İsrail'in ABD desteği ile Gazze Şeridi'nde yürüttüğü ve bugüne kadar 42 bini kadın ve çocuk olmak üzere toplam 72 bin kişinin katledildiği saldırılar, uluslararası arenada hukuki ve diplomatik bir krize dönüştü. Bu krizin merkezinde ise, yaşananları uluslararası hukuk normları çerçevesinde belgeleyen bağımsız raportörler ve yargıçlar yer aldı. Sürecin fitilini ateşleyen kişi Mart 2024'te yayımladığı "Anatomy of a Genocide" (Soykırımın Anatomisi) raporuyla İsrail'in Gazze'deki eylemlerini hukuk nezdinde kayıt altına alan BM Özel Raportörü Francesca Albanese oldu. Albanese'nin bu raporunun ardından hayatı adeta felç edildi. İtalyan hukukçu, ABD tarafından yaptırım listesine alınarak uluslararası ağır suçlularla aynı statüye sokuldu.

AİLE BOYU CEZALANDIRMA
49 yaşındaki Albanese, Washington'daki evine el konulması ve banka hesaplarının dondurulmasıyla sosyal bir izolasyona mahkûm edildi. Kredi kartı dahi kullanamayan ve günlük ihtiyaçlarını yakın çevresinden aldığı borçlarla karşılayan Albanese, "Yargılanmadan cezalandırıldım" diyerek maruz kaldığı hukuksuzluğu özetledi. Baskılar sadece Albanese ile sınırlı kalmadı. Cenevre'deki İsrail lobisinin girişimleri sonucu, Dünya Bankası'nda ekonomist olarak görev yapan eşi Massimiliano Cali de işinden uzaklaştırıldı. Ölüm tehditlerine rağmen geri adım atmayacağını vurgulayan Albanese, "Özgürlüğüm korkumdan daha güçlü. Mücadeleyi bıraktığınızda kaybedersiniz" sözleriyle duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.
UCM YARGIÇLARI DA HEDEFTE
Sistematik baskı sadece raportörleri değil, yargı mensuplarını da kapsıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkaran Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yargıçları Nicolas Guillou ve Kimberly Prost, benzer bir yaptırım dalgasıyla karşılaştı. ABD tarafından banka kartları dondurulan yargıçlar, internet bankacılığı hizmetlerine dahi erişemez hale getirildi.

İSRAİL'İN KARA LİSTESİ
İsrail Diaspora Bakanlığı tarafından hazırlanan 2025 Yılı Antisemitizm ve Antisiyonizm Karşıtlığı Listesi, baskının boyutlarını küresel ölçeğe taşıyor.
Listede yer alan isimler ve maruz kaldıkları suçlamalar, "antisemitizm" kavramının siyasi bir kalkan olarak kullanıldığını gözler önüne seriyor.
Tucker Carlson: Listenin ilk sırasında yer alan ABD'li gazeteci, Batı Şeria'daki Hristiyanlara yönelik baskıları gündeme getirdiği için Yahudi gücü hakkında komplo teorileri yaymakla suçlanıyor.
Greta Thunberg: İsveçli çevre aktivisti, Gazze'deki durumu soykırım ve kitlesel açlık olarak tanımladığı için listeye dahil edildi. Thunberg, insani yardım filolarına verdiği destekle de hedef tahtasında.
Bassem Youssef: Mısırlı ünlü komedyen, Siyonizmin Yahudilik için bir tehdit olduğunu savunduğu gerekçesiyle Yahudi karşıtı içerik yaymakla itham ediliyor.
Dan Bilzerian ve Candace Owens: Sosyal medya etkileşimleri ve politik yorumlarıyla İsrail'in Gazze politikasını eleştiren bu isimler de dijital takibatın ve suçlamaların odağında.
Ömer Süleyman: Teksas merkezli İslami Araştırmalar Enstitüsü Başkanı, Filistin haklarını savunduğu için önde gelen antisemit figürler arasında gösterildi.
Ian Carroll: Bağımsız araştırmacı ve içerik üreticisi. Özellikle jeopolitik analizleri ve para trafiği üzerine yaptığı videolarla tanınan Carroll, İsrail lobisinin ABD siyaseti üzerindeki etkisini irdeleyen çalışmaları nedeniyle listeye dahil edildi.
Nick Fuentes: Hristiyan nasyonalist aktivist ve podcast sunucusu. Fuentes, daha çok aşırı sağcı ve izolasyonist görüşleriyle tanınsa da, İsrail'e verilen desteğin ABD çıkarlarına zarar verdiği yönündeki söylemleri nedeniyle Diaspora Bakanlığı'nın radarına girdi.
Abdulbari Atvan: Filistin asıllı İngiliz gazeteci ve Rai al-Youm Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni. On yıllardır Orta Doğu analizleri yapan tecrübeli gazeteci, İsrail'in bölge ülkelerine (Lübnan, Suriye, Yemen) yönelik saldırılarını sistematik bir işgal politikası olarak nitelendirdiği için "ideolojik düşman" olarak tanımlanıyor.
Anastasia Maria Lopez: Danimarka'da yaşayan bir tıp doktoru ve sosyal medya fenomeni. Lopez, bir sağlık profesyoneli kimliğiyle Gazze'deki hastanelerin bombalanmasını ve sağlık sisteminin çökertilmesini tıbbi ve insani açıdan raporlaştırdığı paylaşımlarıyla dikkat çekti. Raporda, "profesyonel unvanını İsrail'i şeytanlaştırmak için kullanmakla" suçlanıyor.

