US OPEN'de sürprizler her zaman ve her turnuvada olduğu gibi tabii ki bekleniyordu. Ancak bu kadarı değil... Bayan tenisinde bir durgunluk olduğu çoktandır dillerde... Yeni yıldızlar gelmiyor diye endişe bile ediliyordu. Ancak 2009'un bu son Grand Slam'inde ortaya çıktı ki olay çok farklı gelişmekte. Kötü mü? Tam tersine Amerikalı Oudin gibi gençlerle gele büyük rekabet, tenisin gelişmesini ve maçların çok daha zevkli olmasını sağlayacaktır. Umarız ilk 10 oyuncu içindeki yıldızlar, gerilerden gelen yeni tecrübesizleri küçümseme huyundan vazgeçmeye başlarlar. Tabii bu arada anne olup da 2 sene sonra kortlara, belki de eskisinden daha güçlü olarak gelen ve bu turnuvanın büyük favorisi Venus Williams'ı acayip bir skorla yenen Belçikalı ünlü Clisters'i unutmamak lazım. Şampiyon olursa da hiç şaşmamYaprak dökümü
Evet, sonbahardayız ama, kortlardaki yaprak dökümü hiç bu kadar olmamıştı. İlk yirmi içinden çok dökülen sporcu oldu... Safina, Ivanoviç, Jankoviç, Dementieva, Mauresmo, Bartoli ve bu turnuva için çok iyi hazırlanmış olan Sharapova ve nihayet eski şampiyon Kuznetsova turnuvanın 8. gününü göremedi... Erkeklerde ise en büyük sürprizler Roddick ve Blake'in elenmeleri. Nadal henüz istediği düzeyde değil; Federer'in ise sinirleri biraz yorgun gibi. Soderling ve Del Porto turnuvaya renk katabilirler gibi görünüyor.
Kulüplerin eğitim görevi
Tenis eğitimi, her yerde, tek kortu olan sitelerde bile her isteyene verilebilmekte. Verilebilmekte de acaba bu konu yeteri kadar ciddiye alınmakta mı? İşte öğrenci velilerinin en çok dikkat ettiği konular ve izlenimleri:
Kortlar maalesef çok bakımsız, pis, yer yer çatlak ve çökük, boyaları parlak, kaygan ve kısmen bozulmuş. Sakatlıklara neden olabiliyor; Bazı hocalar çok ilgisiz, saat doldurmaya bakıyor. Kurslar ise çok kalabalık: 45 dakika içinde bir talebeye 4-5 defa vuruş fırsatı geliyor...
Doğrudur... Benzer yakınmalar hemen hemen her kulüpten gelmekte. Çaresi ise çok basit gibi görünmesine rağmen maalesef, tenis eğitimini ve bazı kulüpler tenis şubelerini sadece gelir getirici bir unsur olarak gören ve bu gelirleri kulübün genel veya diğer şubelerin ihtiyaçları için kullanmayı adet edinmiş kulüplerde bu konulara yeterince önem verilmiyor anlaşılan. Federasyonumuz bu işe ciddi şekilde eğilerek bir denetim mekanizması oluşturmalı.
Seyircisiz spor olmaz
Seyirci demek moral demek, alkış demek, teşvik demektir. Dolayısıyla tüm spor dallarının seyirciye çok ihtiyacı olduğu büyük ve yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda... Ancak seyirci siz istiyorsunuz diye gelmez. Seyirci için önemli konular vardır. Örneğin gidiş gelişin kolaylığı,zamanın uygunluğu, park imkanı, giriş ücretinin makul olması, seyredeceği spora olan aşinalık ve bu gibi.... Evet, tribünlerin tenisseverlerle dolmasını, doldurulmasını istiyoruz... Hem de her gün... Tenis için... Roland Garros'ta, Wimbledon'da olduğu gibi... Ama önce seyirciyi cezbedelim... Hep beraber...
