Depresyon; zevk alamama, düşük enerji, özgüven ve özsaygıda azalma, karamsarlık, çaresizlik duyguları ve uyku bozukluğu gibi belirtiler gösteren, toplumda oldukça yaygın bir rahatsızlıktır. Depresyondan bahsedilebilmesi için abartılmış üzüntü halinin belirgin bir dış nedeninin olmaması ve iki haftadan daha uzun sürmesi gerekir. Tedavi için mutlaka uzmana danışılmalıdır.
BÜYÜYEN BİR SALGIN
Depresyon başta gelişmiş ülkeler olmak üzere bütün dünyada hızla büyüyen adeta salgın bir hastalık gibi yayılmaktadır. Bilindiği gibi depresyonla ilgili sayısız ilaç bulunmaktadır ve buna rağmen vaka sayısındaki artış durdurulamamaktadır. Depresyon, sanılanın aksine ruhsal değil kimyasal bir hastalık olarak kabul edilmekte ve kimyamızın bozulduğu durumlarda ruh halimiz de bozulmaktadır. Vücut kimyasıyla ilgili değişiklikler, beslenme alışkanlıklarımızla ilişkilidir. Dolayısıyla vücut kimyamıza bağlı olan ruh halimiz beslenme alışkanlıklarımız ile şekillenmektedir. Ruh halinin değişim gösterdiği bu dönemde iştah metabolizması da etkilenmekte ve bu dönemde kilo alımı veya kilo kaybı gibi durumlarla sıkça karşılaşmaktayız. Vitamin ve minerallerin önemi birçok hastalıkta olduğu gibi psikiyatrik hastalıklarda da büyük önem taşımaktadır. Çünkü beyin uyarı iletimi sırasında vitamin ve minerallere ihtiyaç duyar. Özellikle B grubu vitaminleri, C ve D vitaminleri ve kalsiyum, magnezyum, demir, çinko, iyot, fosfor gibi minerallerin sinir sisteminde işlevleri önemlidir. Bilinçsizce yapılan diyetlerin sizi mutsuz etmesi veya kendinizi bir şeylere karşı isteksiz hissetmenizin nedeni de yetersiz beslenmeniz olabilir.
MEYVE VE SEBZENIZ TAZE OLSUN
KALSİYUM, fosfor, magnezyum, çinko gibi mineral ve C vitamini, folik asit, K vitamini içeriklerinden dolayı bol taze sebze ve meyve tüketiniz. Aşırı asit içeriğinden dolayı katkı maddesi içeren rafine gıdalardan sakınınız. D vitamini seviyenizi yükseltmek için güneşten bol bol yararlanınız. Trans yağ asitlerinden zengin yağları diyetinizden çıkararak, zeytinyağı tüketiminizi artırınız.
BEYNIN YAPI TASI OMEGA 3
GÜNLÜK hayatımızda davranışlarımız üzerinde etkisi olan fizyolojik olaylardan bir diğeri de kan şeker düzeyimizdeki değişmelerdir. Uzun süren açlıklarda ya da bir öğüne fazla yüklenildiği durumlarda, kan şekerindeki oynamalar fazla olur ve kişide uyku hali veya sinirlilik gibi davranış değişiklikleri meydana gelir. Beynin yapıtaşı olarak kabul edilen Omega 3, mutluluk hormonu serotoninin üretimine destek olarak depresyonun engellenmesine yardımcı olmaktadır. Balık, keten tohumu, ceviz ve kanola yağında bulunan Omega-3 alımını artırınız.
ÇIKOLATADA HUZUR ARAMAYIN
ÇİKOLATANIN mutlu ettiği inancı nedeniyle depresyonda olan insanlarda çikolata yeme eğilimi fazladır. Fakat araştırmalar gösteriyor ki; çikolata, etkileri tam olarak tespit edilememiş 300'den fazla kimyasal içermektedir. Depresyon döneminde aşırı çikolata tüketiminin yararından çok zararı vardır. Bu yüzden çikolatanın aşırı tüketiminden kaçınmak gerekir.
KEFIR VE YOGURT SAKINLESTIRIR
SİNİR sisteminde işlevi olan triptofan, magnezyum ve kalsiyum kefirde ve benzer şekilde yoğurtta yüksek miktarda bulunmaktadır. Buna bağlı olarak kefir ve yoğurt tüketiminin sakinleştirici etkisi olduğu bildirilmiştir. Kan şekeri regülasyonunun sağlanabilmesi ve insülin direncinin kırılması için glisemik indeksi yüksek besinlerden, işlenmiş un ve ürünlerinden, şekerli gıdalardan kaçınınız.
KAHVE DEPRESYONA IYI GELMIYOR
YAPILAN bir çalışmada, kahve tiryakilerinde, tiryaki olmayanlara göre daha fazla depresyon görülmüştür. Kafeinli içecekler enerji vermesine karşın bir süre sonra etkisini yitirir ve yorgunluk yaratır. Bu yüzden kafeinli içeceklerin tüketimini sınırlayınız. Alkollü içecekler başta sakinleştirici gibi algılansa da aslında depresan etkileri bulunmaktadır. Alkolden kaçınınız.

