• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Esnaf sanatkarların 2012 yılı beklentileri ve öneriler ZEKERİYA MUTLU Esnaf sanatkarların 2012 yılı beklentileri ve öneriler zekeriya.mutlu@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 05.01.2012, 00:00
Bugün küresel ekonomide önemli sıkıntılar yaşanmaktadır. Türkiye'nin de bu sıkıntılardan etkilenmemesi mümkün değildir. Gerek IMF ve gerekse OECD, 2012 yılında dünya genelinde üretim artışının yavaşlayacağını, ticaret hacmindeki artışın gerileyeceğini öngörmektedir.
TÜİK tarafından açıklanmış olan 9 aylık veriler çerçevesinde Türkiye ekonomisinin 2011 yılında yüzde 8 oranında büyümesi beklenmektedir. 2012 yılında ise Türk ekonomisinin Hükümetin tahminine göre yüzde 4, OECD'nin tahminine göre yüzde 3, IMF'nin tahminine göre ise yüzde 2 büyümesi öngörülmektedir.
Ekonomik çevreler, özellikle 2012'nin ilk yarısında üretim artışının neredeyse durma noktasına geleceğinden endişe etmektedirler. Ayrıca düşük faizle önemli oranda borçlanan ve toplamda 220 milyar liraya dayanan tüketici kredi borcu bulunan vatandaşların da artık taleplerini daha fazla artırması mümkün olamayacaktır.
Zaten tüketici kredisi faiz oranları yüzde 50 düzeyinde artmış, yüzde 9'lardan yüzde 14'lere kadar yükselmiştir. Bu koşullarda kredi talebinin daralarak iç talebi yavaşlatması kaçınılmaz görünmektedir. Dolayısıyla 2012 yılının esnaf sanatkarlarımız için oldukça zor geçeceğini söylemek de yanlış olmayacaktır.
Bu çerçevede esnaf sanatkarlarımız;
1. Yatırım, üretim ve stok kararlarını, yavaşlayan hatta gerileyen bir talebi düşünerek almalıdırlar. Bu doğrultuda mümkün olduğunca düşük stok ile çalışmaya önem verilmelidir. Üyelerimiz, vadeli satışlarda çok titiz davranmalı, çek ve senet kullanımı yerine olabildiğince peşin çalışmaya özen göstermelidir.
2. 2012 yılının, en azından ilk yarısında daha yüksek faiz oranlarıyla borçlanılacağı görülmektedir. Bu nedenle kredili işlemler mümkün olduğunca enflasyonun ve faizlerin düşmesinin beklendiği yılın ikinci yarısına bırakılmalıdır.
3. Dövizde oldukça dalgalı bir dönem beklenmektedir. Döviz geliri olmayan üyelerimiz küresel piyasalar duruluncaya kadar dövizle borçlanmayı tercih etmemelidirler.
4. 2012 yılında inşaat sektöründe de sıkıntıların yaşanması beklenmektedir. İnşaat sektörüne iş yapan ve girdi veren üyelerimiz çok dikkatli davranmalı, kredili iş ve satışlarını minimize etmelidirler. Zira faizlerdeki yükselmenin konuta olan talebi de daraltması beklenmektedir. Bu durum da sektördeki ticari sirkülasyonu küçültecektir.
5. Üyelerimiz faaliyet gösterdikleri alanlarda mesleki ve sektörel değişimleri yakından izlemeli, meslek içi eğitime ve vizyon yenilenmesine her zamankinden daha fazla önem vermelidirler. Şu unutulmamalıdır ki; zamana ve krizlere yenilmemenin yolu, bilinçli, kaliteli ve yenilikçi bir vizyona sahip olmaktan geçmektedir.

Küçük işletmelerin sorunları çözülmeli
Türkiye dünyadaki gelişmeleri, küresel ekonomide yaşanan sancılı dönemi yakından takip etmektedir. Burada önemli olan, bu zor dönemde mali disiplini kaybetmeden, üreten ve yatırım yapan kesime desteklerin sürdürülmesi olacaktır.
Bu düşüncelerle alınacak kararlarda da ekonomik zincirin en zayıf halkası esnaf sanatkarlara pozitif ayırımcılık yapılmalı, esnaf teşkilatının yöneticilerinin görüşleri doğrultusunda üyelerimize yönelik özel destek programları hazırlanmalıdır. Özetle, ekonomide kararlar alınırken, desteğe en fazla ihtiyaç duyan küçük işletmelerin sıkıntılarını gidermek öncelikli olmalıdır.

İESOB'NİN ÖNERİLERİ

Bu doğrultuda yapılacak çalışmalarda;
-Üretim maliyetleri düşürülmelidir. Türkiye'de üretim girdileri oldukça pahalıdır. Son zamlarla özellikle enerji (elektrik, doğalgaz, akaryakıt gibi) maliyetleri iyice yükselmiş, ÖTV artışlarıyla enflasyon da kontrolden çıkmaya başlamıştır. Mevcut durum mal ve hizmet üreten kesimlerin belini iyice bükmüştür. Üretime ivme kazandırılması için önce girdi maliyetlerinin asgari seviyeye çekilmesi düşünülmelidir.
-Vergisel düzenlemeler ve kayıtdışı. İESOB, daha önce çeşitli platformlarda Türkiye'nin acil ve köklü bir vergi düzenlemesine ihtiyaç duyduğunu dile getirmiştir. Vergi alanında yaşanan adaletsizlikler ve yüksek oranlar kayıtdışını körüklemektedir. Bu noktada hükümetin çalışmalarını hızlandırdığı 'Gelir Vergisi Reformu' taslağı kesimimiz tarafından yakından takip edilmektedir. Gelir Vergisi Reformu çalışmalarında hedeflenen amaçlar ile Birliğimizin vergi konusunda geliştirdiği önerilerin örtüşmesi de sorunların çözümü noktasında bizi umutlandırmaktadır. Mükellef tabanını genişletmeyi, vergi konusundaki adaletsizlikleri gidererek kayıdışı ile mücadeleye daha fazla önem vermeyi hedefleyen Gelir Vergisi Reformu'nun taslağı en kısa sürede tamamlanarak uygulamaya geçilmelidir.
-Ekonomi öncelikli olmalıdır. Dünyada, özellikle Euro bölgesinde yaşanan gelişmelerin ülkemizi doğrudan etkilediği bir gerçektir. Dolayısıyla böyle kritik bir süreçte Türkiye'nin önceliği ekonomi olmalıdır. Siyasi konuların ekonomik sorunları gölgelemesine izin verilmemelidir. Tüm siyasilerin, TBMM üyelerinin ve yerel yönetimlerin öncelikli amaçları, halkın ekonomik sıkıntılarının azaltılması için daha fazla mesai sarf etmek olmalıdır.
Bu çerçevede toplumsal uzlaşının önemi ön plana çıkmaktadır. Ülke yöneticilerinin halkın içinde yaşayan ve toplumsal sıkıntıları en iyi bilen kesimi oluşturan esnaf sanatkarların temsilcileri ile daha sık istişare yapmaları, samimi platformlarda bir araya gelmeleri toplumun menfaatleri icabı olacaktır.
-Yerli malı kullanılmalı. Tüketiciler ihtiyaçlarını giderirken yerli malını tercih etmelidirler. Türk malını tercih etmek bir inisiyatif, seçenek değil, mecburiyet olmalıdır. Yerli malının tercih edilmesi, genel üretim ve istihdamı destekleyecek bir unsur olacaktır.
-Meslek eğitimi önemsenmeli. Meslek eğitimi ülkelerin kalkınmasında büyük rol oynamaktadır. Ülkemizde meslek eğitimi tercihi, gelişmiş ülkelere nazaran daha düşüktür. Türkiye'de meslek eğitimi yaygınlaştırılmalı, özendirilmeli, esnaf teşkilatlarına daha verimli meslek eğitimi verebilecekleri imkanlar sağlanmalıdır.
-İstihdam özendirilmeli. İşsizlik Türkiye'nin önündeki en büyük ekonomik ve sosyal sorunu oluşturmaktadır. Bu noktada istihdamı özendirecek tedbirler üzerinde daha fazla çalışılmalı, reel sektörün işsizlikle mücadeleye katkı koymasının önü açılmalıdır. Özellikle geçen yazımızda dile getirdiğimiz gibi istihdam yaratan küçük işletmelere yönelik vergisel kolaylıklar, SGK prim muafiyetleri veya indirimleri gibi önlemler bu çerçevede gündeme getirilmelidir.



Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
BİZE ULAŞIN