• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608

Kadınlara kapısını açtıgı jetlere kendisi binemedi

İzmir'deki Hava Harp Okulu’na kızların alınmasını sağlayan ancak kendisi hastalanarak jet pilotu olamayan Madelet Başusta, A, B ve C planör, paraşüt ve Tayyareci-Pilot Brövelerine sahip olabilmiş sayılı kadın havacılarımızdan biri. Onun sıra dışı hayat hikayesi eşi Hüseyin Başusta tarafından ikinci kez kaleme alındı

15.1.2022

Kadınlara kapısını açtıgı jetlere kendisi binemedi

Üç erkek çocuğun olduğu bir ailenin tek kızı olan Madelet, Ankara'nın meşhur Soysal Apartmanı'nda büyüyor. Abilerinin Türk Hava Kurumu'nun İnönü Havacılık Kampı'na ve Türkkuşu'na gidip gelmesiyle başlayan havacılık aşkı hiç bitmedi. Madelet, gökyüzünün maviliği ile buluştuğunda, heyecan yeniden tarif ediliyordu. Madelet, adalet demekti. Adının manasını hiçbir zaman unutmadı; bulutlara dokunurken de, yeryüzüne bakarken de. Abilerinden duyduğu planör kelimesi zihin radarına girmişti genç yaşlarında. "Madelet, sen kızsın anlamazsın bu işlerden" cümlesi ise hayatını sonsuza kadar değiştirmişti. Memleketine gökyüzündeki başarılarıyla hizmet etmeye o gün karar vermişti. Bir daha hiçbir kız çocuğu böyle bir cümleyle karşılaşmasın diye hayatı boyunca mücadele etmeye devam ediyor.

ÜÇ FARKLI HAVA ARACI
1955 yılı Temmuz ayında, kızların da jet pilotu olabilmesi için Millî Savunma Bakanlığı'na dilekçe verdi. Dilekçesi kabul edildi. 1955 yılı Ekim ayında da sekiz genç kız o zaman İzmir, Güzelyalı'da bulunan Hava Harp Okulu'na kabul edildi. Ancak Madelet o sırada hastalandığı için çok istediği halde jet pilotu olamadı. Bundan sonra hayatı bambaşka yönde gelişti. Bugün, Hava Kuvvetleri'ndeki jet pilotu kadınlarımızın gökyüzünde uçmalarına vesile olanlardan biri olmanın haklı gururunu yaşıyor. Dünyada üç farklı hava aracını kullanabilen sayılı havacı kadınlardan biri olan Madelet, karşılaştığı zorluklar karşısında hiç pes etmedi. "Korkusuz kız" derdi ona kimileri, korkusuz değildi şüphesiz ama kararlı ve inançlıydı.

ALMANYA'DA İŞ KURDU
Madeletin uçuş aşkı, azmi ve kararlılığı hiç bitmiyordu. Evlendi, Almanya'nın Bremen şehrine yerleşti. Onun için yepyeni bir yolculuk ve yepyeni bir hayat başlıyordu. Almanya'nın liman şehri Bremen'de adres sahibi oluyordu. Madelet burada da cesaretini, azmini gösterdi. Sosyal zekasını, sezgilerini, yeni işler öğrenme merakını burada da denedi ve Almanya'nın önemli inşaat firmalarından birinin kurucu ortaklarından biri oldu. Sayısız evler ve mahalleler kurdular. Yıllar önce, şirket yönetimini profesyonellere bırakarak, geri kalan ömrünü, ailesine ayırmaya, sosyal projelerin içinde yer alarak ülkesine hizmet etmeye ve eşiyle birlikte dünyayı gezmeye karar verdi. 1999 yılında Almanya'dan yılın iş kadını seçildi. 2018 yılında da Bakı Avrasya Üniversitesi tarafından fahri doktoraya layık görüldü. Almanya'da yaşarken Türkiye'den hiç kopmadı. 1975 yılında Alman ve Türk kadınların kurucusu olduğu "Bremen Türk Alman Kadınlar Birliği "adlı derneği kurdu. Böylece 1963 yılından sonra Almanya'ya özellikle, Bremen'e gelmeye başlayan Türk işçilerinin ve eşlerinin iki toplum arasındaki entegrasyonu için büyük gayret gösterdi. Onlara sahip çıktı. Çocukları için Hemşirelik, sekreterlik, lisan kursları açılmasını sağladı. Bremen'de bulunan Türk işçiler ve aileleri, bu ülkeye çalışmak için geldiklerinde, Almanca bilmedikleri için onları hastanelere götürdü ve onlara tercümanlık yaptı. Yıllarca Türkiye Hannover Konsolosluğu ile iş birliği yaparak Bremen meydanında defalarca Türkiye etkinlikleri düzenledi ve 29 Ekim'de onlarca kere törenler düzenledi. Yıllarca iki ülke insanlarının entegrasyonu için yaptığı maddi ve manevi çabaları takdirle karşılandı ve 15.Aralık.2001 yılında Federal Almanya Cumhurbaşkanı tarafından Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi. Madelet Grabbe Başusta, 1999 yılında yaşanan büyük depremi duyar duymaz, Amerika Birleşik Devletleri'nin New Orleans şehrindeki işlerini yarıda bırakarak, hemen ülkesine koştu. Deprem'den sonra kurulan ve yaklaşık 7500 kişinin yaşadığı Emirdağ çadır kentine ilk yardımı götürenler arasında yer aldı. Bir aya yakın bu çadır kentte yaşadı ve bizzat yardımlarda bulundu. Çok önemli yardımlar ve çalışmalar yaptıktan sonra, deprem sırasında yetim kalan çocuklara yardımcı olmak amacıyla, Bremen Türk Alman kadınlar derneği ile birlikte büyük bir yardım kampanyası düzenleyerek Adapazarı'nda toplu konut olanı olarak ayrılan Karaman Köyünde Bremen Mızıkacıları Yetimhane ve kreşini yaptırdı. Bu hizmetleriyle Altın Madalya Beratı ile ödüllendirildiler. Madelet hanım şimdi doğup büyüdüğü topraklarda "hayatımda en büyük devrim Madelet'le evlenmektir" diyen eşi Hüseyin Başusta ile birlikte sosyal projeler üretmeye ve topluma hizmet etmeye devam ediyorlar.

ATATÜRK'ÜN NAAŞINA PARAŞÜTLE KASIMPATI ATTI
Atatürk'ün naaşının 10. Kasım 1953 günü Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'e taşınması sırasında, gökyüzünde Türk Hava Kurumu'nun Magister tipi dokuz uçakla yaptığı saygı uçuşu sırasında, bu olağanüstü günü, gökyüzünden başka bir boyuttan izleyen 18 havacıdan biri oldu. Genç bir paraşütçü adayı olarak, içinde bulunduğu uçaktan, küçük paraşütlere bağlı kasımpatı çiçek demetlerini Anıtkabir'in üstüne bıraktılar. Çiçeklerle süslenen küçük paraşütler anıtkabrin üstüne doğru süzülürken, Atatürk'ün naaşını taşıyan mahşeri kalabalığı gözyaşları ile izliyordu. O günkü heyecanını hayatı boyunca hiç unutmadı.

PES ETMEYEN SAVASÇI BİR RUH
GÖKLERİN kızı Sabiha GÖKÇEN ile tanışan ve onun döneminde Türk Hava Kurumu'nda öğrenci olan Madelet Grabbe BAŞUSTA'yı eşi Hüseyin BAŞUSTA, "Dünyaya göklerden bakan kız -MADELET " isimli biyografi romanını anlatırken şöyle diyor: "Madelet'in gerçekten sıra dışı sayılabilecek bir hayat hikâyesi var. İnatçı, savaşçı ve her şartta pes etmeyen bir kadın. Her canlının bir hikâyesi var. Bu romanında uzun yıllara dayanan öyküsü var. Madelet'in hayatı genç kızlara örnek olsun istiyoruz."

ŞENOL KANTÜRK