PROF. DR. TAHSİN KOÇYİĞİT YAZDI...
Geçenlerde sevgili dostum ve meslektaşım Prof. Dr. Şaban Öz'ün bir deneme yazısını okuma imkanım oldu. Yine önemli bir soruna parmak basmış; Yeni Din Dili. Özetle; Değişmeyen Hakikati Değişen Dünyaya Anlatabilme meselesini ele almış. Özetleyerek siz değerli okuyucularımla paylaşma istedim. Zira her çağın kendine özgü bir dili vardır. İnsanların düşünme biçimleri, iletişim araçları, hayata bakışları ve beklentileri zamanla değişir. Bu değişim, yalnızca günlük konuşmaları değil, eğitimden sanata, siyasetten dine kadar hayatın doğal olarak bütün alanlarını etkiler. Din, insana hitapeden ilahî bir mesaj olduğuna göre, bumesajın insanlara nasıl ulaştırıldığı daüzerinde titizlikle düşünülmesi gerekenbir meseledir. Burada değişmesi gereken dinin özü değil, onu anlatırken kullanılan yöntem ve üsluptur. Çünkü değişmeyen hakikatin, değişen insanla buluşabilmesi ancak doğru bir iletişim diliyle mümkündür. Bugün üzerinde durulması gereken temel soru şudur: İnsanlar gerçekten dinden mi uzaklaşıyor, yoksa din adına kullanılan sert, katı, nobran, mesafeli ve zamanın ruhunu okuyamayan anlatım biçimlerinden mi uzaklaşıyor?
MUHATAP DEĞİŞTİ ANLATIM DEĞİŞMEDİ
Dini tebliğ ve irşat faaliyetlerinde en önemli ilke, muhatabı doğru tanımaktır. Aynı hakikati her insana aynı üslupla anlatmak, iletişimin tabiatına da aykırıdır. Kur'an'ın değişmez ilkeleri ve Hz. Peygamber'in örnekliği elbette tartışma konusu değildir. Ancak bu ilkeleri günümüz insanına ulaştırırken kullanılan dil, yaşanan çağın gerçeklerini dikkate almak zorundadır. Bugünün insanı bilgiye saniyeler içerisinde ulaşabilen, farklı görüşleri aynı anda değerlendirebilen, sorgulamayı doğal bir hak kabul eden bir dünyada yaşamaktadır. Özellikle genç nesiller,yalnızca kendilerine söyleneni kabuleden değil, nedenini öğrenmek isteyenbir anlayışa sahiptir. Böyle bir kuşağa, geçmiş dönemlerin tek yönlü anlatım kalıplarıyla ulaşmaya çalışmak çoğu zaman beklenen sonucu vermemektedir. Hz. Peygamber'in (s.a.v) eğitim metoduna bakıldığında da bunu açıkça görmek mümkündür. O, her insanın bilgi seviyesini, sosyal çevresini, yaşını ve psikolojik durumunu dikkate alarak konuşmuş; aynı hakikati farklı kişilere farklı ifadelerle anlatmıştır. Bu yaklaşım, aslında günümüz için de önemli bir rehberdir.
DİN DİLİ UMUDUN DİLİ OLMALIDIR
Din, insanın yalnızca sorumluluklarını hatırlatan bir sistem değildir; aynı zamanda ona umut veren, yeniden ayağa kalkmasını sağlayan ilahî bir rahmet kapısıdır. Buna rağmen zaman zaman dini anlatımın yalnızca ceza, günah ve korku eksenine sıkıştığı görülmektedir. Oysa Kur'an'ın ilk sayfasında insanı karşılayan ilk mesaj rahmettir. Allah'ın Rahmân ve Rahîm sıfatları, İslam'ın temel yaklaşımının korkudan önce merhamet olduğunu göstermektedir. Elbette dinin uyarıları vardır; ancak uyarının yanında müjde de bulunmalıdır. Sürekli hata arayan,insanları suçlayan, her olayda ilahî gazabıöne çıkaran bir üslup, özellikle gençkuşaklarda dine karşı mesafe oluşturabilmektedir. İnsanlar kendilerini sürekli yargılayan değil, anlamaya çalışan, yol gösteren ve umut veren bir sese ihtiyaç duymaktadır. Yeni din dili, günahı inkâr eden değil; tövbenin kapısını açık tutan, insanı karamsarlığa değil yeniden iyiliğe yönlendiren bir dil olmalıdır.
ÖNCE DİNLEMEK SONRA ANLATMAK
Günümüzde iletişimin en büyük problemlerinden biri, insanların birbirini dinlemeden konuşmasıdır. Özellikle gençler, yalnızca nasihat dinlemek istemiyor; önce anlaşılmak istiyor. Sorularının küçümsenmediğini, eleştirilerinin peşin hükümle karşılanmadığını görmek istiyorlar. Onların zihin dünyasını tanımadan verilen hazır cevaplar ise çoğu zaman karşılık bulmuyor. Bir gencin sorduğu her soruyu iman zafiyeti olarak görmek doğru değildir. Aksine soru sormak, anlamaya çalışmanın en önemli göstergelerinden biridir. Yeni din dili,sorgulamayı düşman olarak değil, doğrubilgiye ulaşmanın doğal bir yolu olarakdeğerlendirmelidir. Çünkü insan ancak kendisini değerli hissettiği bir ortamda söylenen söze kulak verir.
HAYATA DOKUNAN BİR DİN ANLATISI
Din, yalnızca ibadetlerden ibaret değildir. Aynı zamanda hayatın bütün alanlarını kuşatan ahlaki bir rehberdir. Bu nedenle dini anlatırken insanların günlük hayatında karşılaştığı gerçek sorunlara temas etmek büyük önem taşımaktadır. Adalet, kul hakkı, emanet, merhamet, aile huzuru, çevre bilinci, iş ahlakı, yalnızlık ve dijital bağımlılık gibi meseleler karşısında dinin söyleyeceği çok söz vardır. İnsanlar artık sadece teorik bilgiler değil, hayatlarına dokunan çözümler aramaktadır. Bu sebeple din dili, yalnızca hükümleri aktaran değil; insanın yarasına merhem olabilen, hayatına yön verebilen bir rehberlik dili haline gelmelidir.
RAHMET VE MERHAMETİ TEMSİL ETMEK
Hz. Peygamber'in hayatı, insanları kazanmayı esas alan bir eğitim modelidir. O, hata edenleri bütünüyle dışlamamış, insanların onurunu incitmemiş ve doğruları nezaketle anlatmıştır. Hakaret ederek, aşağılayarak ve ötekileştirerek din anlatılamaz. İnsanlar artık söylenen söz kadar, o sözü söyleyen kişinin ahlakına ve samimiyetine de bakmaktadır.
ANLAŞILIR OLMAK BİLGİYİ EKSİLTMEZ
Anlaşılır bir dil kullanmak ilmi basitleştirmek değildir. Gerçek ilim, zor olanı kolay anlatabilmektir. Hz. Peygamber de muhatabının anlayacağı kadar konuşmuş, gereksiz ayrıntılarla insanları yormamıştır. Bugün hutbelerden, dersliklerden, sosyal medya içeriklerine kadar her alanda daha sade ve daha anlaşılır bir din diline ihtiyaç vardır. Gençler bilgiyi yalnızca kitaplardan değil, dijital platformlardan da edinmektedir. Bu nedenle dini anlatanların teknolojiyi dışlamak yerine onu doğru kullanmaları gerekir. Nitelikli dijital içerikler çağımızın önemli tebliğ araçlarından biridir. İnsan önce konuşana güvenir, sonra onun söylediklerini dikkate alır. Adalet, dürüstlük, tevazu ve güzelahlak, bazen uzun konuşmalardan çokdaha etkili bir tebliğ yöntemidir. Son tahlilde yeni din dili arayışı, bir dini değiştirme, dönüştürme ya da hafife alma çabası değil; değişmeyen hakikati çağın insanına doğru biçimde ulaştırma gayretidir. İhtiyacımız olan şey, insanın hem aklına hem de kalbine dokunabilen, umut veren, hikmetle konuşan ve güven inşa eden bir anlatım tarzıdır. Aslına bakılırsa hakikat, akıllarda ve gönüllerde karşılık bulduğunda hayatı dönüştürür.

