çadırın içinde bizzat yaşadım. Bizler, bu Yörük Türkmen kültür hareketini ilk başlatanlardan sayılırız. 80'li yıllarda bazıları 'Yörüklük kabadır, çobanlıktır' diyerek bizi gerici görebiliyordu. Oysa biz, bu kültürün köklerinin Türkistan bozkırlarına, Altaylar'a, Tanrı Dağları'na dayandığını ve atalarımızın birer kültür elçisi olduğunu biliyorduk. Amacımız; ata çalgıları, giyim kuşamı, dokumaları ve çadırlarıyla bu yaşantının bir kültür olduğunu anlatmaktı. 'Yörüklük' kelimesi yürümekten gelir. Yörüklüğün Türk'ün özü olduğunu gelecek nesillere aktarmak için yola çıktık" diye konuştu.

