Bilim dehalarının Epstein sınavı Epstein vakasının en az seks ticareti kadar ürpertici bir diğer boyutu, bu suç ağının dünyanın en saygın bilimsel zihinleriyle kurduğu ilişki. Epstein için bilim, sadece bir merak alanı değil; hem suçlarını örten kusursuz bir "prestij aklama" mekanizması hem de kendi sapkın dünya görüşünü temellendirdiği bir laboratuvar işlevi görüyordu. Kendisini bir "bilim gönüllüsü" olarak pazarlayan bu figür, Harvard'dan MIT'ye (Massachusetts Institute of Technology) kadar akademik dünyanın kalbine sızarak, paranın bilimsel etik üzerindeki o yıkıcı gücünü de kanıtladı.
GELECEĞE YATIRIM İMAJI
Bu ağın temel stratejisi, toplum nezdinde "insanlığın geleceğine yatırım yapan vizyoner deha" imajını inşa etmekti. Nitekim 2008 yılındaki ilk mahkumiyetinin ardından gelen toplumsal dışlanmayı, Harvard Üniversitesi'ne yaptığı milyonlarca dolarlık bağışlarla ve kampüste kendine tahsis edilen ofislerle aşmayı başarmıştı. Akademik dünyanın en parlak beyinleri, Epstein'ın özel uçağı "Lolita Express" ile Karayip Adaları'ndaki konferanslara taşınırken; Epstein da bu Nobel ödüllü dehaları birer "koleksiyon parçası" gibi kullanarak dokunulmazlığını pekiştirdi. Stephen Hawking gibi ikonik isimlerin adadaki fizik konferanslarında görülmesi, o mekanın karanlık doğasını entelektüel bir parıltıyla kamufle etme amacını taşıyordu. Ancak bu ilişkinin perde arkasında, Epstein'ın modern bilimin sınırlarını kendi narsisistik emelleri için zorladığı çok daha karanlık bir tarafı daha vardı. "Üstün bir insan ırkı" yaratma hayaliyle öjeni ve genetik mühendisliğine olan takıntısı, New Mexico'daki malikanesinde kurmayı planladığı "bebek çiftliği" iddialarıyla birleştiğinde, karşımıza bilimsel merakın ötesinde ürkütücü bir tablo çıkıyor.
AĞIN BİR PARÇASI OLDULAR
Kendi DNA'sını insanlığa yayma arzusu, onu sadece bir suçlu değil, aynı zamanda etik sınırları tanımayan sosyal mühendisliğe taşıdı. 2026 yılına gelindiğinde, sızan e-postalar ve mahkeme tutanakları gösteriyor ki birçok bilim insanı bu lüks yaşamın ve araştırma fonlarının cazibesine kapılarak, Epstein'ın "küçük hanımlar" olarak adlandırdığı istismar ağını görmezden gelip, sessiz kalmış ve hatta bu ağın bir parçası haline dönüştü.

