Kargo sektörü hepimizin eli ayağı olmuş durumda. İstediğimiz her ürüne kısa sürede ulaşabilmek, tüketim çılgınlığının geldiği son noktayı gözler önüne seriyor olsa da yine de kargo ve teslimat gerçekten de son derece önemli. Teknolojinin hızlı gelişimi ise lojistik ve kargo sektörünü kökten değiştirdi. Henüz ülkemizde çok fazla örneği görmüyor olsak da yurt dışında drone ile teslimat çok uzun zamandır var. Özellikle insansız hava araçları yani dronelar, teslimat süreçlerini daha hızlı, düşük maliyetli ve otomatik hale getirme potansiyeli nedeniyle dünya genelinde yoğun şekilde araştırılıyor. Günümüzde hem büyük teknoloji şirketleri hem de girişimler, drone teslimat sistemlerini gerçek hayatta kullanılabilir hale getirmek için çalışmalar yürütüyor. Bunların çoğunu biz görmüyoruz bile...
TESLİMAT SİSTEMİ
Genel olarak bu kadar önemli bir konudan bahsederken drone teslimat sistemini detaylandırmak gerekiyor. Bu sistem ürünlerin bir merkezden alıcıya insansız hava araçları (Unmanned Aerial Vehicle) aracılığıyla ulaştırılması anlamına geliyor. Bu sistemde paketler genellikle küçük boyutludur ve dronelar GPS, sensörler ve yapay zekâ destekli navigasyon sistemleriyle yönlendiriliyor. Drone teslimat süreci birkaç adımdan oluşuyor. Bu adımlar ise şu şekilde: Öncelikle sipariş verme... Kullanıcı online platformdan sipariş veriyor. Ardından hazırlık aşamasına geçiliyor. Paket dağıtım merkezinde drone'a yükleniyor. Navigasyon: Drone GPS ve sensörlerle rota belirliyor. Uçuş: Otonom şekilde hedef adrese uçuyor. Son aşama ise teslimat: Paket uygun bir yere ya da özel bir teslim kutusuna bırakılıyor. Geri Dönüş: Drone merkeze geri dönüyor. İşte drone ile teslimat süreci tam olarak böyle işliyor. Bütün bunları izlemesi keyifli olsa da kontrol etmesi ve algoritmasını doğru ayarlamak son derece zordur.

ORTAK AMAÇLAR
Dünya genelinde Amerika başta olmak üzere birçok ülkede sadece drone teslimatları ile ilgili çalışmalar yapan ve teknolojiyle ilgilenen şirketler bulunuyor. Bu şirketler özel projeler geliştiriyor, onları yürütüyor ve kısa sürede teslimatların yapılması için gerekli güncellemeleri yapıyor. Burada bütün şirketlerin ortak bir amacı var: Siparişlerin 30 dakikadan kısa sürede teslim edilmesi. Bunlara ek olarak avantajlarından da kısaca bahsetmek gerekiyor. Her şeyden önce trafik sorunu olmadığı için çok hızlı teslimatlar yapılabiliyor. Ulaşılması zor bölgelere erişim daha kolay oluyor. Uzun vadede düşük maliyet imkanı sunuyor. Daha az karbon salınımı yaşanıyor. Otomasyon sayesinde insan hatasının azalması için önemli bir role sahip. Bunlara ek olarak bazı dezavantajları ve zorlukları da söz konusu. Bu problemlerden birkaçını da şu şekilde sıralamak mümkün: Sınırlı batarya ömrü, taşıma kapasitesinin düşük olması, hava koşullarına bağımlılık, yasal düzenleme eksikleri, güvenlik ve gizlilik sorunları...
ŞEHİR İÇİNDE YAYGINLAŞACAK
Bu sektör hala dünya genelinde gelişmesi beklenen bir sektör. Bu sebeple de yapılan çalışmalar detaylı bir şekilde inceleniyor, araştırılıyor ve geliştiriliyor. İşte bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda aslında önü açık bir sektör olduğunu söylemek yanlış olmayacak. Uzmanlara göre drone teslimat sistemleri önümüzdeki 10-20 yıl içinde özellikle şehir içi lojistikte yaygınlaşabilir. Market alışverişi, acil ilaç teslimatı ve küçük paket kargolar bu sistemin ilk kullanım alanları olacak. Bunlara ek olarak yapay zekâ ve gelişmiş sensör teknolojileri sayesinde dronelar daha güvenli, otonom ve akıllı hale gelecek.

