Ege Bölgesi'nin tarihi, doğası ve kültürü ile en güzel kentlerinden biri olan Kütahya, yükselen değeri çini ile tekrar altın çağını yaşıyor. Çini günümüzde Kütahya ekonomisinin en önemli gelir kalemlerinden birini oluşturuyor. Çini diyarında, ortalama dört kişiden biri çini işiyle uğraşıyor. Pazar payı ise yeni yeni yatırımlarla her geçen gün büyüyor. Ünlü gezgin Evliya Çelebi'nin memleketi Kütahya'da çininin tarihi 1600'lü yıllara kadar uzanıyor. 1900'lü yılların başında bile Kütahya'dan çini ihracatı yapıldığı biliniyor. 1976'da ise Fatih Lisesi Çinicilik Bölümü açılıyor. Bu dönemde ek olarak Fotoğrafçılar ve Çiniciler Odası kuruluyor. 1982'de Çinikoop faaliyete başlıyor. Hemen ardından, kıl fırçadan samur fırçaya geçiliyor.

SERGİLER DÖNEMİ BAŞLIYOR
Bu yıldan itibaren çinicilikte Kütahya'da çinicilik ivme kazanıyor. Ardı ardına kurslar açılıyor ve yeni yeni şirketler kuruluyor. Sempozyumlar düzenlenip çinicilik gündemde tutuluyor. 1990'lı yıllarda çinicilikte branşlaşma ve yurtdışı çini sergileri dönemi başlıyor. Örneğin, odunludan elektrikli fırınlara geçiliyor. Dumlupınar Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu'nda Çini İşletmeciliği Programı başlıyor. 2000 yılında binalarda ruhsat alımında çini kullanımı şartı getiriliyor. Çinikoop'u tekrar canlandırmak için çalışma başlatılıyor. Çini sektörünün çözüm bekleyen sorunlarına da hızla el atılıyor. Üretimden yeterince gelir sağlanmasının yolları araştırılıyor. Pazarlamanın yetersiz kaldığı gerçeği üzerine harekete geçiliyor. Kayıtsız atölyelerin haksız rekabeti engellenmeye çalışılıyor. Küçük işletmelerin hızlı büyümesi için yeni ortaklıklar kurulması teşvik ediliyor. Tanıtıma öncelik veriliyor. Ambalajda belli standart yakalanmaya çalışılıyor. En önemlisi de markalaşmanın önü açılıyor.

YURT DIŞINA İHRAÇ EDİLİYOR
Kütahya'da, geçmişte günümüze ulaşan yetişmiş büyük çini ustaları var. Genelde firmalar usta bulmakta zorluk yaşamıyorlar. Kütahya halkı tamamen çininin içinde. Kütahyalı, çininin içinde doğar. 14. yüzyıldan beri Çini bu topraklarda boy gösteriyor. O yıllardan günümüze ulaşan çok az sayıda eser mevcut. Bugün, -30 derece soğuğa dayanıklı çini üretimi yapılıyor. En önemlisi dış cephede güvenle kullanılabiliyor. Amerika, Japonya ve Arap ülkeleri çiniyi, iç ve dış mimaride sık sık kullanıyorlar. Bu ihracat olayında sektörü çok umutlandırıyor. Dünyanın her yerine ihracat yapılıyor. Amerika, Japonya, Avustralya en önemli ülkeler arasında yer alıyor.

Kütahya'da ortalama rakamlara göre, 450'nin üzerinde çini atölyesi, 900'e yakın çini ustası olduğu var sayılıyor. Özellikle ev hanımları çini sektöründe aktif rol oynuyor. Kütahya çinisi her dönem halka hitap etmiştir. Ne yazık ki bugün bile çini sanatına 'yobaz' işi diye bakanların olduğunu unutmamak lazım. Çini'nin sanat olarak değerlendirilmesinin geçmişi çok eskilere dayanmıyor. Henüz istenilen seviyede olmasa da son yıllarda sanatsal açıdan oldukça ilerleme kaydedildi. Ancak, algının değişmesi gerek. "Yobaz işi, cami işi" dendi çiniye. Ne zaman Amerika ve Avrupa ülkeleri tarafından ilgi gösterildi, sanatsal boyutu o zaman önem kazanmaya başladı. Çininin bizim imparatorluk sanatımız olduğu unutulmamalı.

KULLANIM ALANI ÇEŞİTLENDİ
Çini, günümüzde dört ayrı ana gruba ayrılıyor. Mutfak, süs eşyası, mimari ve sanat. Sanatsal üretim ile ticari üretim yapmak farklı olgular. Kütahya çinisi geleneksel tasarım konusunda çok yol almış. Ancak yenilikçi tasarım konusunda eksikler giderilmeli. Endüstriyel tasarımda yeterince deneyim olmadığı görüşleri ise ön plana çıkıyor. Özetle, çinicilik Kütahya'ya can vermeye tüm gücüyle devam ediyor.

