Başbakan Erdoğan önce Cumhurbaşkanı Gül'le görüştü, ardından partisinin en yetkili karar organını toplayarak oradan herkesin beklediği kararları çıkarttı.
Kestirmeden söyleyelim, çıkan bir numaralı karar: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı Türkiye Cumhuriyetinin yeni Cumhurbaşkanı görmek arzusu...
Toplantıda yapılan bütün konuşmalar başbakana bir tavsiyede bulunmanın ötesine geçerek adeta onu cumhurbaşkanlığı adaylığına icbar etme yönündeydi.
Aynı heyetin, çok fazla tartışmadan, üç dönem şartının muhafazası yönünde görüş bildirmesi zaten Başbakan Erdoğan'ı, istese de istemese de, Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda bağlayıcı bir işlev görmüş olmalı.
Çünkü, dışardan bakınca olay şöyle görünüyor: Ak Parti'de yıllarca beraber yürüdüğü arkadaşları Başbakanlarının Cumhurbaşkanı olması için siyasi ikballerinden feragat ediyorlar.
Bu dünya siyasi tarihinde az görülür cinsten bir olaydır.
Artık belli olmuştur ki Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı adayıdır.
GÜL-ERDOĞAN MUTABAKATI
Gül ve Erdoğan arasında bir kardeş ve iktidar kavgası bekleyenlerin hayal kırıklığına uğrayacakları belliydi.
Siyasetin ve devlet yönetiminin bin bir türlü mihnetini yaşayarak bu günlere gelmiş olan bu iki tarihi şahsiyet hayatlarının ve pozisyonlarının bu deminde küçük adamların sıradan politika oyunlarını oynayıp, tarihsel profillerine zarar vermezlerdi herhalde.
Nitekim kendilerine yakışan bir diyalog sürdürdükleri görünüyor.
Yani, daha önce de yazdığım gibi, bu iki devlet adamı, Yıldırım ve Timur olmak yerine Çağrı ve Tuğrul Bey olmayı tercih etmişlerdir.
Bu arada beklenen soruyu soralım:
Tayyip Erdoğan'ın ne olacağı belli, peki Abdullah Gül ne olacak?
Bu sorunun cevabını hemen vereyim:
Hiç kimse unutmasın, Türkiye'nin Tayyip Erdoğan'a ihtiyacı olduğu gibi Abdullah Gül'e de hala ihtiyacı var.
İlaveten, Tayyip Erdoğan'ın devleti yönetirken, Ak Parti'nin ise bekası bakımından Abdullah Gül'e ihtiyacı var.
Bu siyasi güç ihtiyacından ziyade organik bir ihtiyaçtır.
Başbakan bunu idrak edecek yetenekte bir siyasetçidir.
O zaman nasıl bir teknoloji geçerli olacak?
Sanırım şöyle: 10 Ağustos'ta Başbakan Erdoğan Köşk'e çıkar...
Üç dönemi tamamlamış bir arkadaşına 2015 genel seçimlerine kadar sürecek bir hükümeti kurma görevi verir.
2015 öncesi yapılacak bir kongreyle Abdullah Gül partinin başına geçer ve seçim kampanyasını sürdürür.
Seçimlerden sonra da Başbakan olur.
Türkiye için çok da güzel olur!
TEBRİKLER AK PARTİ!
Tansu Çiller'in bir gün bana şöyle dediğini hatırlıyorum: "karşımdaki orduyla savaşıyorum, yetmiyor, dönüp bir de kendi ordumla savaşıyorum"
Bu sözü söylemesinin nedeni, kendi eliyle milletvekili yaptığı arkadaşlarının ona durmadan ihanet etmesiydi. Dirençsizlerdi, darbecilerin gürültüsünden korkup kaçanların haddi hesabı yoktu.
Ak Parti bu bakımlardan tarihe karşı büyük bir sadakat sınavı vermiştir.
Liderlerinin ardında sapa sağlam durmuşlardır.
Darbe teşebbüslerine ve tehditlerine direnmiş ve demokrat bir refleks sergilemişlerdir.
İktidar oldukları ilk hafta meclis lojmanları imtiyazından gönüllü vazgeçmişlerdir.
"Beni yeniden seçmedin" diye ne liderlerine, ne partilerine, ne de millete küsmüşlerdir.
Millet de bu tutumundan dolayı Ak Parti'yi 12 senedir tek başına iktidar koltuğunda oturtmaktadır.
En son olarak, üç dönem şartının kaldırılmasını gönüllü olarak reddetmişlerdir.
Eğer isteselerdi üç dönem şartı kalkar ve hepsi yeniden seçilirlerdi. Zira, Başbakan Erdoğan o şartın kaldırılmasının önünü açmıştı.
Büyük olgunluktur...
