İki aylık tatilin ardından Süper Lig yeniden başladı. Pardon, aslında tam olarak başlamadı. Yine daha baştan plan, program meselelerinde sınıfta kaldık.
Neresinden bakarsınız bakın tuhaf ve anlaşılmaz.
Ligin daha ilk haftasından maçların ertelendiği bir programsızlıkla baş başa kaldık. Haftalar öncesinden belli olan Avrupa sürecine karşın "küt" diye üç maç ileri bir tarihe ertelendi. Oysaki rakiplerin böyle bir tasarrufu veya çabası olmadı. Misal Feyenoord Fenerbahçe'den sonra ligde NAC Breda'yı da yenerek en iyi antrenmanın maç olduğunu gösterdi. Hatta vaziyetin bir başka boyutu var.
Bu ertelemeler için Avrupa'daki temsilcilerimizin ligdeki rakiplerinin hiç mi söz hakkı yok.

PEKİ YA G.SARAY VE SAMSUN?
F.Bahçe ile oynayacak olan Alanyaspor'un seyahat organizasyonunu iptal etmeyip İstanbul'a gelmesi ve lig maçı yerine hazırlık maçı (Karagümrük ile) oynaması gibi. Peki soru şu? Bu hafta içi de Avrupa maçı olduğunu hesap edersek o halde gelecek haftanın lig maçlarının da iptal edilmesi gerekmez mi?
İkinci soru da şu? G.Saray ve Samsun'un da Avrupa maçlarını göz önünde bulundurarak onların da böyle bir talebi olmayacak mı? Özellikle Şampiyonlar Ligi'ndeki rakipler açısından değerlendirdiğimizde (ki 8 rakip) bu her güçlü takımla oynanacak mücadele öncesi ertelemenin gündeme geleceği mi anlamına geliyor. Yoksa birinde ertelenip diğerinde "Takvim sıkışık olmaz" mı denecek. Veya geçen sene yabancı hakem hadisesinde olduğu gibi "Bu tek seferlikti. Bir daha erteleme olmayacak" mı denecek. Bu geniş kadrolar zaten yoğun maç programı için yapılmıyor mu?

KADRO MÜHENDİSLİĞİ
Kadro demişken üç büyüklerin kadro mühendisliğindeki plansızlıklar da TFF ile yarışır. Mesela F.Bahçe'nin henüz 1. kalecisine karar verememesi, önünde Şampiyonlar Ligi gibi ciddi bir gelir kapısı varken bazı bölgeleri için ağır aksak hareket etmesi, G.Saray'ın Şampiyonlar Ligi'nde direkt katılmasına rağmen sarı-lacivertlilerin sezonu daha geç açması, Başkan Ali Koç'un iki yeni transferin Feyenoord maçı kadrosunda olacağını söylemesinin ardından Skriniar ve Semedo'nun 4 günlük idmanla kadroya alınması, kadrodaki bazı oyuncuların akıbetinin belli olmaması gibi. Dahası çok ama gelelim G.Saray'a... Kabul Osimhen transferi çok zordu ve diğer bölgelere yönelik hamleler bu transfer yüzünden ağırdan alındı. Ancak kaleci konusunu ağırdan alamazsınız. Evet belki en iyisini istiyor, alacaktır da diyelim ama yeni kalecinin gelişi ve uyum sürecinin de hesap edilmesi gerekmez mi? Ve takımın hala ciddi bir şekilde sağ bek ve stoper rotasyonu için buralara bir takviyeye ihtiyacı var. Hatta ve hatta Mertens'in yerine hücumla bağ kurabilecek bir 10'a. Bunu takım içerisinden çözdüğünü düşünelim ama diğer bölgeler olmazsa olmaz gibi duruyor.
BEŞİKTAŞ'TA SIKINTI ÇOK
Beşiktaş ise en sorunlu takım görüntüsüyle başladı. St.Patrick's galibiyeti bu sorunların çözüldüğü anlamına gelmez. Bunun en iyi örneği geçen sezon başında G.Saray karşısında alınan 5-0'lık galibiyet. S.Donetsk ile oynanan her iki maç da ciddi uyarılar anlamını taşıyor. Bir kere savunmada ciddi sıkıntılar var. Sadece orada da değil, iki haftalık süreçte öyle tuhaflıklar gördük ki. Misal Gedson'un ilk maçta oynayıp, ikinci maçtan iki gün önce gitmesi. Orkun'un ikinci maçın kadrosuna alınıp oynatılmaması. Semih'in gitmesi. Orta sahanın etkisizliği. TFF'den talep edilen ertelemenin tam aksine Beşiktaş'ın daha çok oynamaya ihtiyacı var. Çünkü uyumsuzluğu çözmenin yegane avantajı maç oynamaktır.
Koskoca Beşiktaş, St.Patrick's maçı için lig maçını ertelemek istiyorsa bu düşündürücüdür.
O halde yazıyı İspanyol ressam Pablo Picasso'nun bir sözü ile bitirelim: "Hedeflerimize ancak, yürekten inandığımız ve kararlılıkla hareket ettiğimiz bir plan aracılığıyla ulaşabiliriz." Başarıya giden başka bir yol yoktur."

