Türk sinema ve tiyatro dünyasının önemli bir ismiydi Çolpan İlhan.
Unutulmaz, değerli bir sanatçı. Adeta bir pırlanta.
Yine Türk sinemasının unutulmaz ismi Sadri Alışık'ın 19 yıldır O'na hasret eşi, bir dimdik, başarılı Türk kadını.
Ve İzmirliydi, Karşıyakalıydı Çolpan İlhan. İzmir doğumlu. İzmir özlemini ve sevgisini hep yaşatan bir sanatçı.
Ve elbette Türk şiirinin büyük ismi Attila İlhan'ın kızkardeşi.
İzmirli İlhan ailesinin son ferdi.
Ne şiirlerdi Attila İlhan'ın bıraktıkları. Zaten İstanbul'da Muhsin Ertuğrul sahnesinde son yolculuğuna da O'nun bir şiiri ile uğurlandı:
'Böyle bir sevmek görülmemiştir'.
Rutin sahneleri gazetelerde, TV'lerde izlediniz. Ben perde arkasını yansıtmayı severim.
***
İzmirli Mahter hanım Zincirlikuyu Mezarlığı'na İzmir toprağı taşıdı. Mezarına atıldı. Ne güzel bir tablo!
Ve İzmirli Çolpan İlhan'ı son yolculuğunda 2 İzmirli yalnız bırakmadı. Bravo onlara.
Biri Karşıyaka'nın genç ve çalışkan Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, diğeri de İzmir'in taşında toprağında hem Bakan ve milletvekili hem de Konak Belediye Başkanı olarak büyük hizmetleri olan Dr. Hakan Tartan.
Akpınar, sahne töreninde ve cenazede Çolpan İlhan'ın ve sevenlerinin yanındaydı.
Bir vefa adamı olarak da tanınan Dr. Hakan Tartan ise hem M. Ertuğrul sahnesindeki törende hem cenazede hem de değerli sanatçı Çolpan İlhan, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda 'Sadri'sinin yanına toprağa verilirken oradaydı.
Arkadaşı Kerem Alışık'ı yalnız bırakmazken, bu İzmirli önemli sanatçının son yolculuğunda İzmir'i ve İzmirliyi de temsil etti.
Başkalarının da orada olması gerekmez miydi?
Türk sanatı adına.. İzmir adına.. İlhan ailesi ve Attila İlhan'a saygı adına..
Olsun! Vefanın hala İstanbul'da bir semt olmadığını gösterenler var Allah'tan!
***
Ve, Çolpan İlhan'ın Karşıyaka Lisesi yıllarından bir arkadaşı olarak ben...
Çolpan İlhan lisenin dördüncü sınıfının göze batan öğrencilerinden biriydi.
Ben de Karşıyaka Lisesi'nin birinci sınıf öğrencisi...
Çolpan İlhan, edebiyat öğretmenimiz Belkıs Zincirkıran hocamızın önderliğinde, 'Tiyatro Kolu Başkanı'ydı.
Ve, bu Tiyatro Kolu dünyaca ünlü Antigone oyununu sahneye koymak için harıl harıl çalışıyordu.
Geniş bir oyuncu kadrosu vardı bu piyesin.
Vapur İskelesi karşısındaki Atlas Sineması'nda sahneye konulan oyun onbeş gün sürecekti.
Ne var ki, ilgi o kadar büyüktü ki Antigone tam dört ay sahnede kaldı.
Karşıyakalılar oyuna hayran kalmış ve sokaktaki insanlar Çolpan İlhan'a 'Antigone' adını takmıştı.
Piyesin ilk günlerinde dersleri kıran öğrenciler arasında Antigone oyuncuları başı çekiyordu.
Öğretmen kaytaran öğrenciye soruyor:
"Neden derse gelmedin?"
Cevap:
"Antigone piyesini çalışıyordum, örtmenim..."
Bu tablo içinde, bir teneffüste Çolpan'ın yolunu kestim.
"Bu piyeste bana neden rol yok?..."
"Geç kaldın..."
"Bana bir görev lazım..."
Çolpan koluma girdi ve devam etti:
"Seni kondüvit yapalım, oyuna.."
O günden sonra, Antigone piyesinde sahne trafiğinin amiriydim artık.
Nur içinde yat Çolpan. Seni unutmayacağız...
pazar gırgırı
Neden ıslanaysun?
Temel, her balığa gittiğinde ıslak dönüyormuş. Babasının dikkatini çekmiş ve sormuş:
"Ula Temel, sen paluktan hep ıslak döneysun nedendur?"
Temel cevap vermiş:
"Babacuğum ben paluğa çıkınca sigara içeyrum."
"Eee oğlum. Bunun ıslaklıkla ne ilcisu var?"
Temel:
"Babacuğum, sigara bitince denize atayrum, sönsün diye de üstüne basayrum. Onun için ıslanayrum."
