SOFRAMIZIN vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan tereyağı, kimi zaman canlı bir sarı, kimi zaman ise beyaza yakın soluk tonlarda karşımıza çıkarak tüketicilerde genellikle bir kalite ya da katkı maddesi şüphesi uyandırır. Ancak endişelenmeye gerek yok; tereyağının sarı renginin ardındaki bu gizemli ton farkı, tamamen doğanın kendi döngüsüne ve ineklerin beslenme şekline dayanıyor.
FARKLILIKLAR
BU karakteristik rengin başlıca sebebi; havuç, tatlı patates ve balkabağına parlak tonlarını veren "karotenoid" adlı doğal bitki pigmentleridir. İlkbahar ve yaz aylarında meralarda serbestçe dolaşan ve bol miktarda taze yeşil ot tüketen ineklerin sütünde biriken bu pigmentler, bu dönemde üretilen yaz tereyağlarına doğal, canlı ve yoğun bir sarı renk kazandırır. Doğanın mutfağımıza yansıyan bu organik renk paleti, kış aylarında ineklerin ahırlara çekilip karotenoid oranı düşük kuru yem ve samanla beslenmesiyle birlikte yerini daha soluk ve açık tonlara bırakır. Üstelik bu çeşitlilik sadece mevsimsel geçişlerle sınırlı kalmayıp, coğrafi koşullara ve bölgeler arasındaki hayvancılık geleneklerine göre de ciddi farklılıklar gösterir; yıl boyu yeşil kalan otlaklar ile endüstriyel yemle hayvancılık yapılan bölgeler arasında aynı ülke içinde bile renk, aroma ve lezzet çeşitliliği oluşabilir. Fabrikasyon bir standart yerine yaşayan bir tabiat aynası sunan tereyağı, her bir kalıbıyla bizlere mevsimlerin ritmini, coğrafyanın zenginliğini ve doğaya olan kopmaz bağımızı hatırlatmaya devam ediyor.

