Aradan 16 yıl geçmesine rağmen insanlar yakınlarının ölü veya diri oldukları hakkında bilgi sahibi değilse...
"Kayıp"larını arıyorlarsa...
Bu uğurda varlarını yoklarını ortaya koyup mücadele ediyorlarsa...
Duydukları her bilginin peşinden koşarak umutlanıyor ve sonunda yine, yeniden büyük bir hayal kırıklığına uğruyorlarsa...
Kimi suçlayacağız?
Depremde büyük bir şok geçirip evi başlarına yıkılıp, mucize eseri sağ kalan ama yakınlarını kaybedenleri mi? Onlar başlarına gelen felaketin şokunu atlattıktan sonra ayakta kalmaya çalışıp, yaralarını sarmaya başladılar ve kayıplarının peşine düştüler.
Peki, devlet ne yaptı?
Elinden geleni yapmıştır, diye düşünüyoruz. Yapmış olması gerekir çünkü. Büyük devletlere de bu yakışır. Evet, büyük bir felaketle karşı karşıyaydık. Yardım edecekler de yardıma muhtaç durumdaydı. Başta sağlık olmak üzere tüm devlet görevlileri de evlerini ve yakınlarını kaybetmişlerdi. Ama karşımızda devlet var. Ve devletin de ne olursa olsun yaraları sarması gerekir.
KAÇ KİŞİ KAYIP?
Müge Anlı'nın programından öğreniyoruz. O dönemin yöneticileri elinden geleni yapmamış. Elinde bir veri yok. Kaç kişi kayıp? Kaç tane kimsesizler mezarlığı var? Bu mezarlıkta yatanların kayıtları var mı? Bilinmiyor. Bilinmediğini 16 yıl sonra yapılan bir televizyon programında öğreniyoruz.
Depremden sonra bütün çocuklarını toprağa koyan ancak Kenan Bey, o gün bugündür birinin hale peşinde. Çünkü hayatta mı, değil mi bilmiyor. Bugüne kadar dolaşmadığı hastane, mezarlık kalmamış. Duyduğu her haberin peşinden gitmiş, her bilgiyi araştırmış. Ne var ki hala umut peşinde koşuyor ve son ümit olarak Müge Anlı'nın kapısını çalıyor.
Ve yine programda öğreniyoruz ki Kenan Bey gibi onlarca kişi var. Emine Hanım gibi. O da enkazdan birlikte çıktıkları ve görünürde sapasağlam bıraktığı oğlunu aramış yıllarca. Hastane hastane dolaşmış. Hiç kondurmamasına rağmen mezarlıkları da. Öğreniyoruz ki devlet ona da hiç yardımcı olmamış. Depremde kayıt tutmayan devlet, araya bürokrasinin aşılmaz duvarlarını sokmuş. Mevzuat da mevzuat demiş, olmadık paralar istemiş.
Akıl alacak gibi değil. Depremde varını yoğunu, evini, en yakınlarını kaybeden kişiden yakınlarını bulmak için nasıl para istenir? Devlet olarak hem kim olduğunu bilmediğin deprem mağdurlarını kefensiz, kayıtsız toprağa sokacaksın. Onların ne fotoğraflarını çekeceksin, ne kimliğini belirleyecek bir numune alacaksın, ne de bir kayıt tutacaksın. Sonra da orada kimin yattığını öğrenmek isteyenlerden para talep edeceksin, mevzuatı öne süreceksin.
Olmaz olmamalı.
Müge Anlı'nın da altını çizerek belirttiği gibi bu hatasını telafi etmek zorunda. Kimsesizler mezarlığında kimlerin yattığını bilmek ve açıklamak zorunda. Kayıplarını arayanlara yardımcı olmak ve bilgi vermek zorunda. Bunu yapmalı. Çünkü aynı felaketle karşılaşmayacağımızın bir garantisi yok. Her an yeni bir depremle karşı karşıya kalabiliriz. Ve devlet de olsak hatalarımızdan dersler çıkarmak zorundayız.
