Son dönemde dünya genelinde artış gösteren okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet olayları, dijital içeriklerin çocuk ve gençler üzerindeki etkisini yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlar, özellikle şiddet içerikli bilgisayar oyunlarının ve yoğun ekran maruziyetinin psikolojik ve nörolojik gelişim üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Yapılan değerlendirmelere göre, sürekli tekrar eden şiddet içerikleri ve ödül mekanizmaları, beynin ödül sistemi üzerinde etkili oluyor. Bu durum zamanla bireylerde daha fazla uyarana ihtiyaç duyulmasına neden olurken, bazı risk gruplarında sanal dünyadaki davranışların gerçek hayata yansıma ihtimalini artırabiliyor. Özellikle antisosyal eğilimler ve dürtü kontrol sorunlarıyla birleştiğinde bu risk daha da büyüyor.

Uzmanlar, dijital bağımlılığın yalnızca bireysel bir sorun olmadığını, aynı zamanda toplumsal sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. "Ev genci" olarak adlandırılan ve sosyal hayattan uzaklaşarak zamanının büyük kısmını dijital ortamda geçiren gençlerin sayısında artış yaşandığına dikkat çekiliyor. Bu durumun, yalnızlaşma ve sosyal kopuşu beraberinde getirdiği ifade ediliyor.

Ayrıca sürekli aksiyon ve hızlı tüketim odaklı içeriklere maruz kalmanın, çocuklarda dikkat dağınıklığı, yüzeysel düşünme ve analiz becerilerinde zayıflama gibi sonuçlara yol açabileceği belirtiliyor. Bu durumun akademik başarıyı da olumsuz etkileyebileceği vurgulanıyor.

Uzmanlara göre ailelerin bu süreçte aktif rol alması büyük önem taşıyor. Çocuklara erken yaşta sınır koyulması, ekran sürelerinin kontrol altına alınması ve sosyal aktivitelerin teşvik edilmesi öneriliyor. Aynı zamanda çocuklara hedef belirleme, sorumluluk bilinci kazandırma ve güçlü değerlerle yetiştirme konularının da kritik olduğu ifade ediliyor.

Uzmanlar, dijital dünyanın tamamen yasaklanması yerine bilinçli ve dengeli kullanımın teşvik edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Sınırları olmayan bir dijital deneyim, çocukların hem psikolojik hem de sosyal gelişimini olumsuz etkileyebilir" uyarısında bulunuyor.