Bu öyle bıçak sırtı bir mesele ki, dokunan yanıyor.
Bknz: Hrant Dink suikastı, Orhan Pamuk vakası...
Resmi ideoloji-resmi tarih ittifakı uzun bir dönem "Aslında Ermeniler bizi katletti" propagandasıyla durumu idare etti.
20 yıldır ise Ziya Gökalp'in ta 1940'larda ortaya attığı 'mukatele' (karşılıklı katliam) teziyle hem kendilerini hem bizi avutuyorlar.
Ermeni Diasporasının da bizimkilerden bir farkı yok.
1915 olaylarını Nazilerin Yahudilere yaptıklarıyla bir tutuyorlar.
Aşırıların uzlaşmaya ve diyaloğa kapalı tutumu 1000 yıl boyunca kardeşce yaşamış iki kadim halkın arasına aşılmaz duvarlar ördü.
1000 yıllık kardeşlik unutuldu, 100 yıllık düşmanlığın kini ve öfkesi, aklın ve mantığın önüne geçti.
Resmi tarih izin vermediği için çoğumuz bilmeyiz ama Osmanlı, 1. Dünya Savaşına Ermeni meselesi yüzünden girmiştir.
1914'te Ermenileri koruma bahanesiyle topraklarımızı işgal eden Rusların Anadolu'nun yarısını ele geçirdiklerini hiçbir tarih kitabı yazmaz..
Ermeni meselesini kaşıyarak Rusları üzerimize salan İngiltere'nin Erzurum, Trabzon, Sivas, Van, Bitlis, Harput ve Diyarbakır'ı yönetsin diye biri Fransız biri Hollandalı iki umumi müfettiş gönderdiğinden de haberimiz yoktur.
Bu gerçeklerden bihaber olduğumuzdan çoğumuzun Ermeni meselesinin neden çözülmek zorunda olduğuna dair bir fikri de yoktur.
Osmanlı'dan bize sadece borçları değil Ermeni ve Kürt meseleleri de miras kaldı.
Reddi mirasta bulunmak gibi bir şansımız olmadığı için 100 yıldır bu iki sorunla boğuşuyoruz.
Daha doğrusu resmi ideolojinin isteği doğrultusunda aslında böyle bir meselemiz yokmuş gibi davranıyoruz.
Bu şekilde devam edersek 1000 yıl da geçse bir arpa boyu yol alamayacağız.
Ancak dünyanın ve bölgenin dinamikleri bize böyle bir tasarrufta bulunma şansını tanımayacak gibi görünüyor.
100 yıl önce oynanan oyunun bir benzerini sahnelemek için 2015'i bekleyenler var.
İşte bu yüzden önümüzdeki 1 yıl çok kritik.
Başbakan Erdoğan'ın 1915 olaylarının 100. yıldönümü öncesinde yaptığı ezber bozan açıklamalar yakın tarihin en önemli siyasi gelişmelerinden biri olarak okunmalı.
Erdoğan'ın Ermeni meselesi konusundaki cesur atılımlarının başlangıcı aslında 4 yıl öncesine kadar uzanıyor.
O dönemde Erivan'la futbol üzerinden ilişkiler normalleştirilmeye çalışılmış ancak sonuca ulaşılamamıştı.
Tıpkı o günlerde olduğu gibi bugün de Erdoğan'ın açıklamalarını gerekçe göstererek öküz altında buzağı arayanlar çok.
Onlar belki farkında değiller ama Türkiye sırtındaki bu kamburla bir 100 yıl daha gidemez.
Kürt açılımının ülkeyi böleceği paranoyasını nasıl aştıysak, Ermeni meselesini de öyle aşacağız.
Buna mecburuz...
İşçi sınıfı kime oy veriyor?
Bugün 1 Mayıs...
İşçinin, emekçinin bayramı...
Çalışan, üreten, bu ülkenin aydınlık yarınlarına alın teriyle katkı koyan herkese selam olsun.
Dün telefonda bir arkadaşla 1 Mayıs üzerine laflarken ilginç bir şey söyledi.
Yerel seçimde işçi nüfusunun yoğun olduğu illerdeki seçim sonuçlarını incelemiş.
Tamamında AK Parti çıkmış sandıktan...
Normalde işçi kesiminin sol-sosyal demokrat partilere oy vermesi beklenir değil mi?
Avrupa'ya çalışmaya giden bizim gurbetçiler de bulundukları ülkelerde öyle yapar zaten.
İlginçtir bizdeki durum tam tersi.
Türkiye'de en çok sendikalı işçi olan il Kocaeli.
Büyükşehir ve 12 ilçenin tamamını AK Parti almış.
Maden işçilerinin memleketi Zonguldak'ta bile yok CHP.
Emekçi kenti Karabük'te oyu yüzde 2.
Sanayi kenti Sakarya'da bırakın büyükşehri bir tane ilçe belediyesi kazanamamış..
Gaziantep, Konya, Kayseri gibi işçi kentlerinde zaten hiç yok...
Bu çelişki sadece işçilerin muhafazakar insanlardan oluşmasıyla açıklanabilir mi?
Tamam, bizdeki sol partiler insanlara sadece 'yoksullukta eşitlenmeyi' vaad ediyor.
Ama yine de sorun işçilerde değil...
Her seçimde listenin en başına Mercedes'ten inmeyen sendika ağaları ve işadamlarını yazan sözde sosyal demokrat partilerde olabilir mi acaba?...
