Ey yalanın kalemi olmuş, dili olmuş sus! O kabiliyetini, yeteneğini, mesleğini şeytana hizmetkar yapma! Doğru ol, adil ol; insaniyetten yana ol! Yazdıkların hakikat değilse, yazdıkların kardeşliğe ilaç olmuyorsa, yazdıkların vicdanlara olumlu dokunuşlar yapmıyorsa, sakın yazma!
Yazma kardeşim; Allah'ın verdiği yeteneği doğru kullanamıyorsan, şeytani dürtülerle, kulağına gelen kışkırtmalarla elin hakikatlere gitmiyorsa, sokaklarda kâğıt toplaman bile daha şereflidir.
Yazma kardeşim; düşmanın bile olsa doğrusunu ve güzelini kaleme alamıyorsan, sadece kör ideolojilerin taraftarı olarak yazacaksan... Allah kâfire de göz yazmış, mümine de ve dosdoğru yazmış; sen kimden cesaret alıyorsun da alçaklık ve yalan yazıyorsun? İftira yazıyorsun, kanın akmasına; barışın olmamasına alkış tutan hain cümleler kuruyorsun. Elini, beynini, yüreğini yazan Allah'a teşekkür mahiyetinde sadece güzeli, doğruyu, ahlaklı olanı yaz.
Heybende darda kaldığında; hesap gününde teraziye konulacak, cennetin kapılarını açacak hakikat ve güzellik dolu yazıların olsun ki... Yazdıkların sadece burada okunmayacak... Ölümü yenebilirsen, alçakça konuş, ihanet dolu yaz, sen bilirsin...
HAKTAN YANA OL
Yarın Allah'ın huzuruna heybendeki kelimelerle çıkartılırken, o ısırıcı ve yaralayıcı cümlelerin asıl orada rezilliğinin başlangıcı olacak. Asla doğruları dile getirmeyen, milleti birbirine düşman eden, sadece şeytanları mutlu eden konuşmalar ve yazılar Allah'ın huzuruna çıkartılabilecek bir mahsul müdür? İnsan, çirkin ve işe yaramaz bir malla pazara çıkamaz, aç kalır. Allah'ın huzuruna hiç çirkin bir malzemeyle, çirkin yazılarla çıkılır mı? Allah kainatı öyle muhteşem yazmış ki; ne göz kusur bulabilir, ne akıl ne de vicdan. Güneş harika yazılmış, bulutlar, yapraklar ve çiçekler... Dil güzel yazılmış, konuşmak güzel yazılmış... Bu muhteşem yazılış, hem Allah'ın sonsuz ilmini hem de sonsuz kudretini gösterirken bize de özellikle bir şeyi hatırlatıyor: Yazdıklarımız haktan ve vicdandan yana olmalı.
Doğruyu yazan ve savunan kalem, kâinatın düzeni içinde yer alır. Yoksa şeytanların safında olarak sadece taraftarını memnun eder ve düzeni ve intizamı kabul etmişlerin hukukunu çiğnemiş olur. Bombalar patlıyor, kurşunlar öfkenin özeti, füzeler mal düşmanı, her şey cayır cayır, canlar yanıyor, yakılıyor. Müslüman'ı kahpe bir el, Siyonist eli ateşe itiyor... Alçaklıklarla akılları cendereye almış, hakikatlerden koparmaya çalışıyor. İşte tüm bu cinayetlerde senin cümlelerin cephane oluyor! Sen kötülük yazdıkça, tüm kötülüğe benzin döküyorsun.
ÜMİDİMİZ TAMDIR
İman mücadelesi karşısında, küfrün maşası olanlar, iman ehline musallat.
Şuur sahibi Müslüman kardeşlerim, bu numaraları, yalanları, tahribatı değil, iman mücadelesini ve kardeşliği seçecekler, cehennemi ise bu tahribat yapanlara, ihanet edenlere bırakacaklar.
Bombalar patladıkça, kurşunlar sıkıldıkça anlıyoruz ki, doğruların daha güçlü bir sese, küfür karşısında büyük patlamalara ihtiyacı var. Bu yakıp yıkmalar çoğaldıkça anlıyoruz ki, çocuklara ve gençliğe daha çok sahip çıkmaya, şefkat göstermeye ihtiyaç var.
İman zayıflayınca, eller ve diller alçaklığa oyuncak oluyor. Ümidimiz tamdır, çünkü mülkün sahibi Allah'tır. Ümit hiç tükenmeyecek! Gerçek iman fedaileri dünyanın dört bir yanında ücretsiz iman pazarlayıp, şevkle Kur'an hakikatlerini anlatacaklar. Bu öyle bir huzur veriyor ki, atomlar patlasa umursamayacağız.
Kur'an âşıkları, hak yolunda feda ettikleri ömürleriyle şuur sahiplerini Kur'an çizgisine çekecekler inşallah.
Çare: Soluk soluğa kul olmakta. Çare:
Kasıtlı olarak uzaklaştırıldığımız Sünneti Seniyye tezgâhında ölçüye girmekte.
Ve kitaplar aklın süsüdür. Otur, hakikati oku; kâinat kitabını ve onun tercümesi olan Hazreti Kur'an'ı oku. Ve illa ki uhuvveti kardeşliği unutma! Sen kardeş olmaz isen, leş sürüsü hayatını yok edecek! Dünden daha çok ihlas ve uhuvvete muhtacız ve de hakikatlere...

