PROF. DR. TAHSİN KOÇYİĞİT YAZDI...
Okullar en güvenli ve eğitici mekânlar olmalı. Yoksa toplumsal gerilimlerin taşındığı kırılgan alanlar değil. Şiddet, bir anda ortaya çıkmaz; zamanla yerleşir, alışılır ve en tehlikelisi normalleşir. Bugün çocuklar arasında artan sertlik, tahammülsüzlük ve kontrolsüz tepki biçimleri, bu normalleşmenin açık göstergeleridir.
AİLE, OKUL VE TOPLUM
Dijital içeriklerin yoğunluğu, sosyal çevredeki agresif dil ve rol model eksikliği, şiddeti giderek sıradan bir davranış kalıbına dönüştürmektedir. Böyle bir ortamda yetişen birey için şiddet, bir sapma değil; çoğu zaman bir seçenek haline gelmektedir. Eğitim yalnızca okulda gerçekleşen bir süreç değildir. Aile, okul ve toplum arasında kurulan denge, sağlıklı birey yetiştirmenin temel şartıdır. Ancak günümüzde bu üç yapı arasındaki bağın zayıfladığı açıkça görülmektedir. Aile içinde yeterli ilgi ve rehberlikten yoksun büyüyen çocuklar, duygularını sağlıklı biçimde ifade etmekte zorlanmaktadır. Okullar ise çoğu zaman bu eksikliği telafi edecek donanıma sahip değildir. Toplumun genelinde hâkim olan sert ve ötekileştirici dil de bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.
TEK BOYUTLULUK
Eğitim anlayışı büyük ölçüde akademik başarıya odaklanmaktadır. Oysa insan yalnızca zihinsel bir varlık değildir; aynı zamanda duygusal ve ahlaki yönleri olan bir bütündür. Bir öğrenci sınavlarda yüksek başarı gösterebilir; ancak öfkesini kontrol edemiyor, empati kuramıyor ve farklılıklarla bir arada yaşama becerisi geliştiremiyorsa, burada ciddi bir eksiklik var demektir. Eğitim, yalnızca bilgi ve kariyer kazandırma süreci değil; aynı zamanda aklaki davranış edimi ve değer inşasıdır.
TOPLUMSAL DİLİN ÖNEMİ
Çocuk nasihat edilenden çok, şahit olduğunu öğrenir. Toplumda yaygınlaşan sert üslup, tahammülsüzlük ve kolayca öfkeye başvurma eğilimi ne yazık ki çocuklar için model oluşturmaktadır. Trafikte, sosyal medyada, kamusal alanda sergilenen davranış biçimleri, yeni neslin zihin dünyasında "normal" olarak yer etmektedir. Bu nedenle okulda ortaya çıkan şiddet, toplumun genel dilinin de yansımasıdır.
TAM GÜVENLİK VE ANLAM İNŞASI
Okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması elbette şart ancak tek başına yeterli değil. Sorunun kaynağı fiziksel değil, zihinsel, vicdani ve kültürel. Bu nedenle çözüm:
.Duygusal farkındalık ve empati becerilerinin kazandırılmasını,
.Rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesini,
.Aile-okul iş birliğinin yeniden yapılandırılmasını,
.Şiddeti besleyen toplumsal dilin sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır.
GÖRMEZDEN GELİNEN GERÇEK
Son yaşanan trajik olaylar, birer trajedi olmanın ötesinde, güçlü bir uyarı. Bu uyarıyı doğru okuyamazsak, benzer olayların tekrar etmesi kaçınılmaz. Belki de en çarpıcı gerçek şudur: Biz çocukları yalnızca büyütüyoruz; fakat onları hayata hazırlamakta ciddi şekilde zorlanıyoruz. Eğitim, insanı tüm yönleriyle ele alan bir sürece dönüştürülemezse, bilgi artarken insani derinlik azalacak; bu da toplumsal gerilimleri daha görünür hale getirecek. Soru hâlâ ortada duruyor: Nasıl bir nesil yetiştiriyoruz ve bu nesil, nasıl bir toplum kuracak? Eğitimcilerin, aydınların, psikologların, sosyologların mesaileri bu soru üstüne düğümlenmeli.

