Denizin deniz koktuğu, rüzgar tınılarının kulaklarınızda tatlı bir melodi gibi fısıldadığı bir sonbahar sabahı... İnce kum tanelerinin ayaklarınızı kapladığı bir sahil... Dilinizde usta şair Can Yücel'in nefis şiiri... Hem de Yeni Türkü'nün nefis yorumuyla zihninizde...
KONUK YAZAR: BERNA ŞAHİN
Denizin deniz koktuğu, rüzgar tınılarının kulaklarınızda tatlı bir melodi gibi fısıldadığı bir sonbahar sabahı... Hayat yorgunluğunu bir kenara itip, ince kum tanelerinin ayaklarınızı kapladığı sahilde, yosun kokularını sadece ciğerlerinizin değil, kalbinizin en derin noktasına kadar çektiğinizi düşleyin... Dilinizde usta şair Can Yücel'in nefis şiiri... Hem de Yeni Türkü'nün nefis yorumuyla zihninizde... Adeta bir müzik kutusundan çıkan tatlı bir melodi eşliğinde...
"Başka türlü bir şey benim istediğim
.................. Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava..........."
İnsanı bir başka insan... doğası bambaşka bir doğa...
Zeytiniyle çamıyla, deniziyle güneşiyle, sakız kokan kurabiyesi taş kahvesiyle, papalinası, ahtapotu, kalamarıyla...
Üzerine serpiştirdiğin dağ kekiği kokulu zeytinyağı, ağzında dağılan höşmerim tatlısı, peyniri, nefis otları, dondurması, lokmasıyla...
Ve insanları... O sıcacık, gülünce gözlerinin de işi gülümseyen insanlarıyla... İşte Ayvalık...
Deniz kıyısında geçireceğiniz bir hafta sonu size sanki yıllık izinmiş gibi gelir mi? Sanki tüm yılın yorgunluğunu alıp götürür mü? Eğer hafta sonunu Ayvalık'ta geçirdiyseniz, üstelik Sarımsaklı plajında yürüyüş yapıp, Şeytan Sofrası'nda doyumsuz manzaranın tadını çıkartıp, üstüne üstlük Ayvalık'ın o eski dar sokaklarında gezip bir de üzerine Cunda Adası'nda papalinanın tadına baktıktan sonra gün batımını sakız kokan kahveyle tamamladıysanız...
Ve üstelik mevsimlerden sonbahar ise... İşte tatilin en güzelini yapmışsınız, demektir.
Ohhh... İçinize sinsin...
Bir sonbahar sabahı... Keyifli bir hafta sonu için Ayvalık'a giderken yapılacak en güzel şey nedir biliyor musunuz? Yol boyunca güneşin yükselişini keyifle seyretmek ve Menemen'de kaymaklı ballı, lorlu biberli muhteşem bir kahvaltının tadını çıkartmak, tabii ki... Nefis köy ekmeği, kekikli, kırmızı biberli pırıl pırıl zeytinyağı, bir parmak kalınlığındaki kaymağın üzerine akıtılmış altın sarısı bal, süt kokan peynirler, lezzetini damakta hissettiğiniz zeytini, yumurtası, salçası...
Ohhh, sayarken doydum...
Yıldız Mandırası'nda yapılan keyifli kahvaltının ardından doyumsuz deniz manzarası eşliğinde yapılan nefis yolculuk...
PIRIL PIRIL KUMLAR
İlk durağımız Sarımsaklı. Uçsuz bucaksız kumsal, incecik kumlar, deniz minareleri. Kumsalda sonbaharın tatlı esintisi eşliğinde yürüyen çiftler, kumların üzerinde özgürce koşan çocuklar, deniz ve Midilli manzarası. Yazın binlerce kişinin adeta akıp geçtiği yollar sakin ve sessiz bir tatilin tadını çıkartmak için gelen birkaç çifte ev sahipliği yapıyor. Hınca hınç dolan motellerden, otellerden eser yok. Kafeteryalar kapanmış, tamiratlara başlanmış. Sahil boyundaki banklar bomboş. Nefis bir deniz kokusu hakim her yerde. İşte yaşamak bu... Özgürcesine...
Eşyalar eve bırakıldı, çocuklar sıkı sıkı giydirildi... Hedef, Şeytan Sofrası. Çam ağaçlarının yeşilliği gökyüzünün mavisine karışmış. Arabanın camını aralıyorum, çam kokusu ciğerlerime doluyor. Ohhhhh.
ŞEYTANA İNANMIYORLAR
Şeytan Sofrası her zamanki gibi kalabalık. Arabayı koyacak yer yok yine. Deniz ve adalar, Ayvalık'ın en çok sevdiğim manzarası bu işte. Kafeteryalar insan dolu. Hava serin, ama herkes sıkı sıkı giyinmiş, dışarıda oturuyor. Böyle bir manzarayı kaçırmak olmaz tabii ki. Elbette, geleneğe uyuyor, yine şeytanın ayak izine bakmaya gidiyorum. Hemen bir hatıra fotoğrafı, adet yerini bulsun, hemen Facebook'ta paylaşalım. Üzerine de manidar bir yazı. "Şeytan Sofrası- Hepsini kovdum!!!" Gelen yorumları tahmin bile edemezsiniz... Ne çok meraklısı varmış, bu şeytanların... Hayret!!!
Kızım Sude, ikiz arkadaşları Damla ve Çağla ile merak içinde Şeytan Sofrası'yla ilgili bilgilerin yer aldığı kitap şeklindeki yazıtın yanında alıyorlar soluğu... Rivayete göre şeytanın ayağının biri, karşıki dağlarda... Sude uzun uzun bakıyor, "mümkün değil, anne. Şeytan bile olsa ayağını o kadar uzatamaz, bunlar kimi kandıyor" diyor. Ne diyeyim, sadece gülüyorum.
Şeytan Sofrası'ndan sonra Çamlık'ın muhteşem deniz manzarası eşliğinde soluğu Ayvalık'ta alıyoruz. Sahilde balıkçılar ağlarını çekiyor. Çocuklar keyif içinde balık avlıyor. Ve martılar... Sonbahar bereketinden yararlanmak istercesine gökyüzünde naralar atarak dolaşıyor.
Ayvalık'ın dar Arnavut kaldırımlarının bulunduğu sokaklara dalıyoruz. Muhteşem peynir tatlısından yemeden bu sokaklardan geçilir mi hiç?
Ara sokaklarda zeytinyağı imalathanelerinin kokusu mandıralara karışmış. Ne alacağımızı şaşırmış durumdayız. Alışverişi dönüş gününe bırakıp, soluğu Cunda'da alıyoruz.
HER SOKAĞI EGE KOKUYOR
Cunda Adası. Seviyorum burayı. Her sokağı buram buram Ege kokuyor. Sahildeki balıkçısından, çay bahçesine. Tarihi Taş Kahvesi'nden meyhanelerine, kiliselerinden yel değirmenlerine kadar her şey farklı burada. Beyaz dantelli kolalı perdeler asılmış eski evlerin pencerelerine. Balkonlarından sardunyalar sarkıyor. Kediler balık peşinde. Ayvalık'tan gelen tekne pat pat sesleri çıkartıyor. Huzurlu insanlar ülkesi adeta.
Çarşısına dalıyoruz, hemen. Muhteşem takılar göze çarpıyor. Hiçbir yerde bulamayacağınız özgün tasarımlar. Yüzyıllık iğne oyaları, yemeniler. Rengarenk eşarplar, kolyeler yüzükler... Herkes bir telaş içinde. Kadınlar en güzel takıyı alma peşinde. Pazarlık üzerine pazarlıklar gün boyu sürüyor bu çarşıda. Kolyeler, yüzükler, bilezikler, küpeler... başım dönüyor, güzellikler karşısında. Elbette nefis takılardan alıyorum kendime. Kızıma da sus payı şans bilezikleri.
MUHTEŞEM MEZELER
Akşam oluyor. Cunda'nın en güzel zamanı şimdi. Deniz kıyısındaki balık restorantlarından birine oturuyoruz. Cunda'ya gittiğimizde... Restoranın nefis mezelerinin tadına bakıyoruz elbette. Ege otları, bol limonlu, halis zeytinyağlı. Sübye dolma muhteşem, yumuşacık. Ahtopot bacağının tadına diyecek yok. Sude ve ikizler balık köftesini adeta yuttu bile. Ayvalık'a özel Papalina. Nefis bir balık. Küçük ama lezzet dolu. Tüm bunların üzerine sakızlı kahve ve nefis kızarmış dondurma. Yakomoz denizin üzerinde. Gözlerim uzaklara dalıyor, ufka bakıp kalıyorum. Sokak aralarından müzik sesleri geliyor, kulağıma. Taş plaktan güzel bir Türk Sanat Müziği rüzgarın esintisiyle birlikte kulağımı gıdıklıyor. Bu güzel gün dilime dolanan ezgilerle son buluyor.
Size dönüş yolunu anlatmayacağım. Dönüş hep hüzünlerle doludur. Ayvalık'tan dönüş de benim için hep hüzünlü oluyor. Sanki bir parçamı orada bırakıp, dönüyorum İzmir'e.
Güzel bir hafta sonu için alternatif tatil mi istiyorsunuz? Haydi, siz de denizin ve zeytinin memleketine...
KEYİFLİ BİR GEZİYE HAZIRLANIN
SARIMSAK PLAJLARI: Özellikle kilometrelerce uzanan kumsalı ve neredeyse altı aylık sezonu ile sarımsak plajları çok ünlüdür. Birçok konaklama tesisi, gazino ve lokantalarıyla turizme hizmet veren en yoğun yöremizdir.
ADALAR: Çıplak, Yuvarlar, Kamış, Güneş, Yumurta, Kılavuz, Taşlı, Yelken, Yalnız, Küçük Maden, Maden, Alibey (Cunda), Hasır, Dolap, Kutu, Balık, Kayabaşı, Çiçek, Kız, Poyraz, Tavuk, Tımarhane adası olarak 22 adası olan Ayvalık aynı zamanda bir adalar kentidir. Alibey (Cunda) adası dışındaki adalarda yerleşim yoktur.
ŞEYTAN SOFRASI VE ÖTEKİ TEPELER: Şeytan Sofrası harikulade bir tepedir. Deniz, koylar ve çamlıklar tepeye çıktığınızda ayağınızın altında kalır. Şeytan Sofrası yuvarlak bir sofra gibidir. Çepçevre sarp kayaların üzerindedir. Gün batımını seyretmek için Şeytan Sofrasına gitmek isteyenler Cumhuriyet alanından dolmuşlarla veya çamlıktan sonra sarımsaklı yoluna devam edildiğinde 1 km. sonra sağa işaret levhasını görüp döndüklerinde dar asfalt yolu takip ederek ulaşabilirler.
TARİHİ YAŞAYIN
BİRER SANAT ÖRNEĞİ MANASTIR VE KİLİSELER: Ayışığı manastırı diye Türkçeleştirdiğimiz Patriçia'daki (Alibey adasının kuzeye doğru uzantısı) Manastıra birinci köy ve ikinci köyü geçtikten sonra ulaşılır. Büyük ölçüde kendine özgü yapısı ve özelliklerini koruyabilmiş manastırın konumu ve çevresi gerçekten büyüleyici bir güzelliğe sahiptir. LEKA MANASTIRI (Koruyan Meryem Manastırı), TAKSİYARHİS KİLİSESİ de görülmesi gereken yapılardan birkaçı.
Eski Ayvalık Evleri: Kapıları, alınlıkları, kapı tokmakları, pencereleri, tahta ve taş işçiliği ile görülmeye değer Ayvalık evleri görenleri geçmişe yolculuğa götürür.
Ne Yenir?
Ayvalık doğal güzellikler bakımından zengin bir ilçe olmakla birlikte mutfağı ile de oldukça ünlü. İlçeye özgü en önemli yiyecek sosis, sucuk, kaşar, turşu, mayonez, ketçap gibi malzemelerle hazırlanan Ayvalık tostu. Ayvalık Tostu, tadını büyükçe kesilen özel ekmeğinden alan bir yiyecek. Diğer önemli bir yiyecek tüm Balıkesir'de yaygın olarak yapılan ve Höşmerim tatlısı. Papalina olarak bilinen bir balık türünün (çaça balığı), genellikle meze olarak tüketilen ızgarası ve zeytinyağında unla yapılan kızartması da Ayvalık'ın önemli yemekleri arasında sayılıyor. Deniz kıyısında olması nedeniyle deniz ürünlerinden yapılan mezeler ve zeytinyağlı yemekler Ayvalık mutfağının temelini oluşturuyor.
Ayvalık yemekleri, Akdeniz mutfağının temel özelliklerini taşıyor. Zeytin ve zeytinyağı Ayvalık yemek kültürünün vazgeçilmezleri. Ayvalık'a gelip de tatmadan dönmemeniz gereken başlıca yemekler kabak çiçeği dolması, ada köftesi, peynirli kabak, mühliye, balıklı bamya, nohutlu bakalaros (mezgitin bir türü), kuzu etli arapsaçı ve kabak böreği.
Nasıl gidilir?
Ayvalık, İzmir- Bergama üzerinden gelip Truva-Çanakkale- Edirne ve İstanbul'a uzanan E-24 karayolu üzerinde, Ege'nin Akdeniz sahil şeridinin başladığı yerde kurulu. İlçe, karayolu ile İzmir'e 135, Balıkesir'e 127, Bursa'ya 277, Çanakkale'ye 167, Ankara'ya 657, Bergama'ya 45, Truva'ya 154, Behramkale'ye 155, Efes'e 239, Alibey Adası'na 8, Gömeç'e 18, Burhaniye'ye 35 kilometre mesafede yer alıyor. Batısı tamamen denizle çevrili olan Ayvalık'ın kuzeyinde Burhaniye, doğusunda Bergama, güneyinde ise Dikili bulunmakta. Yunanistan'dan gelen turistler ilçeye feribot ve deniz otobüsü ile yaklaşık iki saatte ulaşabiliyor. Yurt içinden Ayvalık'a ulaşım ise genellikle karayolu ile sağlanıyor. Hemen hemen tüm büyük şehirlerden direk seferler mevcut.
