Erkin Usman

İyi ki pancar var

Mevsim sonbahar ve pancar zamanı geldi. Ülkemizde pek de bilinmeyen ve mutfaklarda yeterince yer almadığına inandığım pancarın faydalarından bahsedelim önce. Konumuz kırmızı pancar.
Faydaları: Vitamin ve mineral zengini.
Renginin kırmızı olması, bu bitkinin antioksidan özellik taşıdığını gösteriyor.
Antioksidan da güç, sağlık demek. Kırmızı pancara rengini veren pigmentler kansere karşı savaşta etkili bir sebze olmasını sağlıyor.
* * *
Çimen Erengezgin'in araştırmasına göre, kırmızı pancar A, B, C ve P vitaminlerinden zengin. İştah açıcı, besleyici özelliği var. Bileşiminde bulunan rubidyum sindirimi kolaylaştırıyor. Pancar aynı zamanda fosfor, demir, bakır, potasyum, magnezyum, kalsiyum, brom, çinko ve manganez bakımından da zengin. Bitki, beta karoten ve folat bakımından zengin yapısıyla bağışıklık sistemini güçlendirip kan yapımına destek veriyor. Kırmızı pancarın suyu en güçlü kan düzelticilerden biri. Özellikle soğuk algınlığı enfeksiyonlarının arttığı kış aylarında kırmızı pancarın tüketilmesi, vücudun direncini artırıyor.
* * *
Çimen Erengezgin'i dinlemeye devam...
Haydi pancar turşusu yapalım. Bir demet pancarı, sapları ve yapraklarından kesip, iyice yıkayın. Temizledikten sonra bir tencerede haşlayın. Haşlama suyunu içecek suyundan kullanın ki sonrasında bu suyu turşu suyu olarak kullanacağız. Haşlandıktan sonra biraz soğumasını bekleyin ve kabuklarını soyun. Bir kavanoza yassı olarak keserek yerleştirin. 2-3 diş sarımsağı çizerek ekleyin. Ara ara çalkalayın ve buzdolabına koyun. Ertesi gün yiyebilirsiniz. Bekledikçe daha güzel oluyor.
Turşu için kestiğimiz sapları ve yaprakları çiğ olarak salatalara ekleyebiliriz. Ya da ıspanak gibi yemeğini yapabiliriz.
Son bir hatırlatma. Şeker hastaları ve hamileler pancarı tüketmeden önce mutlaka doktorunuza danışınız.

ege'den

Tuvalet kültürümüz ve Akyaka gerçeği

İstanbul da böyle, İzmir de böyle... Ankara da bunlardan farksız.
Dünyanın birçok yerinde ve özellikle Batı Avrupa'da, kenti tanıtan dokümanların, rehberlerin çoğunda "genel tuvvaletler" ayrı bir renkte belirtilmiştir.
"Guide" olarak tanımlanan bu kitapçıkların hepsi aynı formdadır.
* * *
İzmir'den bir tablo...
İki günde bir kruvaziyer gemilerden binlerce turist, İzmir limanına çıkıyor ve kente dağılıyor.
Tut ki, Alsancak Limanı'ndan Konak Meydanı'na kadar olan kesimde doğru dürüst bir tuvalet yok.
İhtiyacı olan turistler, ya apartmanların zemin katların kapılarına dayanıyor ya da restoran ve kafelere dalıyor.
* * *
Ali Verel bir POTA okuru...
Ali Verel, Marmaris'e kadar uzanan tatil gezisi dönüşü Akyakaya uğradı. Akyaka meydanındaki genel tuvalete girdi ama girdiğine bin pişman oldu. Tuvalet kağıdı olmadığından kapıda oturan görevli içeri girene bir tek kağıt peçete uzatıyor.
Şimdi Ali Verel'i dinleyelim:
"Tuvaletin içi şapır şapır su. Ayak basacak yer yok. Yerlere kullanılan pis peçeteler atılmış. Plastik klozet kapağı çok eskiden beri 5-6 yerinden yırtılmış ve etrafı kararmış, insanın oturası gelmiyor. Çok pis ve çirkin bir manzara.
Ayaklarımda spor ayakkabı olmasına rağmen ıslak olduğundan kaydım. Ben düştükten sonra bir bey öfkeyle yaklaştı, tuvalet görevlisine 10 dakika önce kendi oğlunun da düştüğünü söyledi. Ben tuvalet görevlisine çıkıştığımda etrafa toplanan insanlar her gün buradan kaç kişi düşüyor diye kızdılar."
* * *
Ülkemizin en güzel yerlerinden biri olan, yüzlerce yerli ve yabancı turistin uğradığı bu beldeye böyle bir tuvalet ve görevli hiç yakışmamış. Akyaka Belediyesi'nde hiç mi zabıta yok, varsa ne iş yapar?
küpe
İnsan yaşamayı ve yaşamamayı aynı şey diye kabul ettiği zaman hürriyetine kavuşur.
Dostoyevski

fıkra

Üçüncü çocuk

İki çocuğu olan köy delikanlısı askerliğini yapıp da eve döndüğünde bakmış karısı Fadime üç çocukla bir masanın etrafındalar. Birden öfkelenip bağırmaya başlamış:
"Abovvv... Ulan kaltak bu üçüncü çocuk nereden çıktı? Askere gedirken iki çocuğumuz vardı. Bu sonuncusu benden olamaz."
Fadime gayet sakin cevap verir:
"Ne bağırıyorsun, sana baba mı diyir? Oturmuş yoğurdunu yiyir."
geçmişten
Deniz kızı

Yıllar önce Boğaz otellerinden birinin lokantasında dönemin ünlü solisti Deniz Kızı Eftalya şarkı söylemekteydi.
Mahmut Kemal de dinleyiciler arasındaydı.
Yanında bulunan dostu Reşit Paşazade Salih Bey, üstadın kulağına eğilerek:
"Beyefendi dikkat ediyor musun? Sesi nasıl dalgalanıyor?"
Mahmut Kemal'in cevabı şöyle oldu:
"Tabii dalgalanır. Deniz kızı olur da dalgalanmaz mı?"

laflama

* Mum ışığında lüks bir restaurantta yemek yiyip, hesabı ödeyemeyip finali bulaşık yıkamakla yaptıktan sonra, romantikliği bıraktım aga!
* Dağcılık tesislerinde müdürdüm. Kızağa aldılar beni!
İbrahim Ormancı'dan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.