NİL KUYUMCU TÜM YAZARLAR
Sanal kıskançlar
3.10.2017 | Arşiv

Sanal kıskançlar

nil.kuyumcu@yeniasir.com.tr

Size bu cümleleri, pazartesi sendromunun en derin sularında yorgun kulaçlar atarken yazıyorum...
Parmaklarım, klavye yerine kahve fincanı falan değil kahve kazanı tutmak istiyor!
Öyle düşük doz kafeinle kendime gelebilecek gibi değilim!

***

Evet önce kahveye, sonra da beni ayıltacak yazılara ihtiyacım olduğu için, sanal alemde gezintiye çıkıyorum...
İlk sıra Instagram'ın...

***

Bir fotoğrafın altına çılgınca yorumlar yazıldığında merak ediyorum...
"Acaba ne yazıldı bu kadar" diye, birkaç yorumu okuyorum...
Ve bazı yorumlar beni hayrete düşürüyor...
Kahvemle birlikte; adeta "üçü bir arada" zehirli karışıma dönüşmüş cümleleri de yudumluyorum...

***

Sanal alemin "zehirli karışımında" formül şöyle:
- Bolca kıskançlık!
- Üzerine yeterli miktarda hadsizlik!
- Birkaç ölçek seviyesizlik!
Durum sahiden vahim ötesi...
Sosyal medyada takipçi sayısı artan kişiler, müthiş bir eleştiri bombardımanına tutuluyor...
Takip ettiği kişinin yüzüne söylemeye cesaret edemeyecekleri her şeyi yorum olarak sıralıyorlar...
Bir kadına "çirkin" diyenden; ailesine en ağır hakaretleri edenlere kadar farklı profiller sergiliyorlar...
Kadının gözünün içine bakmaya bile cesaret edemeyecek bir adam, akla hayale gelmeyecek çirkinlikleri "rahatlıkla" yazabiliyor!

***

Ve ben anlamıyorum...
"Yazı" ne zaman bu kadar değersizleşti?
Hani söz uçup, yazı kalıyordu?
Hani işte bu "kalıcılık" nedeniyle yazı daha değerliydi?

***

Sanal alem, yazıyı da başka bir şekle büründürdü adeta...
Bu çirkin cümleleri yazanların savunmaları şöyle çünkü:
"Ben sadece yorum yaptım!" İşte bu tuhaf savunma nedeniyle, kural şöyle olmalı:
Birinin yüzüne karşı söylemeye cesaret edemeyeceğin hiçbir cümleyi, yazamazsın da!
Çünkü yazı, "sanal yorum" diye geçiştirilemeyecek kadar değerlidir!

***

Tekme atana kroşe!

Şort giyen Ayşegül Terzi'ye otobüste tekme atan bir ruh hastasının izini sürmeye devam ediyoruz...
Terzi'yi darbettiği gerekçesiyle Adullah Çakrıoğlu'nun "inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme", "kasten yaralama" ve "hakaret" suçlarından 3 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldığı davaya ilişkin gerekçeli karar açıklandı...
Sanığın tek eylemle kanunun birden fazla hükmünü ihlal ettiği belirtildi... Bir tekme diyerek geçmeyeceksin işte... İlk gün de söylemiştim... O tekme, sadece bir kadına atılmadı... Genel bir hayat tarzı tekmelenmeye çalışıldı...
Veee... Mahkemeden "kroşe" gibi kararlarla karşılık buldu, bulmaya da devam ediyor!

Emrah 'Serbes' kalmayacak

Senarist olunca, hayal dünyan tam gaz gidiyor...
İstediğin hayatı hayal dünyanda yaratıp, sonra da onu beyazperdede gerçeğe dönüşmüş izliyorsun... İstediğin kahramanı filme dahil ediyor... Dilediğini bir kalemde siliyorsun... Senaristlerin elinde, herkesin çocukluğundan beri hayal ettiği, sihirli değnek vardır adeta.... Amaaaa! Dedik ya, sadece hayal!
Emrah Serbes'in karıştığı ölümlü kazanın ardından, her gün yeni bir yalan beyan çıkıyor...
Son olarak, ifadesinde söylediği gibi "frene basmadığı" belirlendi...
Son sürat çarpıyor öndeki araca... "Soyadımda T yok" diye bağıran ve T tipi cezaevine yollanan Emrah Serbes, şunu unutmamalısın...
Senaristlerin sadece hayalleri son sürat gidebilir. Sen gerçek hayatta "hız yapmamakla", "alkollü araç kullanmamakla" mükellefsin... Bir senaristin yaptığı kazanın ardından, "Çekimi tekrarlıyoruz" diyerek, o zaman geri alınmıyor...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.