• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
İyi ki varsın ARZU GÜNAYDIN İyi ki varsın arzu.gunaydın@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 20.02.2021, 00:00

Özel günleri hatırlama ve kutlama becerisi olmayanlardanım...
Yıldönümleri, sevgililer, hatta büyüklerimizi ziyaret anları dışında anneler günü dahi keyif vermez bana, dayatılan kutlama gerekliliği de sıkar üstelik.
Bu günlerde kutlama şekli ve hediyeler öngörülür ya da belirlenmiş gibidir.
Sadece rolünü oynayan hatta oynatılan oyuncular gibi hissetmek de sıkıcılığı artırıyor olabilir bende...
Ancak doğum günleri istisna...

IÇIMIZDEKI ÇOCUK
İlk nefesin alındığı o günü hatırlamanın, o günden itibaren çıkılan yolculuğun muhasebesini yapmanın fırsatıdır doğum günleri...
WAllah'ın verdiği her nefese şükretmenin de...
Ve hayatı anlamaya çalışmanın.
Ne zaman sonlanacağını bilemediğimiz bu yolculukta, kabuk bağlamaya başlayan ya da hala kanayan yaralarımızı şifalandırmak için masumiyetimize sığınmak istediğimizde, koşacağımız yer olan içimizdeki çocuğa ulaşmanın, onu hatırlamanın bir de.
Belki o çocuğu da korku ve kaygılarından arındırma vesilesi olacaktır bu masumiyet arayışımız.
Yıllarca yanımızda taşıdığımız ve kendimizi ifade etmemizi güçleştiren engeller değil midir zaten o korkular?
Kazanırken kaybettiğimiz ya da tam tersini yaşadığımız bu yolda, yetinmek zorunda kaldıklarımız, hasretini çektiklerimiz, sıkıldıklarımız veya taşıyamadıklarımızın ağırlığı altında ezilirken yine de yolculuğa devam ederiz, binlerce kez ölsek bile...
Yeter ki kaybettiklerimiz değerlerimiz olmasın...
Bırakacağımız en değerli mirasımız olan o değerler yokluğunda bizi değersizleştirecek, kolu kanadı kırılmış kuşlara döndürecek.

KORKUDAN HEYECANA
Doğum günleri, tüm korkularımızı heyecana dönüştürmenin gücünü de verir bizlere... O gün, hayat denilen maceraya anne bedeninden ayrılmanın korkusuyla atıldığımız gündür ne de olsa.
O maceranın hakkını vermek ise heyecanla mümkün olacaktır elbette.
Belki de bir çeşit narsistik düşüncedir, insanın doğum gününü önemsemesi.
Kendinden öncesini yok saymanın ya da, sadece kendinden sonrasına odaklanmanın sonucudur, kim bilebilir?
Öyle ya da böyle, herkes kendi hikayesinde itiraf ya da itirazlarla yürümekte ve bu hikayenin bir giriş, gelişme ve sonuç bölümü de olmak zorunda.
Anlatıcısı yine kendimiz olacaksak hikayemizin, bu kadarcık ben merkezci düşünmeyi de sürecin doğal sonuçlarından sayabiliriz.
Sabretmeyi, üzülmeyi, sevinci ve heyecanı deneyimlediğimiz bu hayatta, yaşamın kendisinden vazgeçmemeyi öğreniyoruz her gün yeniden...
Binlerce kez ölsek bile; her ölümle doğmayı da becerme yeteneği vermiş Yaradan...
Her doğumun sevincinin, bütün sancıları unutturması ise cabası. O sancılar değil mi zaten doğumu bu kadar değerli yapan?...
Sonrasında ise heyecanı arttıran da umutlar elbette...

YENI BIR UMUT
Her doğum günü, her doğan yeni bir umut, yeni bir heyecan yani.
Çünkü her hayat, kişilerin kendi ve diğerlerinin değerini bilmesi oranında anlamlanacak.
Öyle ki, kabullenilen ya da reddedilen tüm duygu ve düşünceler dönüp dolaşıp öz değer anlayışına dokunacak...
Öz değeriniz de , başkalarına verebileceğiniz değeri belirleyecek...
O da muhtemelen tüm yaşamınızı...
Çocukluk yıllarında kazanılmaya başlanan öz değer, ebeveynlerin kullandıkları cümleler ile de şekillenmekte. Belki de, iyi ki doğdun sözünün altında yatan iyi ki varsın anlamı benim için doğum günlerini özel kılan...
Öyleyse, İyi ki doğdun, doğmuşlar, doğmuşuz...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI