Ülkemizin en önem verdiği konulardan biri olan futbolda şuan girdiğimiz kaos ortamı herkesin malumu. Ancak ben bugün bu konulara girmek istemiyorum. Asıl bahsetmek istediğim olay milli takımımız. Biliyorsunuz ki başta voleybol, basketbol ve güreş olmak üzere bir çok branşta önemli şampiyonluklar elde ediyoruz. Ama onca kaynağa ve imkana rağmen henüz futbolda 2002'deki Dünya üçüncülüğü ve 2008'deki Avrupa üçüncülüğü dışında bir başarımız yok. Bunun bir çok nedeni var. Fakat ben sizlere daha önemli bir şeyden bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz ki 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası'nı İtalya ile ortak ev sahipliği yapacağız. Hatta İtalya'nın belirli şartları karşılayamaması durumunda ev sahibi tek ülke olma ihtimalimiz var. Tabi ki böyle bir organizasyonun ülkemizde olması prestij açısından oldukça önemli. Ama bunun yanında en azından bir final görmemiz de gerekmez mi? Peki kaçınız mevcut kadro ve organizasyonla bunu mümkün görüyor? Bence oldukça azdır.

TAKIMA SEÇİLEN İSİMLER HEP AYNI
Futbolda adını duyurmuş ülkelere bakalım. Mesela İspanya ya da Fransa. Baştan sona kadar hem yöneticilik kısmı hem de antrenörlük kısmında inanılmaz bir iş disiplini var. Yani bu ülkelerin başarıları kaçınılmaz bir sisteme dayanıyor. Biz de ise kulüp takımı gibi bir yönetim anlayışı var maalesef. Hep aynı isimler milli takıma çağrılıyor. Fakat geçmişe baktığımız zaman Anadolu kulüplerinden ya da Avrupa'nın alt liglerinden bulunan oyuncular ay-yıldızlı formayı giyebiliyordu. Buna bir örnek vermek istiyorum. Göztepe ile harika bir sezonu geride bırakarak tüm dev kulüpleri peşine takan Arda Okan Kurtulan. Özellikle Zeki dışında bir sağ bek yokken bu genç oyuncunun olması gerekmez miydi? Ki özellikle Fransa ve Belçika maçlarında tercih ettiğimiz üçlü savunmanın sağında onun olması gerekmez miydi?
BENİM İÇİN EN GÜÇLÜ ADAY TURAN
Montella önemli işler yaptı evet. Ama bunu hem şansı hem de futbolcuların bireysel başarılarıyla yaptı. Şu ana kadar bir ismi bulup izleyip milli takıma kazandırdığını göremedik. Hatta tersine onun yüzünden bazı isimleri kaybedebiliriz. Arda Okan Kurtulan ve Ümit Akdağ gibi. Ki şimdi konuşulan iddialara göre geç de olsa yolların ayrılacağı yönünde. Benim yerine geçecek isimle ilgili bazı düşüncelerim var. A Takım teknik direktörü benim buradaki en büyük adayım Arda Turan. Genç hocanın Eyüpspor ve Shaktar'da yaptıkları ortada. Ki futbolculuk döneminde çalıştığı teknik adamlara baktığımız zaman Fatih Terim, Diego Simoene ve Luis Enrique üçlüsü neden onu seçtiğimi gayet açık bir şekilde ifade ediyor bence. Ve en önemlisi de Arda Turan'a tam yetki verilecek. Milli takım bazı isimlerden artık gerekli katkıyı aldı. Mesela Hakan Çalhanoğlu, Merih Demiral ve Abdülkerim Bardakcı gibi.

GEREKİRSE ES GEÇELİM İKİ TURNUVAYI
Bizim hedefimiz 2032 olmalı. Gerekirse 2028 Avrupa Şampiyonası ve 2030 Dünya Kupası'nı da boş geçmeliyiz. Arda Güler'in kaptanlığında bir kadro mühendisliği yaparak 2032'de şampiyonluğu hedeflemeliyiz. Zaten elimizde Berke Özer, Ferdi Kadıoğlu, Arda Okan Kurtulan, Orkun Kökçü, Arda Güler, Can Uzun, Aral Şimşir, Kenan Yıldız ve Deniz Gül gibi genç ve yetenekli oyuncular var. Turan'ın teknik direktörlüğünde Arda Güler'in saha içi organizatörlüğü altında bu isimlere gerekli takviyeler yapılır ise gelecek 10 senemiz kurtulur. Ayrıca iyi bir scout ekibi kurarak başta Almanya ve Belçika olmak üzere bu ülkelerdeki yerli oyuncuları taratmalı. Ayrıca alt yaş gruplarından başlamak üzere takımların başlarına isim değil oluşturacakları futbol kültürünü çocuk yaştaki futbolculara aşılamak için teknik adamlar belirlemek gerekiyor. Sizlere onu oynat, bunu çıkar ya da o taktik olmaz gibi basit eleştirilerle değil direkt kurtuluş reçetesiyle sesleniyorum.