• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Dünyanın dibi delindi

FİLİZ ÖZKOL

Dünyanın dibi delindi

filizozkol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 06 Nisan 2026

Çıkar çatışmalarının yerine ortak faydacılığın geliştiği, savaşlar ve lobiler için harcanan milyonlarca paranın açlık, hastalık ve çevresel sorunların çözümüne ayrıldığı, kıskançlıkların ve statü kaygılarının olmadığı, bilgi ve kaynakların ticari kaygılar olmadan insanlık yararına kullanıldığı bir dünyayı özlüyoruz bazen.Dikensiz bir yaşam hikayesini düşünürken, komşunun arabasını evimizin önüne park ettiğini görerek birden parlıyoruz. "Nasıl "benim" evimin önünü işgal edersiniz diye isyankar tavırlar içinde buluyoruz kendimizi.

'ÇATIŞMASIZ ORTAMLAR'
Özlenen bir ütopik yaşam gerçekten mümkün mü? Yoksa böyle bir düzen hayallerde mi kalıyor, diye düşünürken tersinden bu olayı değerlendirmeye başladım. Acaba çıkarların yarattığı çelişkilerden doğan çatışmalar, savaşlar her ne kadar yorucu ve yıpratıcı olsa da, inovasyon ve değişimi tetikleyen unsurlar mıdır? Farklı fikirler, çeşitlilikler ve ticari getiri kaygıları varken de "Özlenilen savaşsız dünya" ve "Çatışmasız ortamlar" yaratılabilir mi? Yüzyıllardır dünya toplumlarının karşı karşıya kaldığı savaşlar, rekabetin ve çıkarların her zaman acımasız bir şekilde başrolü oynadığını gösteriyor. Bunu gün be gün yayılarak büyüyen İran ve Amerika/İsrail arasındaki savaşta her gün yaşıyoruz. Sadece kendi hedeflediği doğrular konusunda hareket eden Trump, siyasi stratejisini savaş yönüne kaydırarak, ortağı İsrail ile birlikte gündemi işgal etmektedir.

'GÖRÜNEN ASIL AMAÇLARI'
Tahran ve Washington, İran'ın nükleer programı konusunda müzakereler yürütürken, ABD Başkanı Donald Trump, siyasi hedeflerini müzakere masasında değil, savaş alanında takip etmeyi seçti. Buradaki sorun, Trump'ın siyasi hedeflerinin açık ve net olmamasıydı. İşin daha başında ele aldığı İran'ın, "asla nükleer silah üretemeyeceği" savı diplomatik görüşmeler yoluyla sonuçlandırılabilecek bir mesele olabilirdi. Ancak rejim değişikliği, İran'ın askeri kapasitesinin yok edilmesi, ülkenin parçalanması gibi perde arkasında görünen asıl amaçları bu savaşı yarattı. Kolay lokma olarak gördüğü İran ise gelecekte olabilecek bu tür saldırılara, (daha önceden 2024 ve 2025 yıllarında meydana gelen daha küçük çaptaki saldırıları da göz önüne alarak) caydırıcı olabilecek şekilde önlemlerini almış görünüyor. 2025'deki 12 gün savaşları sınırlı ve karşılıklı misillemelerle ilerledi ve önceden tahmin edilebilir bir şekilde sonlanmıştı. Şimdi ise, rejim tehdidi altında olan ve gelecekteki saldırıları caydırmaya kararlı olan İran, çok ciddi bir savaş stratejisi ortaya koyuyor. Ölçülü misillemeler yerine, çatışmaları genişletme ve derinleştirme niyetini ilk günden beri ortaya koydu. Bu yaklaşım bölgesel ve küresel ölçekte önemli etkileri olabilecek birkaç tırmanış senaryosunu gündeme getirebilir. Savaşın başlamasından hemen sonra İran, çatışmanın coğrafi alanını genişleterek, İsrail, körfez ülkeleri, Ürdün, Suriye ve Irak gibi dokuz ülkeyi hedef aldı. Ayrıca, Lübnan' da bir cephe açarak Kıbrıs ve Azerbaycan'ı da tehdit etti.

'HER ŞEYİ GÖZE ALMIŞ'
Bazı görüş ayrılıklarına rağmen, Körfez ülkeleri, İran'ın çökme noktasına gelmeden savaşın sonuçlandırılmasını hedefliyorlar. Örneğin, Umman, Küveyt ve Katar müzakere edilmesini isterlerken, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn İran'ın askeri kapasitesinin kısıtlanmasını isteyen bir tavır takınıyorlar. Ancak; bu farklılıklara rağmen, İran'ın zayıflatılmasını isteme konusunda bir fikir birliği olduğu görülmektedir. Bütün bunlardan yola çıkarak gelecekteki saldırıları önlemek ve caydırıcılık sağlamak için İran, petrol ticaretinin yoğun olarak sağlandığı Hürmüz Boğazını devre dışı bırakarak ABD ye, bölgeye ve küresel ekonomiye büyük maliyetler yüklemeyi hedefleyebilir. Tahran, her şeyi göze almış bir ülke görüntüsü çizerken, kendi ekonomik can damarını da keserek, dünyanın petrol arzını sekteye uğratabilir. ABD'nin öldürdüğünü iddia ettikleri dini lider "Mücteba Hamaney" ilk açıklamalarından birinde savaşta başka cepheler de açabileceklerini söyleyerek, çatışmaların yayılabileceğini söylemişti.

'OLUMSUZ ETKİLENMEKTEDİR'
Sonuç olarak İran'ın saldırıları ABD ve İsrail saldırılarına bir yanıt olarak gerçekleşiyor. Bu tür çıkar savaşlarının dünyaya verdiği zararlardan tüm insanlık az veya çok olumsuz etkilenmektedir. Özetle;

-Çatışma küresel pazarlarda yıkıcı etkiler yaratmaya devam edecek.

-Orta doğudaki seyahatler ve Ticaret hayat tehlikeye girecektir.

-Kızıldeniz ulaşımı etkilenerek, enerji sektöründe ilave krizler yaratabilir.

-Provoke edilerek yeni mezhep çatışmaları çıkabilir.

Sonuç DÜNYANIN DİBİ DELİNDİ. Akan suyu nasıl durduracağız belli değil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.