4 yıl önce evinde ölen ve cesedi babası tarafından hurdalığa gömülen 3 yaşındaki İzzet'in ölümü aydınlatılamadı. Ceset bulanamadığı için nasıl öldüğü belirlenemeyen çocuğun babası ve annesi beraat etti
Anca k dava sürecinde oğlunu sürekli dövdüğü ve eziyet ettiği öğrenilen baba Oğuz Köklü ile bu işkencelere sesini çıkaramayan anne Fatma Köklü vicdanlarda "ömür boyu pişmanlığa" mahkum edildi
HABER ÖTESİ - HACER ÖNOĞLU ÜLGER
Oğuz Köklü, streç filme sarılı çocuk bedenini, önce bir çöp poşetinin içine, daha sonra da çantaya koydu.
Yanında 4 çocuğu ve karısı Fatma da vardı. Yanlarındaki çantayı, kiraladığı otomobilin bagajına koyduktan sonra Bursa'ya doğru ilerlediler. Orhangazi ilçesindeki kum ocağını gözüne kestirdi Oğuz Köklü. Otomobilden indi ve bagajdaki çantayı yakındaki hurdalık alana gömdü. Çantadaki; ailenin 3 yaşındaki çocukları İzzet Aydın Köklü'nün ölü bedeniydi. Ve 6 kişilik aile hiç bir şey olmamış gibi yollarına devam etti.
MİSAFİRLİĞE GİTTİLER!
O gün Bursa'daki yakınlarına misafirliğe gittiler. Fatma Köklü dayanamayıp olanı biteni anlattı yakınına. Akrabasının ısrarıyla polise gitti ve kocasından şikayetçi oldu. Çünkü ifadesine göre Oğuz Köklü, küçük oğlunu döverek öldürmüştü ve cesedini streç filme sarıp iki gün balkonda bekletmişti.
Küçük bir çocuğun cesedinden bahsediliyordu.
Şikayet üzerine polis 18 Ekim 2014'te yakaladığı Oğuz Köklü ile cesedin gömüldüğü yere gitti. Öz çocuğunun bedenini gömdüğünü söylediği yerde yapılan aramada hiçbir şey bulunamadı.
Ve dediğine göre İzzet'i kendisi öldürmemişti, çocuk zaten ölüydü.
Peki ama İzzet nasıl ölmüştü?
1. OLASILIK: Oğuz Köklü'nün ifadesine göre birinci olasılık İzzet'in astıma bağlı solunum yetmezliğinden ölümü. İfade şöyle: "
Olay tarihinden önce aracıyla oğluma istemeden çarptım. Ancak ağır şekilde yaralanmadı. Bu nedenle doktora götürmedim. Bir ay kadar sonra evdeyken eşimin bağırması üzerine gittiğimde oğlumu yerde gördüm. Yataktan düşmüştü, alnında kızarıklık vardı, oğlumun astım gibi sağlık sorunları vardı. Oğlum bu sırada öldü. Daha önce eşim evi terk etmişti. Komşularımın şikayeti üzerine çocuklara bakamadığım için kurumca çocuklarım alınmıştı. Eşim tekrar eve döndüğünde çocukları geri almıştık. Benim çocuğuma bir şey yaptığımı düşünüp diğer çocuklarımı da elimden alırlar korkusuyla polise başvurmadım. Çocuğu gömdüm, oğlumu darp etmedim."
2. OLASILIK: İkinci ihtimal ise Oğuz Köklü'nün karısı Fatma Köklü'nün soruşturma aşamasında verdiği ifadeye dayanıyor. Bu ifadeye göre ise küçük İzzet babasının dayakları yüzünden ölmüştü:
"Eşim Oğuz Köklü oğlumu darp etti. Bu sebeple oğlumun vücudunda morluklar oluştu. Olay tarihinde çocuğumu dövdü. Evin ortasına fırlatarak attı. Çocuğumun vücudunda morluklar oluştu. Her tarafının şiştiğini görünce doktora götürmesini istedim. Ancak eşim oğlumu doktora götürmedi. Bu darplar sonucunda oğlum öldü."
Tabii Fatma Köklü, daha sonraki yargılama aşamasında bu ifadesinden uzaklaşarak kocasıyla aynı ifadeyi verdi. Ancak, gerçekler elbette ortaya çıkacaktı.
'GELDİĞİMDE İZZET YOKTU'
Olayın ortaya çıkmasının ardından, ailenin yuvaya yerleştirilen çocuklarından 7 yaşındaki kızları S.K, 1 Kasım 2014 tarihinde, sosyal hizmetler uzmanı eşliğinde tanık sıfatı ile ifade verdi.
S.K, "Babam İzzet'i döverek öldürdü. Kaka yaptığı için dövüyordu. Onun ellerini, kollarını ısırıyordu. Babam anneme ve bize 'evde olanları kimseye anlatırsanız sizi fena yaparım, döverim, hapisten çıkıp öldürürüm' diyordu. Bugüne kadar evin içinde olanları kimseye anlatamadık, annem de korktuğundan şikayet edemedi. Ben İzzet'in bacaklarının şiş olduğunu ve mor olduğunu görüyordum. Okula gittik, geldiğimizde İzzet yoktu. Babam İzzet'i hastaneye götürdüğünü söyledi, bir daha İzzet'i görmedik" dedi.
ASLA BİLİNEMEYECEK
Ancak İzzet'in nasıl öldüğü asla bilinemeyecek.
Çünkü küçük İzzet'in 4 yıldır bulunamayan bedenine otopsi yapılamadı ve gerçek ölüm nedeni belirlenemedi.
İzzet'in darp sonucu mu, araç çarpması mı, yoksa solunum yolu rahatsızlığından kaynaklı mı öldüğü tespit edilemedi.
Üstelik İzzet'in daha önce darp edildiğine dair bir kayıt bulunamadı. Astım ve solunum yolu hastalıkları olduğuna dair savunmalar da doğrulandı. Nitekim, dün gerçekleştirilen son duruşmada anne ve baba delil yetersizliğinden suçsuz bulunarak beraat etti.
Oysa ki anne Fatma Köklü'nün, "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme" suçlarından 1.5 yıldan 8 yıla, baba Oğuz Köklü'nün de "Ölüme sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama" ve "Eziyet" suçlarından 15 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları isteniyordu.
Evet, belki ceset yoktu...
Evet, belki deliller yetersizdi...
Ama birkaç gerçek vardı ortada.
Oğuz Köklü, oğlu İzzet'i sürekli dövüyor, eziyet ediyordu.
Oğuz Köklü, oğlu İzzet'i aracıyla çarpıp ağır bir travma geçirmesine neden olmasına rağmen doktora götürmemişti.
Kötü baba ve sorumsuz anne, mahkemede serbest kaldı ama vicdanlarda mahkum oldu; ömür boyu pişmanlığa mahkum edildiler.
'SUÇU SENİN ÜZERİNE ATARIM'
İzzet'in ağabeyi C.E.K'nin anlattıkları, yaşanan çaresizliği gözler önüne sermişti: "Babam çok sinirli bir adamdır. Gürültü yaptığımız için bizi döverdi.
En çok İzzet'i döverdi. İzzet altına yaptığı zaman leğene ya da kovaya su doldurup, İzzet'in başını kovanın içine sokup çıkarıyordu. Bazı zamanlar babam İzzet'in ağzına ve yüzüne doğru tekme atıyordu. Hatta İzzet'in yanağı şişmişti, gözü şişmiş ve kapanmıştı.
Bu yüzden konuşması bozuktu ve yemek yerken zorlanıyordu. Babam İzzet'i sürekli dövdüğü için her iki bacağı da mordu. Zor yürüyordu. Babam İzzet'in bacağını soran olursa 'araba çarptı, kaza oldu' deyin yoksa ben cezaevine girerim ortada kalırsınız, diyordu.
Anneme 'polise gidersen çocukların boğazını keserim, suçu senin üzerine atarım' diyordu."

