• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Sevilen biri olmanın formülü

HAKAN URGANCI

Sevilen biri olmanın formülü

hakan.urganci@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 16 Ağustos 2026

Sevilen ve istenen bir insan olmanın bir formülü var mı? Var aslında. Var da iki davranış ucunda bir cambaz dengesi gerektiriyor: Hem EVET hem de HAYIR diyebilen biri olmalısınız. Ne zaman evet, ne zaman hayır demeniz gerektiğini içgüdüsel bir kesinlikle bilmeli; neye evet, neye hayır demeniz gerektiğini bir cerrah keskinliğiyle ayırabilmelisiniz. Çünkü insan ilişkilerinde asıl mesele evet ya da hayır demek değil, doğru yerde doğru kelimeyi söyleyebilmektir.

HAYATA 'EVET' DİYENLER

Öncelikle sevilen biri, yaşam enerjisi yüksek biridir. Yüksek enerjili, benzersiz bir aura sahibi insan girdiği yerde fark edilir. Peki yaşam enerjisi yüksek biri ne demek? Olasılıklara, yeni deneyimlere açık; her şeyi daha baştan reddetmeyen, merakını ve heyecanını kaybetmemiş, potansiyeli yüksek biri demek. Özetle: Hayata EVET diyen biri. Ama olasılıklara açık olmak, önüne gelen her şeye balıklama atlamak anlamına gelmez. Bir başkasının hatırına kendi zararına işler yapmak, "fedakârlık" kisvesi altında gereksiz yüklerin altına girmek de değildir. Çünkü yaşama evet diyen biri, kendi hayatına ve kendi çıkarlarına da EVET diyordur. Sırf birinin sempatisini kazanabilmek için başkalarının çıkarlarına hizmet etmeye, angarya yüklenmeye, kullanılmaya evet demez. Yeri geldiğinde başkasının çıkarına ama kendi zararına olan şeye HAYIR demeyi bilir. Üstelik bundan suçluluk da duymaz.

DOLAYLI SEVGİ

Böyle yaptığınızda bazı insanlara ilk bakışta antipatik bile gelebilirsiniz. Çünkü sizden faydalanmaya alışmış biri için sınırlarınız hiçbir zaman sempatik değildir. Ama zamanla başka bir şey olur. Sizi çıkarlarından doğan bir sevgiyle değil; duydukları saygıdan gelen bir çekinme ve hayranlıkla sevmeyi öğrenirler. Bu dolaylı gelen bir sevgidir. Çünkü sevgi öğretilemez ama saygı duymayı siz öğretirsiniz. Biz ise çoğu zaman yanlış yerlerde evet ve hayır deriz. Aslında insanları bu iki kelime üzerinden dört gruba ayırabiliriz. Hayata HAYIR, insanlara HAYIR diyenler... Dünyayla aralarındaki bütün kapıları kapatırlar. Yeni deneyimlere hayır, değişime hayır, insanlara hayır, ilişkilere hayır... Zamanla toplumdan soyutlanırlar. Eğer bunun psikolojik bedellerinden korunacak kadar şanslıysalar, bir adaya ya da ormana yerleşip en fazla hayvanlarla iletişim kuracak kadar münzevi bir yaşam seçerler. Kimse onları üzemez belki. Ama kimse onlara ulaşamaz da.

İNSANLARA 'EVET'

Hayata EVET, insanlara EVET diyenler... İlk bakışta en sevilenler bunlardır. Ne deseniz gelirler. Ne isteseniz yaparlar. Yardım ederler, fedakârlık yaparlar, kimseyi kırmak istemezler. Sempatiktirler. Sevilirler. Ama bir süre sonra saygı görmemeye başlarlar. Çünkü sınırı olmayan iyilik, zamanla iyilik değil hizmet gibi algılanır. Üstelik sürekli evet demek insandan muazzam miktarda enerji çalar. Bir noktada hesap kesilir. Ya olmayacak bir yerde patlayıp haklıyken haksız duruma düşerler ya da beden ve zihin artık taşıyamadığı yükün sinyallerini vermeye başlar. Çünkü insan herkese yetişmeye çalışırken en sonunda kendisine yetişemez. Bir de hayata HAYIR, insanlara EVET diyenler vardır. Belki de dört grubun en trajik olanları bunlardır. Kendi arzularına hayır, başkalarının arzularına evet. Kendi hayallerine hayır, başkalarının ihtiyaçlarına evet. Yeni bir hayata, yeni bir aşka, yeni bir işe, yeni bir maceraya hayır; ama birinin işi düştüğünde koşa koşa gitmeye evet. Kendi hayatlarını yaşamaya cesaret edemez, başkalarının hayatlarını kolaylaştırmakla yetinirler. Günün sonunda herkesin işine yaramış ama kendi hayatına pek az dokunmuş olurlar. Kendi hayatlarının figüranı, başkalarının hayatlarının yardımcı oyuncusudurlar. Çok aranırlar. Ama çoğunlukla kendileri için değil, işe yaradıkları için.

ÇABASIZ KARİZMA

Ve bu ikisi arasında insanın fark etmesi gereken acımasız bir fark vardır. Son grup ise hayata EVET, insanlara gerektiğinde HAYIR diyebilenlerdir. Bunlar girdikleri ortama neşe ve canlılık katarlar. Meraklıdırlar, heveslidirler, yeniliğe açıktırlar. Yaşamdan korkmazlar. Ama insanlardan da korkmazlar. Yeri geldiğinde suçluluk duymadan, kırıp dökmeden, uzun savunmalara girişmeden net ve nötr bir tavırla: "Hayır." derler. Sonra da küskünlüğe, hesaplaşmaya, pasif agresif oyunlara yer bırakmadan hayata ve iletişime kaldıkları yerden devam ederler. İşte zor olan budur. Çünkü hayır dedikten sonra karşınızdakinin sizi sevip sevmediğini kontrol etmeye çalışmamak müthiş bir iç disiplin ister. Sınır koymak kolaydır. Sınır koyduktan sonra suçluluk duymamak zordur. Bunu başarabilen insanlar özsaygılarını da yaşam amaçlarını da korurlar. Başkalarının onayını kaybetmemek uğruna kendilerini kaybetmezler. Bu yüzden çabasız bir karizmaları vardır. Çevrelerinde ışıldarlar. Aranan insan olurlar. Doğal bir mıknatıs gibidirler. Çünkü sevilen biri olmanın formülü herkese evet demek değildir. Hayata EVET diyebilmek ve gerektiğinde insana HAYIR diyebilmektir. Belki karizma dediğimiz şey de tam olarak budur: Yaşama karşı açık bir kapı, insanlara karşı gerektiğinde kapanabilen bir kapı

.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.