Tüm dünyanın "Muhteşem" lakabıyla andığı Kanuni Sultan Süleyman'ın Hürrem Sultan ile yaşadığı büyük aşk, Osmanlı tarihinin en bilinen ve en çok anlatılan hikâyelerinden biri olarak kabul edilir. Saray yaşamını derinden etkileyen bu birliktelikten dünyaya gelen tek kızları Mihrimah Sultan ise hem zekâsı hem de kişiliğiyle döneminin önemli kadın figürlerinden biri haline gelmiştir.
Mihrimah Sultan'ın yaşamı, sadece bir sultan kızı olmanın ötesinde, Osmanlı mimarisine ve kültürüne de iz bırakacak bir hikâyeye dönüşmüştür. Dönemin usta mimarı Mimar Sinan'ın ona duyduğu söylenen hayranlık, İstanbul'da inşa ettiği iki eşsiz eserle adeta taşlara işlenmiştir. Üsküdar ve Edirnekapı'da yer alan bu iki cami, yüzyıllardır Ay ve Güneş'i simgeleyen bir anlamla birlikte anılmakta; bu yapıların ardında gizli bir aşk ve sembolik bir anlatı olduğu rivayet edilmektedir. Mihrimah Sultan 1522 yılında Topkapı Sarayı'nda doğmuş, çocukluğundan itibaren iyi eğitim almıştır. Sultan Süleyman'ın kızını çok sevdiği ve yetiştirilmesinde büyük emek sarf ettiği tarih kitaplarında yer alır. Hatta Mihrimah Sultan'ın danışmanlık yaptığı ve savaş meydanlarında babasına yardımcı olduğu da bilinmektedir.

Mihrimah Sultan
GİZLİ AŞKINA KAVUŞAMAZ
Mihrimah Sultan'ın yaşı 17'ye gelince annesi Hürrem Sultan evlilik için de iki aday belirlemiştir.
Bunlardan biri Diyarbakır valisi Rüstem Paşa diğeri ise Dünyanın sayılı mimarları ve yapı sanatçılarından biri olan Mimar Sinan'dır. Fakat Mimar Sinan o yıllarda evlidir ve 50'li yaşlarındadır.
Mimar Sinan, rivayete göre Sultan'a karşı gizli bir aşk beslemektedir.
Hürrem Sultan da kayıtlara rüşvetçi ve entrikacı kimliğiyle geçen Rüstem Paşa'yla evlenmesini uygun görür. Mihrimah Sultan 1539 yılında bugünkü Sultanahmet Meydanı'nda yapılan büyük bir şölen eşliğinde Rüstem Paşa ile evlenmiştir.
DEVLET İŞLERİNDE AKTİF ROL ALDI
Mihrimah Sultan, Hürrem Sultan'ın 1558 yılındaki ölümüyle Kanuni Sultan Süleyman'ın danışmanlığını üstlenir. 1566 yılında Kanuni hayatını kaybedip tahta II. Selim geçince de bu kez kardeşi olan Sultan Selim için danışmanlık yapmaya devam eder. Kardeşi Selim'in adeta "Valide Sultan'ı olur ve devlet işlerinde de aktif olarak yer alır.
'ETEKLERİ YERLERİ SÜPÜREN KADIN'
İstanbul'da güzel bir yerde kendi adına bir külliye yapmasını ister. Mihrimah, Sinan'ın "nereye yapılmasını arzu edersiniz?" sorusuna "yerini sen seç" diye cevap verir. Bunun üzerine Mimar Sinan, 1540 yılında Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Külliyesi'nin temelini atar. Külliye, 1548 yılında tamamlanır.
İşte, Üsküdar'daki önemli eserlerden biri olan Mihrimah Sultan Camii bu istek üzerine yapılmıştır.
Mimar Sinan'ın Sultan'a olan hayranlığının bir göstergesi olarak "etekleri yerleri süpüren kadın" siluetini bu esere aktardığı ifade edilir.

Mimar Sinan, mimariyi astronomi ve matematikle birleştirmiş bir deha olarak tarihe adını yazdırmıştır.
YALNIZLIĞINI SİMGELEDİĞİ ESER
Aradan geçen 14 yıldan sonra, 1562'de, Mihrimah Sultan Mimar Sinan'ı tekrar davet ederek İstanbul'da kendi adına bir külliye ve cami daha yapmasını ister. Bu külliyenin yerini de tıpkı ilkinde olduğu gibi yine koca Sinan seçecektir. Sinan da ikinci külliye için İstanbul'un en yüksek tepesini seçer. Yeni külliye Edirnekapı surlarının dibine inşa edilecektir.
Mimar Sinan buradaki camiyi tek minareli olarak tasarlamıştır ve bununla yalnızlığını simgelediği ifade edilir.
AYDINLIK VE KARANLIK YÜZÜ
Mimar Sinan derin bir tutkuyla aşık olduğu Mihrimah Sultan'a kavuşamamıştır ama ona olan sevgisini olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır. Mihrimah Sultan adına yapılan külliyelerin duru, gösterişsiz ve asil duruşuna rağmen içinin alabildiğine aydınlık olmasında da Sinan'ın duygularının izleri sürülebilir. Kimi tarihçilere göre Sinan Mihrimah Sultan'ın iç güzelliğini bu şekilde yansıtmıştır. Öte yandan Mimar Sinan'ın Mihrimah Sultan'ın eşi Rüstem Paşa için yaptığı caminin çinileri ve süslemelerinin tüm ihtişamına rağmen diğer bütün yapılarının aksine içinin daha çok karanlık olmasının altında da bu aşkın izleri vardır.
SIRRINI SULTAN'IN İSMİNE SAKLADI
Matematik dehası Sinan, Sultanı için yaptığı iki külliyenin içinde yer alan camilere bir sır da gizlemiştir. Evet... Burada belirtmek gerekir, "Mihrimah" adı Farsçadan tercümeyle "Güneş" ve "Ay" anlamına gelmektedir. Mimar Sinan bu iki külliye için sadece mimari vurgulardan yararlanmamış, matematik zekâsını da işin içine katmıştır.
Sinan, iki eseri de Güneş'in doğum ve batım yerlerini tespit ederek inşa ettiği için yılın Mihrimah günlerinde yani 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde Üsküdar'daki caminin minareleri arasından bakıldığında güneşin doğuşu, Edirnekapı minaresinden bakıldığı zaman da ayın batışı gözükmektedir.

