• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Doğumsal kalça çıkığı ilk 3-4 ayda fark edilmeli FİLİZ İÇKE ÖNAL Doğumsal kalça çıkığı ilk 3-4 ayda fark edilmeli filizicke@hotmail.com Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 18.05.2010, 00:00
Zamanında tedavi şansı bulan bebekler, tamamen sağlıklı hale gelebiliyor. Geç kalınmış vakalarda ise hem tedavi güçleşiyor, hem de alınan sonuçlar her zaman yüz güldürmüyor

Ülkemizde her yıl 18-20 bin bebek, doğumsal kalça çıkığı ile dünyaya geliyor. Bu bebeklerin önünde iki seçenek var: Ya bizim bilgisizliğimiz nedeniyle bir ömür boyu sakat ve topallamaya neden olan bir kalça ile yaşayacaklar, ya da doğru zamanda doğru tedavi ile tamamen sağlıklı bir yaşama adım atacaklar. Aradaki farkı belirleyen tek şey farkındalık.
Tamamen önlenebilir bir sakatlık olan doğumsal kalça çıkığına karşı mücadelede en önemlisi, konu hakkında bilgi sahibi olmak ve belirtileri zamanında fark edip tedaviye başvurmak. "Görevimiz kalçayı ilk 3-4 ay içinde ameliyatsız tespit etmek. Ameliyat olacak çağa geldikten sonra tanı koymanın hiçbir anlamı yok" diyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Akın Kapubağlı, doğumsal kalça çıkığı ile ilgili çok önemli bilgiler paylaştı.
-Doğumsal kalça çıkığı nedir?
Doğumsal kalça çıkığı, kalça ekleminin yerinden çıkmasıdır. Kalçada bir yuva ve bir topuz var. Bu yuva ile topuzun ilişkilerinin bozulmasıdır kalça çıkığı. Bunun tabii ki dereceleri var. Her zaman tam çıkık olmuyor. Kalça, çıkığa eğilimli veya yarı çıkık halde de olabiliyor. Bizim buradaki amacımız; problemli kalçaları zamanında tespit edip, bu işi erken dönemde bitirmek. Çünkü kalça çıkığı bebekte ilk üç aylık dönemde tespit edilip tedaviye alınırsa yüzde yüze varan bir oranda tedavide başarı şansımız var.
-Ne sıklıkta görülüyor?
Kalça çıkığı maalesef ülkemizde çok sık görülen bir hastalık. Dünyada da öyle. Ama bazı bölgelerde ve bazı ırklarda daha fazla görülüyor. Örneğin ülkemizde bin canlı doğumdan 2'sinde görülüyor. Bu da yılda bir buçuk milyon doğurganlığı olan bir ülke için neredeyse her yıl 18-20 bin kalça çıkığı vakası demek.
-Geç kalındığında ne oluyor?
Yürüme çağına kadar yine tedavi edebiliyoruz farklı yöntemlerle; alçı ve ameliyatla.
Ama sonuç her zaman başarılı olmuyor.
-Zamanında teşhis için hangi belirtilere dikkat edilmeli?
1. Pli asimetrisi:
Bacaklardaki pli dediğimiz çizgi ve kıvrımların, önden veya arkadan bakıldığında sayı ve seviyece farklı olması. (Ancak her pli asimetrisi olan çocuğa kalça çıkığı vardır denemez. Toplumda yüzde 20 oranında kalça çıkığı olmadığı halde böyle bir asimetri söz konusu olabilir.)
2. Bebeğin bacaklarının tam açılmaması
Anne çocuğun altını değiştirirken bacaklarının tam açılmadığını fark edebilir. Biri açılıyor, diğeri açılmıyorsa bu da kalça çıkığı belirtisi olabilir.
3. Bebeğin normal duruş pozisyonunda olmaması
Bebeğin normal duruş pozisyonu vardır: Dizler ve kalçalar kıvrık vaziyette serbest bir şekilde. Eğer bebeğinizin bir dizi dümdüz, diğeri kıvrık duruyorsa kalça çıkığından şüphelenebilirsiniz.
4. Kalçadan ses gelmesi
Bebeğinizi hareket ettirdiğinizde kalçadan ses gelmesi de bir kalça çıkığı bulgusu olabilir.
-Tanı nasıl konulur?
Saydığımız belirtiler nedeni ile kalça çıkığından şüphelenildiği zaman mutlaka ilk 3-4 ay içerisinde bir ultrasonografi yapılması gerekir. 3-4 aylık dönemde film çekilmesinin bir değeri, anlamı yok. Ancak 6 aydan sonra ultrasonun da değeri yok. Bazen bir, bir buçuk yaşında çocuklar geliyor. Ultrason çekilmiş. Tamamen bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor. Bunlarda film çekilir.
-Doğumsal kalça çıkığı anne karnında mı oluyor yoksa doğum sırasında veya sonrasında yaşanan bir travmaya bağlı olarak mı gelişiyor?

Doğumla hiç alakası yok. Bebekte kalça gelişimi yavaşsa, doğumdan sonraki kundak yapımı, dar giysiler, ara bezinin küçük olması ve yanlış bağlanması kalça çıkığı nedenidir. Aslında tamamen anne karnında olan bir kalça çıkığı da var ama o farklı. Tamamen genetik faktörlerle oluyor. Burada sözünü ettiğimiz yüzde 98 oranda karşılaştığımız tipik kalça çıkığıdır. Zaten artık kalça çıkığı terimini de kullanmıyoruz: dispilazi diyoruz, yani gelişim eksikliği.
-Tedavi nasıl yapılıyor?
Öncelikle kalça çıkığının tipini değerlendiriyoruz. Geniş ara bezinden tutun da cihazlara kadar birçok tedavi seçeneğimiz var. Ama dediğim gibi hastalığın tipine göre karar vermek lazım. Doğru ve yerinde bir tedavi uygulamak gerekir. Yoksa sağlam kalçayı cihaza koyup da üç ay sonra "iyileştirdim" demenin bir alemi yok. Doğru karar vermek lazım. Bir yaşından sonra zaten herkes tanıyı koyar. Mahalledeki komşu da "Bu çocuğun kalçasında bir problem var" diyebilir. Önemli olan annenin belirtileri zamanında fark etmesi ve hekimin bu tanıyı çocuk yürümeden önce koyması. Yoksa yürüdükten sonra herkes tanı koyar ve bundan sonra da yapabileceğimiz tek şey ameliyattır. Ameliyat da pek sevdiğimiz bir tedavi değil. Ameliyatta kalça yukarı kaymıştır ve çevresindeki kas ve kemikler ona ayak uydurmuştur. Yaptığımız şey birtakım gerek kemiksel gerekse yumuşak doku ameliyatlarıyla başı yuvanın içerisine yerleştirip bir süre alçıda tutmak. Tabii bu, kalçanın gelişimini negatif etkiliyor. Mecbur kaldığımızda bunu yaparız ama önemli olan ameliyatsız tedavi edilmesidir.

"Asla kundaklamayın"
"Bebekler asla kundaklanmamalı. Kundak, kalça çıkığına neden olan en önemli etken. Maalesef özellikle kırsal kesimde hala kundak olayı var. Bu konuda da anneanne ve babaannelerin de genç kuşak üzerinde baskısı olduğunu görüyoruz. Kundağı savunanlar, 'Bacakları eğri olacak, düzgün olsun' diyor. Hiçbir alakası yok. Kesinlikle kundak yapımı gereksiz ve kalça çıkığını yaratan bir şey. Size bir örnek vereyim: Afrika'nın ilkel kabilelerinde hiç kalça çıkığı görülmüyor. Ama Eskimolarda ve dünyanın Kuzey bölgelerinde neredeyse 5 çocuktan birinde kalça çıkığı var. Nedeni çok araştırılmış. Afrika'daki anne, iklim koşulları nedeniyle çocuğu doğar doğmaz sartında, bacakları açık, kalça ve dizler kıvrık vaziyette tuttuğu için hiçbir şey olmuyor. Bizim kalça çıkığı tedavisinde kullandığımız cihazların ve alçıların fonksiyonu da birebir uyuyor bu pozisyona. Yani bacaklar açık, diz ve kalçalar kıvrık. Normal çocuğun anne karnındaki ve yenidoğan pozisyonu da böyledir aslında. Hiçbir zaman bacaklar bitişik halde değildir. Biz onu hemen bağlayıp zorluyoruz."

Annelere üç önemli mesaj
"Annelere üç önemli mesajım var: Birincisi; geniş arabezi kullanmak lazım. Bezi bağlama yeri de göbek hizasında veya göbeğin üzerinde olmalı. Aşağıda olursa kalçaları zorluyor ve çıkığa sebep oluyor.
İkincisi; çocuğu her zaman normal gelişimine bırakın. Zamanından önce ayağa kaldırmak, bastırmak, yürüteç kullanmak da zarar verebiliyor. Bırakın çocuğunuz normal gelişimini tamamlasın. Üçüncüsü; emzirirken çocukların bacaklarını birleştirir pozisyonda tutmayacağız. Her zaman bir elimiz bezin üzerinde olacak. Popodan kavrayacağız ve bacakları birbirine yaklaştırmayacağız."

Lüzumsuz tedavi zarar verir!
"Maalesef bu konu hekimler tarafından da çok iyi anlaşılmamış ve normal kalçalara da tedavi uygulanıyor. Bu uygulanan tedavi, en az kalça çıkığı kadar zararlı. Ultrason, röntgen çekiliyor, sağlıklı yorumlanamıyor. 'Kalçalarda gelişim geriliği var' deniyor ve dolayısıyla bir tedavi uygulanıyor. Tedavide kullanılan cihazların yol açtığı aşırı bacak açılması, bazen kalça çıkığından daha kötü sonuçlar doğurabiliyor. O yüzden kalça çıkığını tedavi ederken çok çok dikkatli olmak ve lüzumsuz tedavilerden kaçınmak gerekiyor. Bunu niçin söylüyorum; maalesef böyle hastalarla karşılaşıyoruz. Hiçbir şeyi olmamasına rağmen cihaz verilmiş. Zaten çocuk o cihazın içerisinde çok sıkıntılı. Anne perişan, çocuk perişan ve kalçada hiçbir şey yok...

YARIN: YARIN: OSTEOPOROZ SADECE KEMİKLERİ TEHDİT ETMİYOR!


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
BİZE ULAŞIN