Türkiye tarihinin en ilginç ve kritik seçimiydi 30 Mart...
Millet iradesiyle seçilmiş bir iktidarı eşi benzeri görülmemiş yöntemlerle alaşağı etme girişimi, bizzat millet tarafından püskürtüldü.
Seçim sonuçları üzerine çok fazla yorum yapmaya gerek, her şey zaten ortada.
Bugün cevap aranması gereken soru şu:
AK Parti her seferinde sandıktan çıkmayı nasıl başarıyor ve CHP neden bir türlü seçim kazanamıyor?
Aslında son derece basit bir cevabı var bu sorunun...
Türkiye toplumu 2002-2014 döneminde büyük bir dönüşüm yaşadı.
Türkiye artık eskisi gibi yokluklar ve yoksullukla anılan bir ülke değil.
Dünya üzerinde 11 yılda milli gelirini ve ihracatını 4 kat artıran ülkelerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
Onlardan biri Türkiye.
Halk para kazanmayı, harcamayı öğrendi.
2002 yılında bu ülkede sadece 500 bin kişi uçağa binerken bu rakam 2013'te 28 milyona çıktı.
AK Parti'nin asıl başarısı refahı milli gelirden en az payı olan geniş kitlelere yayması oldu.
O geniş kesim Türkiye'nin yüzde 65'ini oluşturuyor.
Ekonomideki gelişmeler sağlık, eğitim ve ulaşım alanlarındaki reformlarla desteklenince, AK Parti'nin tabanı da kemikleşti.
Paralel yapı ve onun dümen suyuna giren CHP, yeni Türkiye'yi okuyamadı.
8 milyonun üzerinde üyesi olan bir partinin seçime yüzde 35 garanti oyla girdiğinin analizini bile yapamadılar.
Buraya kadar AK Parti'nin neden hep kazandığını anlattık.
Gelelim CHP'nin neden hep kaybettiğine...
CHP'li dostlar kızmasın ama bu haliyle CHP'nin yeni Türkiye'de bir karşılığı yok.
Tamam yüzde 25'in üzerinde bir oy alıyor ama partinin tabanını oluşturan katı laikçi, ulusalcı kesim artık Türkiye'de etkili bir güç olma özelliğini kaybetti.
Ekonomide, siyasette, toplumsal hayatta yaşanan tüm gelişmeler, AK Parti'nin çatısı altında toplanan yeni muhafazakarlar tarafından şekillendiriliyor.
Hal böyle olunca CHP sürekli olduğu yerde sayıyor...
30 Mart Kılıçdaroğlu'nun yeni CHP'sinin iflasıdır.
Eskisi en azından kendi içinde tutarlıydı...
Merkez sağ aşısı tutmadı
Ankara'da MHP'li Mansur Yavaş...
Hatay'da AK Partili Lütfü Savaş...
Kars'ta AK Partili Naif Alibeyoğlu...
Bursa'da DYP'li Necati Şahin...
Kayseri'de DYP'li Osman Çilsal...
Balıkesir'de DYP'li Sami Sözat...
İstanbul'da cemaat destekli Mustafa Sarıgül...
CHP'nin 30 Mart'ta büyük umutlarla cepheye sürdüğü adaylar bunlar...
Hepsi havlu attı...
Demek ki neymiş...
Başkası olmak yerine kendin gibi olacakmışsın...
1989 yerel seçimlerinde bütün büyükşehirleri silip süpüren SHP'de bir tane sağcı, cemaatçi aday yoktu.
Keşke aday belirleme sürecinde birileri Kemal Kılıçdaroğlu'na 89 sürecini hatırlatsaydı.
İzmir'in tercihi
Beklenen oldu ve CHP bir kez daha İzmir'i aldı.
Bu saatten sonra kimsenin İzmirlinin tercihini eleştirmeye, sorgulamaya hakkı yok.
İzmir halkı, Aziz Kocaoğlu'nu yeniden ve hatırı sayılır bir oyla seçtiğine göre kendisi başarılıdır.
Ve kazanan her zaman haklıdır...
