H er turnuvanın kağıt üzerinde favorilerinden biri olarak gösterilen İngiltere, birçok nedenden hayal kırıklığına uğradı. Gerek takım olamamanın verdiği olumsuzluk, gerek kendi yerel liglerindeki yüksek rekabet sonrası, uluslararası turnuvalarda nabız düşüklüğünden maçlara yeteri kadar konsantre olamama, gerekse de penaltı fobisi yüzünden bir türlü kupaya uzanamadı. 1966'dan beri şampiyonluğa hasret kalan futbolun mucidi ülke, bu kez fabrika ayarlarındaki hatalarından kurtulabilecek mi göreceğiz. İsim-isim baktığınızda finale kadar yürür denecek Britanyalılar, bakalım o istediği başarıya zamanında kolonileştirdiği Amerika coğrafyasında ulaşabilecek mi şahit olacağız.
İLK 11'İ BELLİ DİYEBİLİRİZ
Hep kaybeden etiketi, İngilizlerin enerjisini düşürse de, bu durumu değiştirecek tek isim Harry Kane. Kaptan, eğer sorumluluk alıp, Bayern Münih'in kazanan karakterini takımına taşıyabilirse potansiyelli kadro gerçek gücünü açığa çıkarabilir. Southgate ile aslında turnuvalarda hiç olmadığı kadar başarılı olan, Euro 2020'de finale kadar yükselen, 2022 Dünya Kupası'nda yarı finale adını yazdıran İngiltere, başarılı hocanın iştahsız, sadece sonuca giden futbolunu beğenmedi. Ve takımın başına dünya futbolunun gözde hocalarından Thomas Tuchel'i getirdi. İlk turnuvasında Tuchel, daha kupa başlamadan, oyuncu seçimleriyle etkisini gösterdi. Foden, Maguire, Trend-Arnold, Cole Palmer gibi yıldızları kadroya almadı. Muhtemelen aklında bir 11 olan Tuchel, bahsi geçen yıldızların, yedek beklerken takımın ahengini bozacak ruh halleri taşıyacaklarını düşünerek bu yola gitti. İngiltere'de direkt 11 oyuncuları ve yedekleri keskin çizgilerle belli. Bakalım bu strateji tutacak mı izleyeceğiz.
ÜST ÜSTE 3. YARI FİNAL OLUR MU?
ASLINDA bandı daha geriye sarmalıyız. 1998 Dünya Kupası'nın 3.'sü Hırvatistan. Bir rüya gibiydi. Damalı formalarıyla Fransa'daki turnuvanın göz bebeğiydi. Tıpkı 2002'deki milli takımımız gibi, Fransa 98'in en sempatik takımıydı. Boban, Prosinecki, Suker, Stimac, bir dönem Roberto Carlos'la en iyi sol bek yarışına giren Jarni. Dağılan Yugoslavya'nın en başarılı futbol ülkesi desek yanlış olmaz. Bu yıldızların açtığı yoldan da 2018 ve 2022'de üst üste yarı final oynayan yeni jenerasyon geldi. Çobanlıktan Balon D'or'a inanılmaz bir hikayeye sahip Modric başta olmak üzere Dalmaçyalılar, son 2 dünya kupasına da damga vurdu. Basketbolu yakından takip edenler, Hırvatistan'ı izleyince sanki çizilmiş bir hücum seti ve alan savunması izliyor hissine kapılır. Bir de üstüne gen avantajından dolayı sahayı enlemesine ve boylamasına kaplayan cüsseli Hırvatlar, dünya kupalarına damga vurdu-vuruyor. İzlemesi en keyifli ülkelerden biri olacaklar yine.

