GAZZE'DE yaşam mücadelesi veren kadınlar, maruz kaldıkları sistematik şiddet ve insani krize rağmen dimdik ayakta duruyor. 7 Ekim'den bu yana yapılan soykırımın bilançosu ise ağır oldu. Saldırıların başladığı günden itibaren yaklaşık 11-12 bin Gazzeli kadın öldürüldü. Gazze'de Filistin Sorunu Dergisi'nde gazetecilik yapan ve Han Yunus Belediyesi'nde aktif görevler üstlenen Nesma Barbakh, savaşın başlamasıyla birlikte mesleki kimliğinin yanına "hayatta tutma" misyonunu da ekledi.
AYAKTA KALMAK ZORUNDAYDI
ŞİFA Hastanesi'ndeki doktorların abluka altında kaldığı, kimsenin hareket edemediği en karanlık günlerde, Barbakh ve arkadaşları çadırlar arasında mekik dokudu. "Kimsenin çıkamazsın dediği tehlikeli bölgelere ben gidip geldim, yardım etmeye çalıştım" diyen Barbakh, "Doktorlar Şifa Hastanesi'nde abluka altındaydı, onlara dışarıdan ihtiyaçlarını temin ediyorduk. Gazetecilik yapmak yerine, o an insanlara yardım etmeyi seçtik. Yaşadığımız ve şahit olduğumuz sahneler normal değildi. Ama ayakta kalmak, devam etmek zorundaydık" diye konuştu. "Gazze'de kadın olmak, dünyada Batı'da kadın olmaktan maalesef çok farklı" diyen Barbakh, orada insan olarak yaşam mücadelesi vermenin yanında kadınların hem kendilerini hem de çocuklarını koruma mücadelesi verdiklerini söyledi.
"CANIMI GAZZE'DE BIRAKTIM"
BARBAKH, "Ne 'Dünya Çocuk Hakları Günü' ne 'İnsan Hakları Günü' ne de 'Kadınlar Günü' maalesef bizi kapsamıyor" ifadelerini kullandı. Altı çocuğuyla birlikte Gazze kapıları kapanmadan hemen önce zorlu bir yolculuğa çıkan Barbakh, Mısır ve farklı ülkeler üzerinden Türkiye'ye ulaşmayı başardı. En büyüğü 20, en küçüğü 9 yaşında olan altı evladını güvenli bir limana ulaştırmak için verdiği mücadelenin sonunda önce İzmir'de daha sonra da Ankara'da yaşam mücadelesini sürdürüyor. Yaşadığı ağır stres ve fiziksel yük nedeniyle boyun fıtığı gibi sağlık sorunlarıyla boğuşan Nesma, bugün Ankara'da Kızılay ve sosyal hizmet merkezlerinin desteğiyle çocukları için yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Kendisi ve çocukları Türkiye'de güvenli bir yerde olsa da geride bıraktıklarının acısını hala içinde yaşadığını söyleyen Barbakh, "Türkiye bizim için bir umuttu, o umudun peşinden buraya geldik. Ama canımı orada, Gazze'de bıraktım" dedi.

