Çeşme'deki doğumgünü kutlamalarımdan sonra İzmir'e dönüşü Ilıca'dan yaptım. Şenay'ımın iftar için istediği peksimetleri almak için Taş Fırın'a uğradım. İzmir'deki arkadaşlarım Mimar İlknur Saraç ve Melis Yafe pastalarıyla Sir Winston'da pastalarıyla beni bekliyorlardı. Akşamına gazetemizin 115. Yıl galasına katıldım. Yeni uğraşımın değerli kişileriyle tanışmak oldukça heyecanlıydı. Çıkınca da heyecanım bitmedi çünkü can dostum Şenay Düdek'le birbirimizi kutlamak için Sipari'de buluştuk. Duayenimizden inciler döküldü bana... Bol bol ileriki seyahatlerimizden, geçmişteki güzelliklerimizden bahsedip durduk canım Şenay'ımla...
VE İSTANBUL
Her döndüğümde içimde bir kıpırtı olur. Bu seferki baya heyecandı İstanbul... Ahu'm bana sürpriz doğumgünü gecesi hazırladı. Ödüllerin oteli Les Ottomans Has Oda'da...
GECEDEN NOTLAR
Selma'cım her zamanki gibi adeta davet sahibiydi. Ezeli patronum Bahar ve Ozan Şer neşeyle ve her yılki gibi Tods'larımla geldiler. Güzeller güzeli Derin her zamanki gibi ışık saçıyordu. (Size bir dedikodu... Her zaman kimsesiz çocuklara gizli gizli yardım eden Derin, şimdi bu işin vakfını kuruyor.) Londra'dan direkt partiye attı kendini Eren Yorulmazer... Tom Ford şıklığıyla... Kadim dostum, eski arkadaşım Hakan Elyaban yeni işinin zorluğundan bahsediyordu ki kapıdan sürpriz bir şekilde Fatih Ürek girdi... Bizim Boleyn'imiz Ece'miz (Şirin) bütün gecesini detoks suyuyla geçirdi. Zayıflama demişken -aşk mı yaradı nedir- incecik İpek Tuzcuoğlu her zamanki gibi çok şık ve güzeldi.
Ahu Tuğbay'la Ali Tuna derin sohbete dalmışken pastalar v.s kıyamet koptu.
Phuket'te ikinci mağazasını açan Filiz (Çorapçıgil) de sahura doğru geldi.
Sağol Ahu'm sen benim yapmayı düşlediklerimi fazlasıyla yaşatıyorsun kardeşim, dostum Ahu Aysal.
