Konuk yazar Selahattin Gezer yazdı...
İnsan bir harftir. Kelime olması için adalet, şefkat, şuur, sadakat ve benzeri insani özellikleri olması lazım. Bir harf olarak dünyaya gelen insan güzel hasletlerle kelime olur ve aynı özelliklere sahip insanlarla güzel bir cümle oluşturur.
İnsan sadece kendi acılarını sarıp sarmalıyor. Bazıları da bir sıhhiye, bir hekim gibi başkalarının kalp yaralarına ilaç oluyor. Aslında bizler acı çekmesini çok iyi biliyoruz fakat dertli bir insana merhem olamıyoruz. Yük hafifletemiyor, belki de yük katıyoruz...
Kaç mevsimdir gözlerden akan kan,
Zincirlere vurulmuş olan vicdan,
Sessizlik yükü ağırdır, altında kalır insan.
Evladını öpüp okşarken
Gazze'yi düşün bir an.
İnsanlar dünyanın esiri olunca mazlumlar acıların esiri oldu.
Adalet inşa edilince mutluluk kaçınılmaz olur.
Erkek ihanet etmezse kadınlar sevgiyle bakmasını bilirler.
Evlilikte öncelik eşler olunca her zorluğun eşiği aşılır...
Kadın erkek eşit dediler kadına zulmettiler, oysa anne olmaktan dolayı birkaç sıfır öndeler...
Öfkeden sabıra, nefretten sevgiye, unutmaktan vefaya, şikâyetten şükre geçiş güzeldir. Ve uzaklaşmaktan da namazla Allah'a yakın olmak güzellerin güzelidir.
Biz de Miraç yapabiliriz. Dünya lezzetlerinden geçip, mana âlemlerinde terakki ederek, bir manevi Miraç yaşayabiliriz; elbette ki namaz miraçtır fakat asıl hayatımızı Miraç hakikatine dönüştürebilir miyiz?
HARFLER DİLDİR
Adamların alfabesi bile iki yüzlü; yazıldığı gibi okunmuyor, okunduğu gibi yazılmıyor. Şimdi onlardan nasıl medeniyet, insanlık beklenir ki.
Yazıda mana kalp, harfler ise dildir...
Bütün acılar, kederler avaz avaz ebedi hayat var diyor. Yoksa insan neden acı çeksin ki?
Acizlik, Allah'a ilan edildiği vakit muazzam bir servet olur.
Görevine liyakati olmayan zerreyi göze göndermek, zulüm ve adaletsizlik olurdu.
Allah, gönderdiği kitapların haricinde her insana da bir kitap vermiştir. O da hakikatleri konuşan vicdandır.
Cüzdanında şükür destesi olan aç kalmaz.
İnsan, başkalarının yaşadıklarını küçük görmemeli. Kim bilir, o yaşanmış şeyler altında ne kadar ezildiler, ne çok acı çektiler ve ne çok yalnız kaldılar...
İstisnalar hariç, hiç kimse isteyerek kötü olmaz. Ya birileri çelme takmıştır ya da hakikatleri göstermemişlerdir!
Yaptığı iyiliği başa kakanlar; güneşin, havanın, suyun iyiliklerinden dolayı onları bizim hizmetimize veren ve yirmi dört saat her türlü iyilikleri yaşatan Allah'ın başa kakmadığına bakıp, neden ibret almazlar ki?
"Seviyorum" diyenler iyi düşünmeli; acaba insanın ayağı kaydığında yanında olacaklar mı? Oysa Allah her an elimizden tutuyor.
Dünyada içi boşaltılmış tek kelime vardır, o da "aşkım" demek.
İnsanın rütbesi güneşten ve bütün galaksilerden çok daha yüksektir.
Hüzünler bize azık olmuştur. Hiç ekmeği katıksız yemedik ki...
Biz, birilerinin kusurlarını sayıp dökerken, kim bilir şu an hangi kusurlarımız konuşuluyordur.
Kadın ve erkek eşit değildir; hayat eşittir. Hayatı zorlaştıranlar ise çoktan hayatını kaybetmişlerdir!
Vefat etmiş biri için; "kaybettik" sözü tehlikeli bir sözdür! Azrail sağlam bir emanetçi; Allah ise yeniden diriliş için vaadinde duracak sonsuz kudrettedir.
Yeniden dirilmek için ölmek lazım!
İstisnalar hariç, Batı'nın ve Siyonistlerin barbarlığı, tevhit inancını çarmıha gerdikleri içindir...
Çiçekler, toprağın Evliyâullah'ıdır.
Zayıf ve fakir insanın gücünün yetmediği güneşi, Allah yakar ve onu ışıl ışıl eder.
Kötü düşünceler birer kara deliktir; insanın enerjisini ve hayatındaki tüm güzellikleri içine çeker.
Ruhun süratindeki hayal, tefekkür yoluyla Allah'a ulaşmak içindir.

