Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy yaptığı açıklamada Orta Doğu'daki savaşı, bölgedeki krizleri ve bunun turizm sektörü üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Bakan Ersoy konuşmasında şunları söyledi:
"Bu savaşın kimseye faydası olmayacak, savaştan kimse olumlu sonuç elde etmeyecek. Bu bölgenin jeopolitik konumu sebebiyle geçmişte olduğu gibi günümüzde de ve maalesef gelecekte de krizlere açık bir bölgede yaşıyoruz. Sektörü krizlere bağışıklı hale getirmemiz gerekiyor."
TÜRKİYE BİR İSTİKRAR ADASI
"Göreve geldikten sonra, sektörden gelen biri olarak ilk yaptığım iş, sektörü krizlere bağışıklık hale getirmek için bazı yasal düzenlemeleri ve yeni kurumları hayata geçirmek oldu. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının ana kurulma sebeplerinden biri buydu.
Ürün çeşitliliği, kaynak destinasyon çeşitliliği gibi birçok adımı beraberinde atıyoruz. Bu tek başına Kültür ve Turizm Bakanlığının yapacağı bir şey değil. Havayollarının, Dışişleri Bakanlığının vize politikalarının, ulaşım ağlarının bir bütün olması lazım. Bu açıdan Türkiye çok yol aldı. Son 5 senedir özellikle bu bölgede krizler savaşlar var. Türkiye, bir "İstikrar Adası" olduğunu defalarca kez tescil etti. Başka bir özelliğimiz daha var bence, bu uluslararası toplumlarda da karşılık buluyor. Cumhurbaşkanımız ve diplomasimiz şu an bir "peace maker" olarak anılıyor. Barışı getirmek için çaba sarf eden ülke Türkiye aslında. Barış gelmeden istikrar getiremiyorsunuz. Bu da Türkiye algısında güçlü olumlu bir etki yapıyor diye düşünüyorum."

'SON DAKİKA REZERVASYON' AĞIRLIKLI BİR SÜREÇ GEÇİRECEĞİZ
"Enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü dalgalanmalar küresel ekonomiye kalıcı hasarlar bırakacak.
Önemli olan bunu önceden öngörebilmek. Mesela bunun yaza en büyük yansıması şu oldu: Sezon son dakika rezervasyon ağırlıklı geçecek. Biz de buna karşılık tanıtım bütçelerimizi artırdık. Eskiden belli periyotlarda tanıtım yapardık, şimdi sezon sonuna kadar aralıksız yapacağız. İnsanlar ekonomik yükler ve çatışma riski nedeniyle 'önümü görüp öyle rezervasyon yapayım' diye düşünüyor."
İSTANBUL YENİ DUBAİ Mİ OLACAK?
"Dubai'nin sezonu içinde bulunduğumuz dönem… Temmuz ve Ağustos onların sezonu değil. Onların sezonu Ekim'de başlar, Nisan sonunda biter. Bizim hareketli sezonumuz ise Nisan sonunda başlayıp Kasım'a kadar devam ediyor. Yani biz çakışmıyoruz, aslında birbirini tamamlayan sezonlarız."
KURBAN BAYRAMI TATİLİ 9 GÜN OLUR MU?
"9 günlük tatil turizm açısından gayet olumlu olur ama bu kabinede tartışılıp alınacak bir karar."

DÜNYA KUPASI YAZ TURİZMİNİ ETKİLER Mİ?
"Türkiye artık eski Türkiye değil. TGA, kaynak ve ürün çeşitliliği, Türk Hava Yollarının 330 noktaya uçması gibi unsurlarla bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirdik. Dünya Kupası da olsa, başka bir şey de olsa biz o yolcuyu getireceğiz. Sadece turist değil, 'nitelikli turist' peşindeyiz. Kişi başı gecelik harcamada 2017'den bu yana yüzde 45'ten fazla artış sağladık."
F1 SÜRECİ: BU İŞİN DAHA BAŞINDAYIZ
"F1 süreci 3 yıldır yürüttüğümüz, altyapısını hazırladığımız bir süreçtir. Öyle bir ayda iki ayda getirilecek bir organizasyon değil bu. Sizden bir sürü taahhütler istiyorlar, bir sürü destekler istiyorlar. Takvime girmek çok zordur; onların rotasına uymanız, şehir içinde önlemler almanız gerekir. Yani bu tür organizasyonlar istediğiniz takvime gelirse size çok bir faydası var. Ama onların da takvimlerine de uyması lazım. Bizim tam istediğimiz takvimde oldu.
O, çünkü bir rota çizerek geliyor. Bir gün Miami'ye gidip bir gün Singapur'a gidemiyor. Kendi rotası üzerinde sizi bir takvime yerleştirmesi lazım. Orada bir açıklık oluşması gerekiyor. Bu birinci konu. İkincisi sizin şehir içinde de birçok önlem almanız, onlara taleplerde bulunmanız gerekiyor. Çünkü yoğun bir trafik getirecek.
Biz bu sefer Singapur'u örnek alıyoruz. Yarış öncesi, esnası ve sonrası olarak üç ayrı paket sunacağız.
Bakın, üç yıldır hazırlandığımızı söylüyoruz; aslında henüz hiçbir şey görmediniz. Biz bu işin daha başındayız."
TÜRKİYE BİR ÇEKİM NOKTASI HALİNE GELDİ
"Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası organizasyonlara yaklaşımı da değişti. Formula 1 gibi büyük organizasyonlardan, FIFA World Cup ve UEFA European Championship gibi dev turnuvalara kadar artık daha aktif bir şekilde ev sahipliği hedefleniyor.
Türkiye bu tür etkinliklere başvuruyor, organizasyonları ülkeye kazandırıyor ve her biri için ayrı, kapsamlı bir hazırlık süreci yürütüyor.
Bu süreç sadece etkinlik günleriyle sınırlı değil. Öncesinde uluslararası basın davet ediliyor, organizasyonun yapılacağı şehirler tanıtılıyor ve haber değeri oluşturuluyor. Turnuva sırasında zaten yoğun bir medya görünürlüğü sağlanıyor, sonrasında da etki devam ettiriliyor. Yani baştan sona planlanmış bir iletişim ve algı yönetimi söz konusu.
Bugün gelinen noktada Türkiye, bu tür büyük organizasyonların süreç yönetimini oldukça sistematik ve profesyonel bir şekilde yürütüyor. Bunun arkasında da son yaklaşık 7 yılda oluşturulan altyapı, kurumsal yapı ve organizasyon kabiliyeti var. Şu anda bu yatırımların somut faydaları görülüyor."