Bankaların tüketiciden aldığı çeşitli masraf ve komisyonlar gibi üreticiden farklı adlarla ücret isteyen marketler, şimdi de 'ürünleri raflara siz yerleştirin', 'stok takibini yapın', 'mağaza bazlı raf yönetimini üstlenin' demeye başladı. Üreticiler, marketlerin dayatmasının maliyetlerini ortalama yüzde 30 artırdığını söylüyor. Bu ek maliyetin fiyatlara yansıtılması durumunda tüketici ürünü daha pahalı almış olacak.

12 AYRI KOMİSYON İSTENİYOR
Büyük zincir marketlere girebilmek için üretici 'hava parası' olarak alınan paranın dışında 12 ayrı maliyet kalemini üstlenmek zorunda. Bunlar arasında raf kirası, listeleme (insert) bedeli, teşhir bedeli, promosyona katılım bedeli, ciro primi, mağaza açılış katkı payı, raf personeli bedeli, aydınlatma, elektrik ve ısıtma giderleri, temizlik giderleri, stok yönetimi maliyeti, dağıtım maliyeti, zayi (bozulma, fire) bedeli bulunuyor. Üretici bu maliyetleri hesap ederek ürün fiyatı belirlemeye çalışıyor. Zincir marketler bu yolla operasyonel maliyetlerini aşağı çekiyor. Yükü doğrudan üreticinin sırtına bindiriyor.

SABAH'a konuşan bir üretici fabrikasından çıkan 1 kilo ürünün 195 TL olduğunu, ürünün rafa konulması için istenen maliyetleri de bu rakamın içine eklediklerini ancak ürünün market rafına 450 TL etiket fiyatıyla konulduğunu söylüyor. Birçok üretici marketlerin dayatmaya başladığı raf yerleştirme ve stok yönetimi sistemine uyum sağlamak için mini lojistik şirketleri kurmaya ve dışarıdan raf yönetimi, sayım ve saha hizmetleri satın almaya başladı.

VADE 12 AYA ÇIKTI!
Maliyet yükü dışında marketler üreticiyi vade kıskacına da almış durumda. Zincir marketlerde geri ödeme vadeleri en iyi ihtimalle 60 günle başlıyor, bazı ürün ve anlaşmalarda bu süre 8 aya, hatta 12 aya kadar uzuyor. Üretici hammaddesini peşin alıp, personel maaşını her ay ödeyip, raf ve operasyon giderlerini üstlenirken sattığı ürünün parasını aylar sonra tahsil edebiliyor. Finansman yükü tamamen üreticinin üzerinde kalıyor.
Bir bakliyat firması sahibi, sistemin geldiği noktayı şu sözlerle özetliyor: "Geçen yıl ödediğimiz raf bedelinin bu yıl iki katı kesilmeye başlandı. İtiraz ederseniz ürününüz raftan indiriliyor. Alternatif satış kanalı yok. Tekel gibi bir yapı var." Marketler ise yeni komisyon bedellerine artan kira, personel ve enerji giderlerini gerekçe gösteriyor. Ancak fiyat artışlarının çoğu zaman maliyet artışının üzerinde gerçekleşmesi, kamuoyunda soru işaretleri yaratıyor. SABAH'ın sahada yaptığı son araştırmalara göre, üretici ile market rafı arasındaki fiyat farkı bazı ürünlerde yüzde 100'lere ulaşmış durumda. Örneğin tüm üretim, lojistik ve operasyonel maliyetlerini karşılayarak bir ürünü 100 TL'ye zincir markete veren bir üretici, aynı ürünü rafta 200 liraya görüyor.

MEYVE VE SEBZE DE AYNI KISKAÇTA
Sorun yalnızca paketli ürünler ve sanayi üreticileriyle sınırlı değil. Meyve ve sebze üreticileri de zincir market modelinden ciddi şekilde etkileniyor. Sebze ve meyve üreticilerinden raf bedeli giriş bedeli, kampanya katkı payı, fire oranı kesintisi, iade ve zayi bedelleri, promosyon zorunluluğu adı altında ücretler alınıyor. Ürün satılamadığında ya da rafta bozulduğunda, bedel yine üreticiden kesiliyor. Market neredeyse hiç risk almadan, tüm ticari riski tarladaki üreticiye yüklüyor. Bu nedenle birçok üret-i ci zincir marketlere ürün vermekten vazgeçiyor; bazıları üretim alanını daraltıyor, bazıları ise tamamen üretimi bırakıyor.
BU MODEL ÜRETİMİ DEĞİL ENFLASYONU BÜYÜTÜR
Ekonomi çevrelerine göre zincir marketlerin maliyetleri aşağıya itip, tahsilatı yukarıda tutan bu modeli kısa vadede kendi bilançolarını güçlendiriyor gibi görünse de orta vadede üretim kaybı, arz daralması ve daha yüksek fiyatlar olarak ekonomiye geri dönüyor.