Tam bir "Bitse de gitsek" maçıydı, F.Bahçe-Torku Konya maçı. Sarı-lacivertliler deplasmandaki maçı 3-0 kazandığı için çubuğunu yakmış, final vizesini zaten daha ilk maçta aldığı için rövanşı bir eziyet olarak görüyordu. Aykut Kocaman da bu farkın giderilmesinin hem de Kadıköy'de mümkün olmadığını bildiği için olaya prestij olarak bakıyor, "Kazanırsak başarıdır" anlayışıyla futbolcularından iyi futbol beklediğini belirtiyordu maç öncesi. Ama ilk 45 dakika öyle durgun, öyle kötü bir futbol izledik ki kaleye giden yumuşak şutları bile pozisyon saydık. Tam bir sezon sonu işkence maçıydı.
Sadece Avrupa Futbol Şampiyonası'nda oynama hedefleri olan futbolcularda bir gayret, bir çaba gözlemledik. Büyük paralarla transfer edildiği halde kupa maçları dışında, sarılacivertli formmayı giyme şansı bulamayan Michal Kadlec, Konya Torku maçının en istekli, en arzulu futbolcuları arasındaydı. İyi oynarsa milli takıma çağrılacağını biliyordu.
Onun önümüzdeki sezon ülkesinin Sparta Prag takımıyla anlaştığını öğrenince, Türkiye'nin yabancı futbolcular için, "Para cenneti" ve ne kadar büyük kazanç kapısı olduğu bir kez daha üzüntüyle izledik. F.Bahçe'den yıllık 2 milyon 250 bin Avro kazanan Kadlec'in, Sparta'dan üçte bir para, sadece 700 bin Avro alacağı bildirildi. Özetle kulüplerimizin arasında ayırım yapmıyoruz ama, oynar mı, oynamaz mı, bunları kim pazarlıyorsa malı götürüyor. F.Bahçe, Torku Konya ile kupa maçı oynuyordu ama aklı fikri ligde, pazartesi günkü zorlu Başakşehir lig maçındaydı.
Pereira, Kayserispor'la oynanan son lig maçına göre 7 değişiklik yaptı. Volkan Demirel, Van Persie, Nani ve Alves, 18 kişilik maç kadrosunda yer almadı. Kjaer, Mehnmet Topal ve Alper de sakatlanmamak için çaba gösterdi, "Oynar gibi" yaptı.
F.Bahçe ikinci yarıda sazı eline alarak Fernandao'nun biri penaltıdan attığı iki golle galibiyet serisini sürdürdü. Ancak formunun zirvesinde olan Volkan Şen'in ilk golde "Al da at" der gibi yaptığı asist karşılaşmanın bence gol kadar güzel hareketiydi.
