Pakize Sükan yazdı...
New York'ta mevsim değişiyor. Sabahları hava biraz daha serin, vitrinler değişmeye başladı ve şehir yavaş yavaş sonbaharın ritmine geçiyor. Ama New York'un hızında en ufak bir yavaşlama yok. Geçtiğimiz hafta bunun en güzel örneğini New York Fashion Week sırasında yaşadık. Dünyanın dört bir yanından tasarımcılar, moda profesyonelleri, influencer'lar, basın mensupları ve ünlü isimler şehre akın etti. Moda yalnızca podyumlarda değil; sokaklarda, restoranlarda, otellerde ve gece boyunca devam eden davetlerdeydi. Ve 24 saat yaşayan New York, Fashion Week'in hakkını fazlasıyla verdi. Siz yoruluyorsunuz, New York yorulmuyor. Fashion Week bitti, şimdi şehir sonbahara hazırlanıyor. Central Park'ın yeşili önümüzdeki haftalarda sarıya, turuncuya ve kırmızıya dönecek; kahveler biraz daha sıcak içilecek, ince ceketler ortaya çıkacak. Bu benim New York'ta yaşayacağım ilk sonbahar. Şehri yaz sıcağında tanımaya başladım, şimdi başka bir yüzünü keşfedeceğim. Ben New York'u keşfederken, siz de Manhattan Mektupları'yla birlikte mevsim mevsim keşfedeceksiniz.
İZMİR'DEN İKİ DOST
New York'un güzel sürprizlerinden biri de dünyanın farklı köşelerinden tanıdık yüzlerle burada buluşmak. Bu hafta İzmir'den gelen sevgili Merve ve Lucien Arkas ile bir araya geldik. Buluşma noktamızın bir restoran olması aslında hiç tesadüf değildi; çünkü gastronomi ikisinin de hayatında özel bir yere sahip. Merve Arkas, son beş yıldır kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Monreve Group çatısı altında gastronomi ve turizm alanında çok başarılı işlere imza atıyor. Dünyanın farklı noktalarında gördüğü yeni gastronomi anlayışlarını ve deneyimleri Türkiye'ye taşıyor. Dünyanın köklü gastronomi birliklerinden Chaîne des Restaurateur bünyesinde "Maître Restaurateur" unvanına sahip olan Merve Arkas, iyi bir gurme olan eşi Lucien Arkas ile seyahatlerinde dünyanın öne çıkan restoranlarını deneyimlemeyi de ihmal etmiyor. New York'ta Nar Restaurant'da buluştuk. Şef Semih Taşdemir'in hazırladığı yemekleri tattılar. New York'un ortasında gerçek zırh kebabı, el açması mantı, içli köfte ve künefe ile karşılaşmak Merve ve Lucien Arkas için de güzel bir sürpriz oldu. Dünyanın farklı ülkelerinde önemli restoranları deneyimleyen iki gurmenin Nar'ın yemeklerini çok beğenmeleri beni ayrıca mutlu etti. Düşündüm de İzmir'den New York'a uzanan dostlukların en güzel taraflarından biri bu olsa gerek: Bazen binlerce kilometre uzakta aynı sofrada buluşuyor, hem eski dostlukları hem de Türkiye'nin lezzetlerini New York'ta yeniden paylaşıyoruz.

NEW JERSEY'DE
New York'ta sonbaharla birlikte yalnızca moda ve sanat takvimi değil, iş dünyasının ajandası da hızlanıyor. Önümüzdeki haftanın dikkat çeken buluşmalarından biri TABA-Am- Cham Global Business Summit 2026 olacak. 21 Eylül'de New Jersey'de gerçekleştirilecek zirvede Türkiye ve Amerika iş dünyasının önemli temsilcileri bir araya gelecek. Zirvenin öne çıkan konuklarından biri ise T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat. TABA-AmCham ABD Temasları 2026 Programı kapsamında, İstanbul Aydın Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilecek buluşmada Türkiye ve ABD'den üst düzey kamu, diplomasi, iş dünyası ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelecek. Ana gündemde Türkiye ile ABD arasındaki ticaret, karşılıklı yatırımlar, yeni iş fırsatları ve iki ülkenin iş dünyası arasında kurulabilecek yeni iş birlikleri var. Açılış programında Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'ın yanı sıra TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, TABA-AmCham Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve Morris County Commissioner Tayfun Selen, anayasa hukukçusu Bruce E. Fein ve finans dünyasından Michael Cacciaguida yer alacak. Bence bu tür buluşmaların asıl değeri, aynı masanın etrafında buluşan insanların yeni bağlantılar kurması, Türkiye'den bir şirketin Amerika'da yeni bir kapı açması ya da Amerika'daki bir yatırımcının Türkiye'de yeni bir fırsat keşfetmesiyle ortaya çıkıyor. Ben de 21 Eylül'de orada olacağım. Geçtiğimiz hafta New York Fashion Week sırasında Türk hazır giyim sektörünün Amerika'daki varlığını yazmıştım. Bu kez gündem, Türkiye ile Amerika arasındaki ticaret ve yatırım köprüsü olacak. Manhattan Mektupları'na başlarken söylediğim bir cümle vardı: "Manhattan'dan Türkiye'ye bakmak değil, Türkiye'yi Manhattan'da daha çok anlatmak..." Her hafta karşıma çıkan yeni bir hikâye, bu cümleyi biraz daha anlamlı hale getiriyor. New York'ta sonbahar yeni başlıyor. Ve görünen o ki oldukça hareketli geçecek.
