• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Tevazu herkes için ARZU GÜNAYDIN Tevazu herkes için arzu.gunaydın@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 29.05.2021, 00:00

Bize huzur veren doğa...
Hayvanlar, bitkiler... Ağaçtaki yaprak, yerde biten ot, dalında açan çiçek...
Küçücük bir uğur böceği, kelebek, minik bir kuş...
Hepsi ayrı ayrı hayranlık duygularımızı uyandırıyor...
Onlara duyduğumuz hayranlık beraberinde dinginliği de getiriyor...
Çünkü hiçbiri sizdeki duygularla doğallığını yitirmiyor...
En fazla ona gösterdiğiniz ilgiyle daha da güzelleşiyor... En saf, katıksız hali ile huzuru yaşıyorsunuz...
Sanki zaman ve mekanın ötesine geçiyorsunuz...
Denize ilişiyor gözünüz. Dalgaların ahenkli sesi de kulaklarınızda. Bu eşsiz armoni, iyot kokusuyla birlikte tatlı tatlı başınızı döndürüyor...
Sanki sizi çağırıyor, mavi ile yeşil arasında gidip gelen tonlarla gözlerinize de şölen sunuyor.
İyota karışan çam kokusunu fark ediyorsunuz...
Bu, nasıl bir mucize, nasıl bir uyum diyerek tekrar şaşırıyorsunuz, defalarca daha şaşıracağınızı bilerek...
Tabiat sizi kendinize, içinize, derinlere götürüyor...

YARATILISA UYGUN
Ve tüm bunlar gerçekleşirken, dengeyi de fark ediyorsunuz...
Büyük ile küçüğün, güzel ile daha az güzelin (asla çirkin yok doğada), her rengin, kokunun birbirinden üstünlüğünün olmadığını, hepsinin bir olduğunu anlıyorsunuz.
Yine görüyorsunuz ki, öyle olduğu için dingin...
Bizler ise, özlemle aradığımız dinginliği bile büyük gürültü ve abartılarla bulmaya çalışıyoruz...
Huzur verecek kişiler, olaylar ya da yerler arayıp oradan oraya koşuyor, belki de savruluyoruz. İçteki huzuru ihmal ettiğimiz için de, amacımıza ulaşamıyoruz.
Halbuki tek yapmamız gereken, yaratılışımıza uygun var olabilmek.
Olduğumuz gibi yaşayıp, görünebilmek...
Üstünlüğü sağlayan gerçek unsurları, değer sandıklarımızla değiştirmemek... Ve tabi bu değer sandıklarımızın varlığı ile övünmemek...
Zaten Yaradan da; kibirle kasılan, kendini beğenmiş, övünüp duran kişiyi sevmediğini çok açık belirtmiş bizlere. Hatta alçakgönüllülük gösterenin derecesini yükselteceğini de... Yani insan tevazu ile yükseliyor.
Yükseldikçe, tevazusu artıyor. Bilgisi artan kişinin bilgisizliğini fark etmesi gibi.

GERÇEK ILETISIM
Ama elbette bu alçakgönüllülük, sözlerde kalmamalı; davranışlarda şekil bulmalı...
Zira ben alçakgönüllüyüm demek; üstün özelliklerim var demenin bir başka yolu...
Varsa bile , bırakın üzerinde durmayın, göstermeye çalışmak bir yana görülsün istemeyin.
Davranışlarınız ya da sözlerinizle kendinizi anlatmak, kanıtlamak için çırpınsanız dahi; hiç şüpheniz olmasın kimse umursamayacak...
Çünkü herkes kendini anlatma derdinde, herkes birbirine sağır ve kör...
Bırakalım artık kendimizi; başkalarını duyalım diğerlerine dokunalım... Gittikçe yalnızlaşan insanların dünyasında, dinleyen ve gören olalım...
İletişimin hazzını, o eski sohbetlerin tadını hatırlayalım...
İletişim demişken, asıl iletişimin dinlemek olduğunu da unutmayalım...
Doğadaki huzuru , yaşamlarımıza alalım...
Gülün papatyaya üstünlük kaygısı olmadan açması gibi, kendimizi geliştirip yayacağımız gül kokularına odaklanalım...
Ya da leylak olalım, belki de yasemin...
Uyumlu ve denk olabildiğimiz kadar huzurluyuz hatırlayalım, ve gösterdiğimiz değer kadar kıymetli....

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI