• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608

kimin eseri?

FETÖ kimin eseri?
Giriş Tarihi: 19.7.2019

Dünyadaki gibi tarikat ve cemaat benzeri örgütleri anlattığımız yazı dizimizin son bölümünde ’nün iç yüzünü ve ’ye ne şekilde saldırdığını anlatacağız. Nasıl musallat oldu, kim arkasında durdu, ne kadar ileri gitti? Hepsi bu yazımızda

15 TEMMUZ VE FETÖ İHANET ÇETESİ (6) - ERHAN ÇALIŞKAN / TOLGA TEKİN

Geçmişi 60 yıllık bir maziye dayanan FETÖ ihanet çetesi, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'ye de Aralık 1949 yılında dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından imzalanan Fulbright Anlaşmasıyla Türkiye'nin tüm kurumlarına siyaset, yargı, bürokrasi, askeri, medya gibi tüm kurumlarına yerleştirilmeye başlanan etki ajanlarının koruması altında bugüne kadar büyüdü ve serpildi. 2000'li yılların başına gelindiğinde yüz bine yakın taraftarının devlet içinde olduğu görülmekteydi.

DARBECİLER ÖRNEK GÖSTERDİ
28 Şubat 1997'deki Postmodern darbesinde FETÖ haricindeki tüm cemaatler ve muhafazakar kesimler ordudan ihraç edilirken, FETÖ terör örgütü elebaşı Gülen'in "başörtüsü teferruattır" sözü diğer cemaatlere 28 Şubat darbecileri tarafından örnek olarak gösteriliyordu. 28 Şubat sürecinde Başbakan olan Milli Görüş'ün kurucusu Necmettin Erbakan ile aynı süreçte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan sonrasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olan ve halen görevini Cumhurbaşkanı olarak sürdüren Recep Tayyip Erdoğan'ın hiçbir zaman FETÖ ile yıldızı barışmadı. FETÖ ihanet çetesine karşı hep uzak duran Başkan Erdoğan'ın bu tavrı, AK Partili yılların başında da devam etti.

DARBE ÇAĞRISI VE MİTİNGLER
2002 seçimleriyle başlayan AK Parti dönemi, büyük çalkantı ve mücadelelerle geçti. Erdoğan Başbakan olmuştu ancak muktedir olmasını engelleyecek her türlü psikolojik harp operasyonu sürmekteydi. Önce darbe çağrılarının yapıldığı Cumhuriyet Mitingleri başladı. "Cumhuriyet Mitingi" adı altında kışkırtmalar sürerken milyonlarca lira para harcanarak topluluklar, otobüslerle il il gösterilere katılmaları için taşınıyordu. Bu arada bazı gazeteler darbe çığırtkanlığı yaparak "genç teğmenler rahatsız" manşetiyle yayın yapıyor, ordunun komuta kademesi üzerinde baskı kurulmaya çalışılıyordu. Çünkü henüz komuta kademesinde yüksek rütbeli FETÖ'cüler bulunmamaktaydı. Törenlerde de CHP'li siyasetçiler orduyu göreve davet ediyordu.

ERDOĞAN REFERANDUM DEDİ
TSK'da daha önce var olan Psikolojik Harp Dairesi Komutanlığı, internet siteleri kurularak hükümet aleyhinde irtica etiketi yapılıyordu. Dünyada ilk defa Anayasa Mahkemesi'ne bir iktidar partisini kapatma davası açılıyordu. Genelkurmay Başkanlığı e-muhtıra bildirisi yayınlıyordu. Tüm bunların üstüne bir de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde eşinin başörtüsü nedeniyle Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesi engelleniyordu. Demokrasiyle seçilen bir iktidara "seçilmiş olsan da bu ülkeyi sana yönettirmeyiz" deniliyordu. İşte tüm bu şartlar altında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha önceleri şapkasını alanlar gibi yapmadı, rest çekti ve Anayasa değişikliği için referanduma gitti. Bu dönemde Amerika'nın tavrı birden bire değişti. Askerler içindeki yüksek rütbeli komutanlar, Amerika'nın aleni baskı ve uyguladığı politikalardan rahatsızdı. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılıç, Avrasyacı tutumuyla "Amerikasız yeni bir dünya kurulur ve gerekirse Türkiye onun içinde yer alır" diyordu.

ABD FETÖ'YE DEVREYE SOKTU
ABD, Türk ordusu içindeki kendi çıkarlarına uymayan başkaldırıya bir ders vermek amacıyla FETÖ'yü devreye soktu. FETÖ ABD'nin desteğiyle Ergenekon ve Balyoz operasyonlarını kullanarak kendi kadrolarına yer açıyor ve siyasi rakiplerini devre dışı bırakıyordu. Bu çalkantılı dönemde FETÖ, emniyet ve yargı içindeki uzantılarıyla sadece ülkeye hizmet ve ümmete yardım etmek bahanesiyle hain emellerini gerçekleştirmek için devlete sızdı.

DEVLET HAREKETE GEÇTİ
Devlet mekanizması, ABD'nin ihanet çetesini devreye almasıyla birlikte kendini savunmak için 30 Ağustos 2011 yılında YAŞ kararlarıyla FETÖ'cüleri ihraç etmeye başlamıştı. Başkan Erdoğan ise FETÖ ile ilgili devletin tüm kurumlarını harekete geçirerek bu konuyla ilgili araştırma yapılması ve reaksiyon alınması talimatını vermişti. Bu arada hain emellerini hayata geçirmek için boş durmayan FETÖ, türlü tuzaklar kuruyordu. Bunlardan biri de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı tutuklatma girişimiydi. Fidan'ın 2012 Şubat ayında savcıya ifade vermesi için çağrılmasıyla MİT krizi patlak verdi. Bu arada hain FETÖ'nün en büyük gelir kaynaklarından olan ve toplumun genç beyinlerini hedef alan dershaneler devlet tarafından kapatıldı.

​EKONOMİK ZİRVEYE GEZİ OLAYLARI DARBESİ
Hızlı bir yükseliş trendi yakalayan Türkiye, durdurulmaya çalışılıyordu. 100 yıldır hüküm süren 1916 yılında batılı devletlerin Ortadoğu'daki petrolü paylaşmak için aralarındaki imzaladıkları sınır anlaşması olan Sykes- Picot Antlaşması artık hükmünü kaybetmek üzereydi. Doğu Akdeniz'deki zengin doğalgaz yataklarının paylaşılması ve İsrail'in güvenliğinin garantiye alınması amacıyla sınırların yeniden çizilmesi gerekiyordu. Batılı ülkelerin Suriye, Irak ve Ortadoğu'daki yeni sınır çizmek için yaptığı girişimleri Türkiye engelliyordu. Bu nedenle FETÖ, Türkiye'yi durdurmak için harekete geçirilmişti. Türkiye ekonomisi tarihinin en iyi dönemini yaşarken ve faizler yüzde 4 gibi en alt seviyelerdeyken Mayıs 2013'te Gezi Olayları patlak verdi ve faizler yüzde 11'e kadar çıktı. Yabancı basın kuruluşları ise Gezi olaylarından bir hafta önce canlı yayın araçlarını kiralamış ve Taksim'de park etmiş adeta bir akbaba gibi bekliyorlardı. Gezi olaylarını 17-25 Aralık Operasyonları takip etti. Sonrasında bu operasyonları izleyen ekonomik ve finansal saldırıların ardı arkası kesilmedi.

ORTAK HEDEF BÜYÜK TÜRKİYE'YE ENGEL OLMAK
Sürece ve büyük resme baktığımız zaman ABD ve batılı ülkelerin yıllardır süren psikolojik harp operasyonları ve ülkemize yerleştirdiği etki ajanları ile demokrasiye inandığını söyleyerek sandıktan çıkan bir hükümeti askeri darbeyle yıkmaya çalışan bir muhalefetin dayatmaları, "Recep Tayyip Erdoğan iktidardan gitsin" düşüncesiyle Batılı ülkelerle işbirliği yapmaktan kaçınmayan siyasetçiler haince davranışları sonucunda ülkemiz 15 Temmuz darbesine doğru itilmiştir. 15 Temmuz darbesiyle Batılı devletlerin tüm operasyonlarına rağmen milletimiz direnmiş ve düşmanı mağlubiyete uğratmıştır. Tüm ortak amaç, küresel güçlerin hedefindeki Türkiye'nin bağımsız bölgesel güç olmasının önüne geçerek Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'da bulunan enerji kaynaklarına ve madenlere yer altı zenginliklerini yağmalamasını engelleyebilecek güce erişmesinin önünü kesmekti. Tüm bu şer odaklarının karşısında Türk devleti ve Türk milleti dini duygularının sömürülmesine müsaade etmeden tüm fikir ayrılıklarını bir kenara bırakarak bağımsız ve güçlü bir Türkiye idealinin arkasında birleşmiştir.

BİTTİ

FETÖ kimin eseri? haberine yapılan yorumlar ( yorum)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
BİZE ULAŞIN