Filiz İçke Önal

Güzellik iksiri zeytinyağı

Akdeniz kadını inci gibi dişlerini, gür parlak saçlarını ve ışıl ışıl cildini genetik mirasının yanı sıra mutfağından eksik etmediği bu sıvı mucizeye borçlu
Tarih boyunca güzel kadınlara ev sahipliği yapan Ege adalarında, zeytinyağı sadece sofraların değil, güzellik amacıyla yapılan banyo ve masajların da baş tacı edildi. Gelişen teknoloji ile sayısız yararlarına her geçen gün daha çok vakıf olduğumuz zeytinyağı sağlığa da olduğu kadar güzelliğe de katkıda bulunuyor. Hücre yenilenmesine yardımcı olarak vücudu içten besleyen ve genç tutan zeytinyağı dişleri beyazlatıyor, saçları canlandırıyor, cildi yumuşatıyor.
ALTERNATİFİ YOK
Zeytinyağının sağlık için olmazsa olmaz yağ asitlerini içerdiğini dile getiren uzmanlar, "Zeytinyağı başka hiçbir sıvı yağda olmayan yağ asitlerini içeriyor. Zeytinyağı dışındaki tüm sıvı yağlar; mısır özü yağı, ayçiçek yağı, fındık yağı aynı yağ asitlerini içerir. Bu nedenle bu yağlar kendi aralarında değiştirilebilir. Ama zeytinyağının başka alternatifi yok. Çünkü zeytinyağı, oleiklinoleik yağ asidini içeren tek bitkisel yağdır" diyor.
* Ağızda çalkalandığında dişlerin beyaz olmasını sağlar, diş etlerini korur.
* Cilde sürüldüğünde yumuşatır, kurumasını önler, parlaklık ve canlılık verir.
* Saç diplerine ve uçlarına masaj yapılarak sürülüp bir saat bekletilirse hem gürleştirir hem de parlaklık verir.
Gençlik için vücudu "içerden" besleyin
Her ne kadar reklam kuşakları gergin, pırıl pırıl, genç bir görünüm vaat eden krem reklamları ile dolu olsa da gerçekte ışıltısını kaybetmiş, yorgun görünümlü bir cildin kremden önce ihtiyaç duyduğu şey, beslenmenizdeki eksiklikleri gidermenizdir. Cildinizden memnun değilseniz beslenmenize bir göz atmanızda fayda var. Sorunun kaynağı yeterince su içmemeniz veya eksik beslenmeniz olabilir.
Anti-aging beslenme:
* Vücut hücrelerinizin, serbest radikallerin zararlı etkilerinden korunması ve gençliğini sürdürebilmesi için günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin.
* Alışveriş yaparken konserve yerine, taze veya donmuş besinleri tercih edin.
* Sebzeleri mümkün olduğunca çiğ veya az pişmiş olarak tüketmeye özen gösterin. Bu yiyeceklerin sahip olduğu antioksidan özellik pişirmeyle yok oluyor.
* Hayvani yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçekyağı, mısır özü yağı, soya yağı gibi bitkisel sıvı yağları tercih edin.
* Kurufasulye, nohut, bakla, bezelye, mercimek, soya gibi kuru baklagiller, hem antioksidan etki göstererek gençliğin korunmasına yardımcı oluyor, hem de kansere karşı koruyor. Haftada en az üç kez bu besin grubunu sofrada bulundurun.
* Zeytinyağı en iyi antioksidan yağ. Bol E vitamini içeriyor, gençlik sağlıyor ve hastalıklardan uzak tutuyor. Ayrıca, kötü kolesterolün damar duvarına girmesini önleyerek, iyi kolesterolü artırıyor. Böylece, damar sertliği, kalp-damar sistemi hastalıkları, kalp krizi ve inmeden koruyor.
* Yağsız süt, yoğurt ve peynir protein ve kalsiyumdan zengin, doymuş yağdan fakir yapılarıyla kemik, diş ve kasların yapısını sağlamlaştırıyor, yüksek tansiyonun kontrolünde yardımcı olan potasyum içeriyor.
* Demir, kırmızı kan hücrelerimizde oksijen taşınmasına yardımcı oluyor. En çok bulunduğu besinler; ciğer, yumurta sarısı, kırmızı etler, nohut, mercimek, balık, istiridye, yeşil yapraklı sebzeler. Eksikliğinde ise kansızlık ve bağışıklık sisteminde bozukluklar oluşuyor. Demir kaynağı besinleri günde en az bir öğününüze ilave etmelisiniz.
* Yüksek ısıda kızartılan etlerin kanserojen ve yaşlandırıcı etkisinden korunmak için etleri fırında veya buharda pişirebilirsiniz.
* Beyaz unlu gıdalar, beyaz ekmek, pirinç, patates ve tüm şeker katkılı gıdaların glisemik indeksi yüksek. Bu da kan şekerinin hızlı inip çıkmasına, sık acıkmaya, kilo almaya, hatta erken yaşlanmaya sebep oluyor. Beyaz un ürünleri yerine, posa bakımından zengin rafine edilmemiş tam tahıl ürünleri, rafine pirinç yerine ise esmer pirinç veya bulgur tercih etmeniz gerekiyor.
* Lif, bitkisel gıdaların iskeletini oluşturduğundan, ne kadar fazla sebze, meyve ve işlenmemiş tahıl yenirse o kadar fazla lif alınmış oluyor. Düzenli lif alımı kabızlığı önlüyor.
* Yeterli su içmek, anti aging beslenmenin olmazsa olmaz kuralı. Günde ortalama 2 litre su içerek vücudunuzu metabolik artıklardan temizlemiş ve yenilemiş oluyorsunuz.
Erken yaşlanma nedenleri
* Stres
* Düzensiz uyku
* Fast-food ağırlıklı dengesiz beslenme
* Egzersiz yapmama
* Şişmanlık
* Sigara
Her ögünde domates
Domates ve ürünleri zengin likopen içeriği ile hem kansere hem yaşlanmaya karşı koruyucu etki gösteriyor

Likopen; sebze ve meyvelerde doğal alarak bulunan karoten familyasına ait bir pigment. Prostat kanseri, sindirim sistemi, göğüs kanseri, akciğer kanseri ve kalp damar hastalıklarından koruduğu bilinen
likopen en çok kırmızı renkli sebze ve meyvelerde bulunuyor.
Likopen vücut tarafından absorbe edilen bir antioksidan olarak zarar görmüş hücreleri onarmaya yardımcı oluyor. Antioksidanlar kansere sebebiyet verebilecek DNA oxidasyonuyla savaştığı için kandaki likopen miktarı arttıkça, okside edilmiş bileşikler de azalıyor. Vücudumuz likopen üretemediği için bu değerli maddeyi besinlerden almak durumundayız. Likopen en çok domatis ve domatis ürünlerinde bulunmakla birlikte tropikal meyvelerde, karpuzda ve kırmızı greyfurtta da bulunuyor.
Ürün Likopen (mg /100 g)
Domates Salçası 85
Domates Ketçabı 15.9
Domates suyu 9.5
Domates sosu 14.1
Karpuz 4.0
Pembe Grayfurt 4.0
Taze domates 3.0
Sarımsak mikrop oluşumunu önlüyor
Yapılan çalışmalarda mikropları öldürücü özelliklere sahip olduğu saptanan sarımsak, yalnızca bakterilere karşı değil; virüslere ve parazitlere karşı da koruyucu etki gösteriyor. Sarımsağın içerdiği kükürt bileşikleri aynı zamanda antikanserojen etkiye sahip. Lif ve yüksek miktarda selenyum ile mineral içeren sarımsak yemek borusu, mesane, mide ve barsak kanserini de önlüyor. Dr. Limura ve arkadaşlarının, 2002 yılında yaptıkları deneyde bir grup fareye gastrit ve mide kanserine yol açabilen "helikobakter pilori" ile beraber sarımsak ekstratı vererek, gastrit ve mide kanseri oluşumu kontrol grubu ile karşılaştırılmış. Sonuçta kontrol grubunda her farede gastrit ve mide kanseri oluşurken, ekstrat verilenlerde gastrit belirtilerinin hafif seyrettiği ve mide kanserinin oluşmadığı gözlenmiş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.